İçinde fa olan 5 harfli 67 kelime var. İçerisinde FA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında fa olan kelimeler listesine ya da sonu fa ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Fa Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A F

2 Harfli Kelimeler

AF, FA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FANTİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] İskambilde oğlan, bacak veya vale adlarıyla bilinen kâğıt
FALCI

  1. [isim] Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse; bakıcı, bakımcı
    • "Bütün falcılar bize geleceğimizdeki mutluluğu muştularlar." (Melih Cevdet Anday)
HALFA

Kelime Kökeni: Arapça ḥalfe

  1. [isim, bitki bilimi] Buğdaygillerden, lifleri ip, çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki (Sitipa tenacissima)
FAYDA

Kelime Kökeni: Arapça fāʾide

  1. [isim] Bakınız yarar
    • "Biz bu işlerde fayda görmedik." (Ayşe Kulin)
İRFAN

Kelime Kökeni: Arapça ʿirfān

  1. [isim] Bilme, anlama, sezme
    • "Zira onun irfan seviyesi hakkında malumatım pek azdır." (Refik Halit Karay)
  2. Gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziş
  3. [mecaz] Bakınız kültür
    • "En büyük emelim, maarif vekili olarak yurdumun irfanını yükseltmektir." (Atatürk)
FALEZ

Kelime Kökeni: Fransızca falaise

  1. [isim, coğrafya] Bakınız yalı yar
REFAH

Kelime Kökeni: Arapça refāh

  1. [isim] Bakınız gönenç
    • "Sağlığında borç içinde olmakla beraber müthiş bir refah havası içinde yüzen aile beş parasız kalıyor." (Sait Faik Abasıyanık)
İFADE

Kelime Kökeni: Arapça ifāde

  1. [isim] Bakınız anlatım
    • "Bu kitabın bende hazin bir intiba bıraktığını söylersem yanlış bir ifadede bulunmamış olurum." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Bakınız deyiş
    • "Not ettiklerimi bir ağzın ifadesi şekline sokarak size okutacağım." (Sermet Muhtar Alus)
  3. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü
    • "Sakalı yeni çıkmış yüzünde çocukça ifadeler uçuyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [hukuk] Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama
    • "Onun ifadesini henüz dosyada görmedim." (Attilâ İlhan)
  5. [felsefe] Bakınız dışa vurum
LENFA

Kelime Kökeni: Fransızca lymphe

  1. [isim, anatomi] Bakınız lenf
TAYFA

Kelime Kökeni: Arapça ṭāʾife

  1. [isim, denizcilik] Gemide türlü işlerde çalıştırılan sefer işçisi; uşak
    • "Kayıkta hem ben hem de tayfam uyandık." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Bu sefer işçilerinin topluluğu
    • "Esrarkeş, serseri tayfası hava almak için çıkar, balık tutar, getirir kasabaya, satarlar." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Zeytin toplayan işçi
  4. [kaba konuşmada] Bir adamın yanında bulunan yardakçılar; koşuntu
İĞFAL

Kelime Kökeni: Arapça iġfāl

  1. [isim] Bir kadını aldatma, baştan çıkarma
  2. Bir kızın veya kadının ırzına geçme; tecavüz etme
  3. [eskimiş] Aldatma, ayartma, kandırma, baştan çıkarma
    • "Geniş bir cephede çıkarılacak ufak ufak keşif kollarıyla düşmanın iğfali de mümkündür." (Kâzım Karabekir)
FAHİŞ

Kelime Kökeni: Arapça fāḥiş

  1. [sıfat] Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla olan
  2. Ahlaka ve törelere uygun olmayan
FALSO

Kelime Kökeni: İtalyanca falso

  1. [isim] Yanlış davranış
    • "Bu iyi adamın şu kadarcık cehaleti ve falsosunu hoş görmeli." (Aka Gündüz)
  2. [müzik] Bir parça çalınır veya söylenirken yapılan nota yanlışlığı
    • "Ahenge falso, kalın erkek sesleri de karıştı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  3. Bakınız yanlışlık
    • "Piyes falsoları, yersiz mizansenleriyle devam ediyor." (Cahit Uçuk)
  4. [spor] Topun rakip oyuncuları yanıltacak biçimde eğri gitmesi
AFAKİ

Kelime Kökeni: Arapça āfāḳī

  1. [sıfat] Gereksiz, önemsiz (söz)
    • "Biraz afaki sohbetten sonra oradan kalktık." (Ahmet Rasim)
  2. Bir kaynağa dayanmayan, hayalî olan
KALFA

Kelime Kökeni: Arapça ḫalīfe

  1. [isim] Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı
    • "Kalfalar, dükkân sahipleri, çıraklar, su dolu helkeleriyle dükkânlarından fırlıyor." (Orhan Kemal)
  2. Mimar yardımcısı
  3. [eskimiş] Saraylarda ve büyük konaklarda halayıkların başında bulunan kadın
  4. [eskimiş] İptidailerde hoca yardımcısı
  5. [eskimiş] Çocukları evlerinden alarak okula, okuldan evlerine götüren kimse
    • "Evin içinde yaşlı bir kalfa ve bir besleme ile kalmıştık." (Sermet Muhtar Alus)
FAUNA

Kelime Kökeni: Latince

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız direy
FALYA

Kelime Kökeni: İtalyanca falia

  1. [isim, askerlik] Topları ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik
  2. Altına etme
    • "Sus! Buruntu geçiriyorum, azıcık kıpırdansam falya." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
FASLI

  1. [isim] Fas’ta yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
AHFAT

Kelime Kökeni: Arapça aḥfād

  1. [isim, eskimiş] Torunlar
    • "Harp Okulunun yiğit gençleri her sabah, 'Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız!' marşı ile talime çıkarken ırkçı bir eğitim mi görüyorlar?" (Galip Erdem)
  2. Gelecek kuşaklar
FASKA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü