İçinde g olan 5 harfli 438 kelime var. İçerisinde G harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında g harfi olan kelimeler listesine ya da sonu g harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GAZAP

Kelime Kökeni: Arapça ġażab

  1. [isim] Bakınız öfke
    • "En önde Tevfik, en arkada cüce, birbirinin ayaklarına basarak Emine'nin gazabından sokağa fırladılar, karanlıkta birdenbire kayboldular." (Halide Edip Adıvar)
GEDME

  1. [isim] Gedmek işi
GÖĞÜS

  1. [isim] Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü; bağır, sine
  2. Bu vücut bölümünün ön tarafı; döş, sırt karşıtı
    • "Genç ve meçhul kadın çocuğunu göğsüne basarak girdi." (Aka Gündüz)
  3. Bu bölümün içindeki organlar
  4. [mecaz] Bakınız meme
    • "Vücudumun etliliğinden, göğsümün dolgunluğundan, elbiselerim dar gelirdi." (Sermet Muhtar Alus)
GIRLA

  1. [zarf, teklifsiz konuşmada] Bakınız alabildiğine
    • "Elbette ya... O köşkte uşaklar, bahçıvanlar gırla." (Haldun Taner)
GAZAL

Kelime Kökeni: Arapça ġazāl

  1. [isim, eskimiş, hayvan bilimi] Bakınız ceylan
DERGİ

  1. [isim] Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın; bülten, mecmua
GUDDE

Kelime Kökeni: Arapça ġudde

  1. [isim, eskimiş, anatomi] Bakınız beze (I)
ANGIN

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız ünlü
GAMZE

Kelime Kökeni: Arapça ġamze

  1. [isim] Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur
    • "Böyle gülümsediği zaman ağzının iki yanında iki şirin gamze belirirdi." (Haldun Taner)
  2. [eskimiş] Yan bakış, göz süzme, sitemli bakma
    • "Elif kaşlarını çatar / Gamzesi sineme batar" (Karacaoğlan)
GÖBEL

  1. [isim, ağızlardan] Kimsesiz, başıboş çocuk
  2. Yaramaz çocuk
  3. Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılan toprak tepecikler
GÖBEK

  1. [isim] İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk
    • "Düğmeleri birer birer açtı göbeğine dek." (Zeyyat Selimoğlu)
  2. Yağ bağlamış şişman karın
  3. Şehir, ülke vb.nin orta kısmı
    • "İsviçre'nin göbeğinde, nerede ise bilmem kaçıncı Türk Moskof muharebesi patlamak üzere idi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı
  5. Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim
    • "Bu halının göbeği pek zarif."
  6. Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada
  7. Bakınız poyra
  8. Değirmen taşının ortası
  9. Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva
  10. [anatomi] Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer
  11. [toplum bilimi] Bakınız kuşak
    • "Temiz bir isim, züğürt evlatlarda ancak bir, nihayet iki göbek dayanabilir." (Reşat Nuri Güntekin)
  12. [teknik] Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça
GEDİK

  1. [isim] Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık; rahne
    • "Kalenin gedikleri / Şekerdir yedikleri" (Halk türküsü)
  2. Dağ geçidi
  3. [mecaz] Boşluk, eksiklik
    • "Kanunların gediğinden alabildiğine yararlanıp küpünü doldurmuş bir açıkgözdü." (Haldun Taner)
  4. [mecaz] Güçlük, güç durum
    • "Gedikten kurtulmak."
  5. [askerlik] Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer
  6. [tarih] Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak; imtiyaz
  7. [eskimiş] Eksik dişli
IRGAT

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Tarım işçisi; rençper
    • "Ayakaltında bir ırgat veya başüstünde bir ana işlerinizi görür." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Yapı işçisi
  3. [denizcilik] Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat
    • "İçlerinden bir gönüllü istedim, başüstüne gidip ırgatı çalıştıracak güçte bir adam." (Zeyyat Selimoğlu)
ÜÇGÜL

  1. [isim, bitki bilimi] Bir tür yonca
ANGUT

  1. [isim, hayvan bilimi] Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea)
  2. [argo] Hareketlerinde, durumunda bir incelik olmayan, görgüsüz (kimse)
    • "Bu saldırgan angutlar, kuru gürültüden başka bir şey değildir." (Salâh Birsel)
YAYGI

  1. [isim] Yere veya döşeme üzerine serilen örtü; savan
    • "En iyi yer orasıdır, yaygınızı oraya yayın!" (Halide Edip Adıvar)
DOGMA

Kelime Kökeni: Yunanca

  1. [isim] Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi
  2. [felsefe] Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav; nas, inak
    • "Dogmaların en geçerli olduğu alan din alanıdır, burada yalnızca inanılır." (Melih Cevdet Anday)
GÜMÜŞ

  1. [isim, kimya] Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element; sim (I), arjante (simgesi Ag)
  2. [sıfat] Bu elementten yapılmış; arjante
    • "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı." (Yahya Kemal Beyatlı)
DOLGU

  1. [isim] Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde
    • "Diş dolgusu."
  2. Toprak doldurma işlemi
  3. Bu işlemin sonucu
  4. [madencilik] Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme
ÖRGÜN

  1. [sıfat] Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü