İçinde gö olan 7 harfli 83 kelime var. İçerisinde GÖ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gö olan kelimeler listesine ya da sonu gö ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÖZETME
-
-
[isim]
Gözetmek işi
- "Yeryüzünde bir başına değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerekir."
-
[isim]
Gözetmek işi
- GÖREVLİ
-
-
[sıfat]
Görevi olan; vazifeli, işyar
- "Herkesi kendisine hizmetle görevli sanırdı."
-
[isim]
Bakınız memur
-
[sıfat]
Görevi olan; vazifeli, işyar
- ÖNGÖRME
-
-
[isim]
Öngörmek işi
-
[isim]
Öngörmek işi
- GÖSTERİ
-
-
[isim]
İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun
- "Uçakların uçuş gösterileri."
-
Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması; nümayiş
-
Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi
- "Sinematekte film gösterileri başladı."
-
Genellikle şarkı, dans vb.nin yer aldığı eğlence; şov
-
Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahüratı
-
[isim]
İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun
- AÇIKGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- "Bu insanların alabildiğine açıkgöz ve çakır pençe olduklarını bir kere daha anlardık."
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- GÖZETİM
-
-
[isim]
Gözetmek işi; nezaret
- "Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır."
-
[hukuk]
Bakınız gözaltı
-
[isim]
Gözetmek işi; nezaret
- GÖZDAĞI
-
-
[isim, mecaz]
Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma
- "Küfürlerin arasında duyduğu sözlerden, bu gözdağının sabahki olayla ilintili olduğunu anlar gibiydi."
-
[isim, mecaz]
Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma
- GÖVDELİ
-
-
[sıfat]
İri yapılı olan
-
[sıfat]
İri yapılı olan
- GÖRÜNME
-
-
[isim]
Görünmek işi; teberrüz
- "Sabaha karşı Sevgi odaya girdiğinde gelişini duydu ama uyur gibi görünmeyi doğru buldu."
-
[isim]
Görünmek işi; teberrüz
- GÖZETİŞ
-
-
[isim]
Gözetmek işi
-
[isim]
Gözetmek işi
- GÖRÜNGE
-
-
[isim]
Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü; perspektif
- "Romanda gerçek kişileri arayanlar roman sanatına pek dar görüngelerden yaklaşıyorlar."
-
[isim]
Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü; perspektif
- PARAGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse); para canlısı, paragözlü
- "Bundan dolayı bu paragöz adamın sırf körpeliğinden dolayı aldığı ufak tefek kızcağızı herkes görmek istiyordu."
-
[sıfat, mecaz]
Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse); para canlısı, paragözlü
- GÖÇELGE
-
-
[isim, ağızlardan]
Göçülen yer
-
[isim, ağızlardan]
Göçülen yer
- HORGÖRÜ
-
-
[isim]
Bir kimseyi, bir hareketi küçük görme, değersiz bulma
- "Yanlarından geçtiği atkılı, eldivenli, kalın paltolu insanlara horgörüyle baktı, ‘kenterler!’ dedi dişlerinin arasından."
-
[isim]
Bir kimseyi, bir hareketi küçük görme, değersiz bulma
- GÖRGÜLÜ
-
-
[sıfat]
Görgüsü olan
- "Bildiğini iyi bilen, görgülü, kendine güveni tam olan bir erkekti."
-
[sıfat]
Görgüsü olan
- GÖBELEZ
-
-
[isim, ağızlardan]
Köpek yavrusu
-
[isim, ağızlardan]
Köpek yavrusu
- GÖRMECE
-
-
[zarf]
Görmek koşuluyla
-
[sıfat]
Karşılıklı görmeye dayalı olarak yapılan
-
[zarf]
Görmek koşuluyla
- GÖLBAŞI
-
-
[isim]
Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri
-
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri
- KUŞGÖZÜ
-
-
[isim, mimarlık]
Ev, villa vb. konutların çatı katlarını aydınlatmaya yarayan küçük pencere
-
[isim, mimarlık]
Ev, villa vb. konutların çatı katlarını aydınlatmaya yarayan küçük pencere
- İÇGÖRÜR
- ...