İçinde fa olan 7 harfli 110 kelime var. İçerisinde FA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında fa olan kelimeler listesine ya da sonu fa ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Fa Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AF, FA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KOFALIK
-
-
[isim]
Kofanın çok bulunduğu yer
-
[isim]
Kofanın çok bulunduğu yer
- CEFAKEŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça cefā + Farsça -keş
-
[sıfat]
Cefa çeken, sıkıntıya katlanan; cefakâr
- "Bu, cefakeş bir işçi kadının hikâyesiydi."
-
[sıfat]
Cefa çeken, sıkıntıya katlanan; cefakâr
- İFADELİ
-
-
[sıfat]
Belli bir ifade taşıyan
-
[sıfat]
Belli bir ifade taşıyan
- SOFASIZ
-
-
[sıfat]
sofası olmayan
-
[sıfat]
sofası olmayan
- OFANSİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca offensive
-
[sıfat, spor]
Atağa dayalı
-
[sıfat, spor]
Atağa dayalı
- UFALTMA
-
-
[isim]
Ufaltmak işi
-
[isim]
Ufaltmak işi
- MAHFAZA
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥfaẓa
-
[isim]
İçinde küpe, yüzük, bilezik vb. mücevherlerin saklandığı küçük, kapalı kutu
- "Kadife bir mahfazayı usulcacık karısının yastığının altına koydu."
-
[isim]
İçinde küpe, yüzük, bilezik vb. mücevherlerin saklandığı küçük, kapalı kutu
- İRTİFAK
-
Kelime Kökeni: Arapça irtifāḳ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dayanma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dayanma
- CEFAKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça cefā + Farsça -kār
-
[sıfat]
Eziyet eden, eziyet veren
-
Bakınız cefakeş
- "Benim anam cefakâr bir kadındı Gülnaz."
-
[sıfat]
Eziyet eden, eziyet veren
- BİLFARZ
-
Kelime Kökeni: Arapça bi'l-farż
-
[bağlaç, eskimiş]
Bakınız söz gelişi
-
[bağlaç, eskimiş]
Bakınız söz gelişi
- FAALLİK
-
-
[isim]
Bakınız etkinlik
-
[isim]
Bakınız etkinlik
- FAZİLET
-
Kelime Kökeni: Arapça fażīlet
-
[isim]
Bakınız erdem
- "Onun iyiliğini, faziletini, şan ve şerefini görmek benim saadetimdir."
-
[isim]
Bakınız erdem
- FAZLACA
-
-
[zarf]
Bakınız çokça
- "Belki sorumluluklarım fazlaydı, belki kendimi okumaya fazlaca veriyordum."
-
[zarf]
Bakınız çokça
- REFAHLI
-
-
[sıfat]
Bakınız gönençli
- "Bu mesut ve refahlı hayat güzel güzel, arızasız geçerken ne kıyametler koptu."
-
[sıfat]
Bakınız gönençli
- DEFAKTO
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[sıfat]
Uygulamada olan
-
[sıfat]
Uygulamada olan
- KEFALET
-
Kelime Kökeni: Arapça kefālet
-
[isim, hukuk]
Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik
- "O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış."
-
[isim, hukuk]
Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik
- FARIMAK
-
-
[nesnesiz]
Güçsüz düşmek, yorulmak
-
Eskimek, yıpranmak
-
Vazgeçmek, usanmak
- "Sakin olsam bu sevdadan farısam / Balsız kovan gibi bomboş olurum"
-
[ağızlardan]
Bakınız yaşlanmak
-
[nesnesiz]
Güçsüz düşmek, yorulmak
- KİFAYET
-
Kelime Kökeni: Arapça kifāyet
-
[isim]
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme
-
Bakınız yeterlilik
-
[isim]
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme
- VEFAKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça vefā + Farsça -kār
-
[sıfat]
Vefası olan, sevgisi geçici olmayan; hakikatli, vefalı
- "İftihar duyarak sadık ve vefakâr bir ömür sürmektedir."
-
[sıfat]
Vefası olan, sevgisi geçici olmayan; hakikatli, vefalı
- KEFARET
-
Kelime Kökeni: Arapça keffāret
-
[isim, din bilimi]
İşlenmiş bir günah, suç veya kabahatin bağışlanması için dinî bakımdan verilmesi veya yapılması gereken şey
-
Bakınız diyet (I)
- "Onu sevmek bile hayatımın kefareti oluyor."
-
[isim, din bilimi]
İşlenmiş bir günah, suç veya kabahatin bağışlanması için dinî bakımdan verilmesi veya yapılması gereken şey