İçinde gör olan 6 harfli 16 kelime var. İçerisinde GÖR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gör olan kelimeler listesine ya da sonu gör ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÖRÜCÜ

  1. [isim] Evlenmek isteyen erkek için kız görmeye giden kimse
    • "Zengin olduğumuz için görücüler, bizim bu uzak köşke gelmekten usanmıyorlar." (Ömer Seyfettin)
GÖRECİ

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız bağıntıcı
GÖRELE

  1. [isim] Giresun iline bağlı ilçelerden biri
GÖREME

  1. [isim] Nevşehir iline bağlı, peri bacaları ve kaya kiliseleriyle tanınan kasaba
GÖRGÜL

  1. [sıfat] Bir kurama değil yalnızca görgüye dayalı; ampirik
GÖRECE

  1. [sıfat] Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen; göreceli
    • "Özgürlük görece bir kavramdır, onu oldum olasıya bilmişimdir." (Azra Erhat)
  2. [felsefe] Bakınız bağıntılı
GÖRKEM

  1. [isim] Göz alıcı ve gösterişli olma durumu; alayiş, azamet, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa
GÖRSEL

  1. [sıfat] Görme duyusuyla ilgili olan, görmeye dayanan
GÖRDEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız acı balık
GÖRELİ

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız bağıntılı
GÖRMEK

  1. [-i] Gözle algılamak, seçmek
  2. Anlamak, kavramak, sezmek
    • "Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  3. Yanına gidip konuşmak
    • "Bugün müdürü göreceğim."
  4. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek
  5. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
    • "Hangi memlekete gitsek resmî makamlar kadar halkın da rağbetini görürdük." (Falih Rıfkı Atay)
  6. Yapmak, etmek
    • "İş görmek. Masraf görmek."
  7. [-i, -den] Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak
  8. [nesnesiz] Bir şeye erişmek
    • "Cebi para görmek."
  9. Çok değer vermek
    • "Gözü yalnız parayı görüyor."
  10. [nesnesiz] Bir işleme uğramak
    • "Teftiş görmek."
  11. [nesnesiz] Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak
    • "Ev güneş görüyor."
  12. Ziyaret etmek
  13. Karşılaşmak, rastlaşmak
  14. [-le] Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak
    • "Körler parmaklarıyla görürler."
  15. [nesnesiz] Sahne olmak, geçirmek
    • "Bu ova çok savaş gördü."
  16. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek
  17. Gezmek
    • "Ankara'yı gördün mü?"
  18. [teklifsiz konuşmada] Para vermek
    • "Baba hiç param yok, biraz görsen beni, dediği sabahı minnetle anımsar Ali Bey."
  19. [spor] Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak
GÖRDES

  1. [isim] Manisa iline bağlı ilçelerden biri
GÖRMEZ

  1. [sıfat] Bakınız görme engelli
  2. Göremediği (yer)
    • "Çatalı usullacık aldı, babasının görmez yanından tencereye daldırıp alıcı kuş çevikliğiyle çatalını yeni bir ete batırıverdi." (Orhan Kemal)
GÖRKLÜ

  1. [sıfat, ağızlardan] Güzel, gösterişli
    • "Üstünde, içeri doğru, büyük ve görklü bir yarım ay bükülür." (Salâh Birsel)
İÇGÖRÜ

  1. [isim] Kendi duygularını, kendi kendini anlayabilme yeteneği
ÖNGÖRÜ

  1. [isim] Bir işin ilerisini kestirme veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü