İçinde gö olan 9 harfli 96 kelime var. İçerisinde GÖ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gö olan kelimeler listesine ya da sonu gö ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÖRECELİK

  1. [isim, felsefe] Bakınız bağıntılılık
    • "Zamanı salt görecelik açısından değil, dille hesaplaşma gibi bir edebiyat sorunu olarak önümde bulacağımı sezmiştim." (Adalet Ağaoğlu)
GÖKBALİNA

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız mavibalina
GÖRÜŞÜLME

  1. [isim] Görüşülmek işi
GÖRMÜŞLÜK

  1. [isim] Bir şeyi görmüş olma durumu
    • "Bu adamı görmüşlüğüm var."
GÖZLEMEVİ

  1. [isim, gök bilimi] Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer; rasathane, observatuvar
AÇGÖZLÜCE

  1. [zarf] Açgözlüye yaraşır bir biçimde
    • "Vatan haini, ister aileden zengin ister yoksulluktan gelerek zengin olmuş olsun, zenginliğine zenginlik, gücüne güç katma hırsıyla açgözlüce hareket eden ve düşünendir." (İbrahim Sarı)
GÖZSÜZLÜK

  1. [isim] Gözsüz olma durumu
BALIKGÖZÜ

  1. [isim] Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik vb.nden yapılmış halka
GÖMLEKSİZ

  1. [sıfat] Gömleği olmayan
GÖNDERMEK

  1. [-e, -i] Bir yere doğru yola çıkarmak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak; yollamak, irsal etmek
    • "Hepimizi esir edip Malta'ya gönderecekleri ağızlarda dolaşıyordu." (Halide Edip Adıvar)
  2. Yetki vererek gitmesini sağlamak
  3. Bir kaynaktan çıkıp gelmek, ulaşmak
    • "Güneş Dünya'ya ısı ve ışık gönderir."
  4. Yolcu etmek
  5. Araştırma, yazışma vb.nde kaynak kişiye veya esere işaret etmek, atıf yapmak
GÖÇERTMEK

  1. [-i] Bir şeyin çökmesine sebep olmak
    • "Bastığı yeri göçertiyor."
GÖRKEMSİZ

  1. [sıfat] Görkemi olmayan; debdebesiz, ihtişamsız, şaşaasız, şatafatsız, tantanasız
GÖZETLEME

  1. [isim] Gözetlemek işi; dikiz, dikizleme, erkete
    • "Çömeldiği yerden gizli gizli cevizlerin altını gözetlemeye başladı." (Osman Cemal Kaygılı)
GÖMÜVERME

  1. [isim] Gömüvermek işi
PARAGÖZLÜ

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız paragöz
    • "Hayatımda hiçbir zaman menfaat gütmedim, paragözlü olmadım." (Sermet Muhtar Alus)
GÖTÜRÜLÜŞ

  1. [isim] Götürülmek işi
GÖZLÜKSÜZ

  1. [sıfat] Gözlüğü olmayan, gözlük takmamış olan
GÖSTERMEK

  1. [-i] Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek
    • "Vitrindeki oyuncağı parmağıyla gösterdi."
  2. [-e, -i] Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak; çıkarmak
    • "Size kitaplarımı göstereyim."
  3. Belirtmek, anlatmak
    • "Bu söz onun iyi niyetini gösteriyor."
  4. [-e] Bir şeyin etkisi altında tutulmak
    • "Güneşe göstermek. Aleve göstermek."
  5. [-e] Kanıtla inandırmak
    • "Bunun böyle olduğunu size göstereceğim."
  6. [nesnesiz] Öğretmek, açıklamak
    • "Yol göstermek."
  7. [-e, nesnesiz] Yapmasını söylemek, görevlendirmek
    • "Size ne iş gösterdiler?"
  8. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek
    • "Bu, seni ablandan daha şirin gösteriyor, emin ol!" (Reşat Nuri Güntekin)
  9. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak
    • "Gerçekleri çarpıtarak gösteriyor."
  10. [nesnesiz] Görünmek, benzemek
  11. [yardımcı fiil] Etmek
    • "İtaat göstermek. Dayanışma göstermek."
  12. [-e, mecaz] Sert bir biçimde karşılık vermek
    • "Anası da babasının küfürlerini tekrarlıyor, evde ona göstereceğini söylüyor, gözlerini açıyor, başını sallıyordu." (Ömer Seyfettin)
HOŞGÖRÜCÜ

  1. [sıfat] Bakınız hoşgörülü
GÖSTERGEÇ

  1. [isim, fizik] Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet; monitör
  2. Ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden niteliğini denetleyen alet; monitör
  3. [teknik] Bakınız monitör
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü