İçinde fa olan 5 harfli 67 kelime var. İçerisinde FA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında fa olan kelimeler listesine ya da sonu fa ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Fa Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AF, FA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FANTİ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
İskambilde oğlan, bacak veya vale adlarıyla bilinen kâğıt
-
[isim]
İskambilde oğlan, bacak veya vale adlarıyla bilinen kâğıt
- FALCI
-
-
[isim]
Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse; bakıcı, bakımcı
- "Bütün falcılar bize geleceğimizdeki mutluluğu muştularlar."
-
[isim]
Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse; bakıcı, bakımcı
- HALFA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥalfe
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, lifleri ip, çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki (Sitipa tenacissima)
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, lifleri ip, çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki (Sitipa tenacissima)
- FAYDA
-
Kelime Kökeni: Arapça fāʾide
-
[isim]
Bakınız yarar
- "Biz bu işlerde fayda görmedik."
-
[isim]
Bakınız yarar
- İRFAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿirfān
-
[isim]
Bilme, anlama, sezme
- "Zira onun irfan seviyesi hakkında malumatım pek azdır."
-
Gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziş
-
[mecaz]
Bakınız kültür
- "En büyük emelim, maarif vekili olarak yurdumun irfanını yükseltmektir."
-
[isim]
Bilme, anlama, sezme
- FALEZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca falaise
-
[isim, coğrafya]
Bakınız yalı yar
-
[isim, coğrafya]
Bakınız yalı yar
- REFAH
-
Kelime Kökeni: Arapça refāh
-
[isim]
Bakınız gönenç
- "Sağlığında borç içinde olmakla beraber müthiş bir refah havası içinde yüzen aile beş parasız kalıyor."
-
[isim]
Bakınız gönenç
- İFADE
-
Kelime Kökeni: Arapça ifāde
-
[isim]
Bakınız anlatım
- "Bu kitabın bende hazin bir intiba bıraktığını söylersem yanlış bir ifadede bulunmamış olurum."
-
Bakınız deyiş
- "Not ettiklerimi bir ağzın ifadesi şekline sokarak size okutacağım."
-
Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü
- "Sakalı yeni çıkmış yüzünde çocukça ifadeler uçuyordu."
-
[hukuk]
Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama
- "Onun ifadesini henüz dosyada görmedim."
-
[felsefe]
Bakınız dışa vurum
-
[isim]
Bakınız anlatım
- LENFA
-
Kelime Kökeni: Fransızca lymphe
-
[isim, anatomi]
Bakınız lenf
-
[isim, anatomi]
Bakınız lenf
- TAYFA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭāʾife
-
[isim, denizcilik]
Gemide türlü işlerde çalıştırılan sefer işçisi; uşak
- "Kayıkta hem ben hem de tayfam uyandık."
-
Bu sefer işçilerinin topluluğu
- "Esrarkeş, serseri tayfası hava almak için çıkar, balık tutar, getirir kasabaya, satarlar."
-
Zeytin toplayan işçi
-
[kaba konuşmada]
Bir adamın yanında bulunan yardakçılar; koşuntu
-
[isim, denizcilik]
Gemide türlü işlerde çalıştırılan sefer işçisi; uşak
- İĞFAL
-
Kelime Kökeni: Arapça iġfāl
-
[isim]
Bir kadını aldatma, baştan çıkarma
-
Bir kızın veya kadının ırzına geçme; tecavüz etme
-
[eskimiş]
Aldatma, ayartma, kandırma, baştan çıkarma
- "Geniş bir cephede çıkarılacak ufak ufak keşif kollarıyla düşmanın iğfali de mümkündür."
-
[isim]
Bir kadını aldatma, baştan çıkarma
- FAHİŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça fāḥiş
-
[sıfat]
Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla olan
-
Ahlaka ve törelere uygun olmayan
-
[sıfat]
Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla olan
- FALSO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca falso
-
[isim]
Yanlış davranış
- "Bu iyi adamın şu kadarcık cehaleti ve falsosunu hoş görmeli."
-
[müzik]
Bir parça çalınır veya söylenirken yapılan nota yanlışlığı
- "Ahenge falso, kalın erkek sesleri de karıştı."
-
Bakınız yanlışlık
- "Piyes falsoları, yersiz mizansenleriyle devam ediyor."
-
[spor]
Topun rakip oyuncuları yanıltacak biçimde eğri gitmesi
-
[isim]
Yanlış davranış
- AFAKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça āfāḳī
-
[sıfat]
Gereksiz, önemsiz (söz)
- "Biraz afaki sohbetten sonra oradan kalktık."
-
Bir kaynağa dayanmayan, hayalî olan
-
[sıfat]
Gereksiz, önemsiz (söz)
- KALFA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalīfe
-
[isim]
Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı
- "Kalfalar, dükkân sahipleri, çıraklar, su dolu helkeleriyle dükkânlarından fırlıyor."
-
Mimar yardımcısı
-
[eskimiş]
Saraylarda ve büyük konaklarda halayıkların başında bulunan kadın
-
[eskimiş]
İptidailerde hoca yardımcısı
-
[eskimiş]
Çocukları evlerinden alarak okula, okuldan evlerine götüren kimse
- "Evin içinde yaşlı bir kalfa ve bir besleme ile kalmıştık."
-
[isim]
Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı
- FAUNA
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız direy
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız direy
- FALYA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca falia
-
[isim, askerlik]
Topları ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik
-
Altına etme
- "Sus! Buruntu geçiriyorum, azıcık kıpırdansam falya."
-
[isim, askerlik]
Topları ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik
- FASLI
-
-
[isim]
Fas’ta yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
Fas’ta yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
- AHFAT
-
Kelime Kökeni: Arapça aḥfād
-
[isim, eskimiş]
Torunlar
- "Harp Okulunun yiğit gençleri her sabah, 'Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız!' marşı ile talime çıkarken ırkçı bir eğitim mi görüyorlar?"
-
Gelecek kuşaklar
-
[isim, eskimiş]
Torunlar
- FASKA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı
-
[isim]
Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı