İçinde gör olan 6 harfli 16 kelime var. İçerisinde GÖR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gör olan kelimeler listesine ya da sonu gör ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÖRÜCÜ
-
-
[isim]
Evlenmek isteyen erkek için kız görmeye giden kimse
- "Zengin olduğumuz için görücüler, bizim bu uzak köşke gelmekten usanmıyorlar."
-
[isim]
Evlenmek isteyen erkek için kız görmeye giden kimse
- GÖRECİ
-
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız bağıntıcı
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız bağıntıcı
- GÖRELE
-
-
[isim]
Giresun iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Giresun iline bağlı ilçelerden biri
- GÖREME
-
-
[isim]
Nevşehir iline bağlı, peri bacaları ve kaya kiliseleriyle tanınan kasaba
-
[isim]
Nevşehir iline bağlı, peri bacaları ve kaya kiliseleriyle tanınan kasaba
- GÖRGÜL
-
-
[sıfat]
Bir kurama değil yalnızca görgüye dayalı; ampirik
-
[sıfat]
Bir kurama değil yalnızca görgüye dayalı; ampirik
- GÖRECE
-
-
[sıfat]
Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen; göreceli
- "Özgürlük görece bir kavramdır, onu oldum olasıya bilmişimdir."
-
[felsefe]
Bakınız bağıntılı
-
[sıfat]
Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen; göreceli
- GÖRKEM
-
-
[isim]
Göz alıcı ve gösterişli olma durumu; alayiş, azamet, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa
-
[isim]
Göz alıcı ve gösterişli olma durumu; alayiş, azamet, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa
- GÖRSEL
-
-
[sıfat]
Görme duyusuyla ilgili olan, görmeye dayanan
-
[sıfat]
Görme duyusuyla ilgili olan, görmeye dayanan
- GÖRDEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız acı balık
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız acı balık
- GÖRELİ
-
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız bağıntılı
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız bağıntılı
- GÖRMEK
-
-
[-i]
Gözle algılamak, seçmek
-
Anlamak, kavramak, sezmek
- "Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin."
-
Yanına gidip konuşmak
- "Bugün müdürü göreceğim."
-
Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek
-
Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
- "Hangi memlekete gitsek resmî makamlar kadar halkın da rağbetini görürdük."
-
Yapmak, etmek
- "İş görmek. Masraf görmek."
-
[-i, -den]
Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak
-
[nesnesiz]
Bir şeye erişmek
- "Cebi para görmek."
-
Çok değer vermek
- "Gözü yalnız parayı görüyor."
-
[nesnesiz]
Bir işleme uğramak
- "Teftiş görmek."
-
[nesnesiz]
Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak
- "Ev güneş görüyor."
-
Ziyaret etmek
-
Karşılaşmak, rastlaşmak
-
[-le]
Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak
- "Körler parmaklarıyla görürler."
-
[nesnesiz]
Sahne olmak, geçirmek
- "Bu ova çok savaş gördü."
-
Saymak, herhangi bir şey gibi görmek
-
Gezmek
- "Ankara'yı gördün mü?"
-
[teklifsiz konuşmada]
Para vermek
- "Baba hiç param yok, biraz görsen beni, dediği sabahı minnetle anımsar Ali Bey."
-
[spor]
Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak
-
[-i]
Gözle algılamak, seçmek
- GÖRDES
-
-
[isim]
Manisa iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Manisa iline bağlı ilçelerden biri
- GÖRMEZ
-
-
[sıfat]
Bakınız görme engelli
-
Göremediği (yer)
- "Çatalı usullacık aldı, babasının görmez yanından tencereye daldırıp alıcı kuş çevikliğiyle çatalını yeni bir ete batırıverdi."
-
[sıfat]
Bakınız görme engelli
- GÖRKLÜ
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Güzel, gösterişli
- "Üstünde, içeri doğru, büyük ve görklü bir yarım ay bükülür."
-
[sıfat, ağızlardan]
Güzel, gösterişli
- İÇGÖRÜ
-
-
[isim]
Kendi duygularını, kendi kendini anlayabilme yeteneği
-
[isim]
Kendi duygularını, kendi kendini anlayabilme yeteneği
- ÖNGÖRÜ
-
-
[isim]
Bir işin ilerisini kestirme veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma
-
[isim]
Bir işin ilerisini kestirme veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma