İçinde fa olan 7 harfli 110 kelime var. İçerisinde FA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında fa olan kelimeler listesine ya da sonu fa ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Fa Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A F

2 Harfli Kelimeler

AF, FA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KOFALIK

  1. [isim] Kofanın çok bulunduğu yer
CEFAKEŞ

Kelime Kökeni: Arapça cefā + Farsça -keş

  1. [sıfat] Cefa çeken, sıkıntıya katlanan; cefakâr
    • "Bu, cefakeş bir işçi kadının hikâyesiydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
İFADELİ

  1. [sıfat] Belli bir ifade taşıyan
SOFASIZ

  1. [sıfat] sofası olmayan
OFANSİF

Kelime Kökeni: Fransızca offensive

  1. [sıfat, spor] Atağa dayalı
UFALTMA

  1. [isim] Ufaltmak işi
MAHFAZA

Kelime Kökeni: Arapça maḥfaẓa

  1. [isim] İçinde küpe, yüzük, bilezik vb. mücevherlerin saklandığı küçük, kapalı kutu
    • "Kadife bir mahfazayı usulcacık karısının yastığının altına koydu." (Ercüment Ekrem Talu)
İRTİFAK

Kelime Kökeni: Arapça irtifāḳ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız dayanma
CEFAKAR

Kelime Kökeni: Arapça cefā + Farsça -kār

  1. [sıfat] Eziyet eden, eziyet veren
  2. Bakınız cefakeş
    • "Benim anam cefakâr bir kadındı Gülnaz." (Şükran Engin Atmaca)
BİLFARZ

Kelime Kökeni: Arapça bi'l-farż

  1. [bağlaç, eskimiş] Bakınız söz gelişi
FAALLİK

  1. [isim] Bakınız etkinlik
FAZİLET

Kelime Kökeni: Arapça fażīlet

  1. [isim] Bakınız erdem
    • "Onun iyiliğini, faziletini, şan ve şerefini görmek benim saadetimdir." (Aka Gündüz)
FAZLACA

  1. [zarf] Bakınız çokça
    • "Belki sorumluluklarım fazlaydı, belki kendimi okumaya fazlaca veriyordum." (Ayla Kutlu)
REFAHLI

  1. [sıfat] Bakınız gönençli
    • "Bu mesut ve refahlı hayat güzel güzel, arızasız geçerken ne kıyametler koptu." (Refik Halit Karay)
DEFAKTO

Kelime Kökeni: Latince

  1. [sıfat] Uygulamada olan
KEFALET

Kelime Kökeni: Arapça kefālet

  1. [isim, hukuk] Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik
    • "O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış." (Abdülhak Şinasi Hisar)
FARIMAK

  1. [nesnesiz] Güçsüz düşmek, yorulmak
  2. Eskimek, yıpranmak
  3. Vazgeçmek, usanmak
    • "Sakin olsam bu sevdadan farısam / Balsız kovan gibi bomboş olurum" (Âşık Veysel)
  4. [ağızlardan] Bakınız yaşlanmak
KİFAYET

Kelime Kökeni: Arapça kifāyet

  1. [isim] Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme
  2. Bakınız yeterlilik
VEFAKAR

Kelime Kökeni: Arapça vefā + Farsça -kār

  1. [sıfat] Vefası olan, sevgisi geçici olmayan; hakikatli, vefalı
    • "İftihar duyarak sadık ve vefakâr bir ömür sürmektedir." (Refik Halit Karay)
KEFARET

Kelime Kökeni: Arapça keffāret

  1. [isim, din bilimi] İşlenmiş bir günah, suç veya kabahatin bağışlanması için dinî bakımdan verilmesi veya yapılması gereken şey
  2. Bakınız diyet (I)
    • "Onu sevmek bile hayatımın kefareti oluyor." (Aka Gündüz)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü