İçinde gö olan 9 harfli 96 kelime var. İçerisinde GÖ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gö olan kelimeler listesine ya da sonu gö ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÖRECELİK
-
-
[isim, felsefe]
Bakınız bağıntılılık
- "Zamanı salt görecelik açısından değil, dille hesaplaşma gibi bir edebiyat sorunu olarak önümde bulacağımı sezmiştim."
-
[isim, felsefe]
Bakınız bağıntılılık
- GÖKBALİNA
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız mavibalina
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız mavibalina
- GÖRÜŞÜLME
-
-
[isim]
Görüşülmek işi
-
[isim]
Görüşülmek işi
- GÖRMÜŞLÜK
-
-
[isim]
Bir şeyi görmüş olma durumu
- "Bu adamı görmüşlüğüm var."
-
[isim]
Bir şeyi görmüş olma durumu
- GÖZLEMEVİ
-
-
[isim, gök bilimi]
Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer; rasathane, observatuvar
-
[isim, gök bilimi]
Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer; rasathane, observatuvar
- AÇGÖZLÜCE
-
-
[zarf]
Açgözlüye yaraşır bir biçimde
- "Vatan haini, ister aileden zengin ister yoksulluktan gelerek zengin olmuş olsun, zenginliğine zenginlik, gücüne güç katma hırsıyla açgözlüce hareket eden ve düşünendir."
-
[zarf]
Açgözlüye yaraşır bir biçimde
- GÖZSÜZLÜK
-
-
[isim]
Gözsüz olma durumu
-
[isim]
Gözsüz olma durumu
- BALIKGÖZÜ
-
-
[isim]
Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik vb.nden yapılmış halka
-
[isim]
Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik vb.nden yapılmış halka
- GÖMLEKSİZ
-
-
[sıfat]
Gömleği olmayan
-
[sıfat]
Gömleği olmayan
- GÖNDERMEK
-
-
[-e, -i]
Bir yere doğru yola çıkarmak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak; yollamak, irsal etmek
- "Hepimizi esir edip Malta'ya gönderecekleri ağızlarda dolaşıyordu."
-
Yetki vererek gitmesini sağlamak
-
Bir kaynaktan çıkıp gelmek, ulaşmak
- "Güneş Dünya'ya ısı ve ışık gönderir."
-
Yolcu etmek
-
Araştırma, yazışma vb.nde kaynak kişiye veya esere işaret etmek, atıf yapmak
-
[-e, -i]
Bir yere doğru yola çıkarmak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak; yollamak, irsal etmek
- GÖÇERTMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin çökmesine sebep olmak
- "Bastığı yeri göçertiyor."
-
[-i]
Bir şeyin çökmesine sebep olmak
- GÖRKEMSİZ
-
-
[sıfat]
Görkemi olmayan; debdebesiz, ihtişamsız, şaşaasız, şatafatsız, tantanasız
-
[sıfat]
Görkemi olmayan; debdebesiz, ihtişamsız, şaşaasız, şatafatsız, tantanasız
- GÖZETLEME
-
-
[isim]
Gözetlemek işi; dikiz, dikizleme, erkete
- "Çömeldiği yerden gizli gizli cevizlerin altını gözetlemeye başladı."
-
[isim]
Gözetlemek işi; dikiz, dikizleme, erkete
- GÖMÜVERME
-
-
[isim]
Gömüvermek işi
-
[isim]
Gömüvermek işi
- PARAGÖZLÜ
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız paragöz
- "Hayatımda hiçbir zaman menfaat gütmedim, paragözlü olmadım."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız paragöz
- GÖTÜRÜLÜŞ
-
-
[isim]
Götürülmek işi
-
[isim]
Götürülmek işi
- GÖZLÜKSÜZ
-
-
[sıfat]
Gözlüğü olmayan, gözlük takmamış olan
-
[sıfat]
Gözlüğü olmayan, gözlük takmamış olan
- GÖSTERMEK
-
-
[-i]
Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek
- "Vitrindeki oyuncağı parmağıyla gösterdi."
-
[-e, -i]
Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak; çıkarmak
- "Size kitaplarımı göstereyim."
-
Belirtmek, anlatmak
- "Bu söz onun iyi niyetini gösteriyor."
-
[-e]
Bir şeyin etkisi altında tutulmak
- "Güneşe göstermek. Aleve göstermek."
-
[-e]
Kanıtla inandırmak
- "Bunun böyle olduğunu size göstereceğim."
-
[nesnesiz]
Öğretmek, açıklamak
- "Yol göstermek."
-
[-e, nesnesiz]
Yapmasını söylemek, görevlendirmek
- "Size ne iş gösterdiler?"
-
Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek
- "Bu, seni ablandan daha şirin gösteriyor, emin ol!"
-
Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak
- "Gerçekleri çarpıtarak gösteriyor."
-
[nesnesiz]
Görünmek, benzemek
-
[yardımcı fiil]
Etmek
- "İtaat göstermek. Dayanışma göstermek."
-
[-e, mecaz]
Sert bir biçimde karşılık vermek
- "Anası da babasının küfürlerini tekrarlıyor, evde ona göstereceğini söylüyor, gözlerini açıyor, başını sallıyordu."
-
[-i]
Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek
- HOŞGÖRÜCÜ
-
-
[sıfat]
Bakınız hoşgörülü
-
[sıfat]
Bakınız hoşgörülü
- GÖSTERGEÇ
-
-
[isim, fizik]
Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet; monitör
-
Ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden niteliğini denetleyen alet; monitör
-
[teknik]
Bakınız monitör
-
[isim, fizik]
Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet; monitör