İçinde fa olan 4 harfli 34 kelime var. İçerisinde FA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında fa olan kelimeler listesine ya da sonu fa ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Fa Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A F

2 Harfli Kelimeler

AF, FA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DEFA

Kelime Kökeni: Arapça defʿa

  1. [isim] Bakınız kez
    • "İlk defa bu fikir, bir fikir olmaktan çıktı." (Yahya Kemal Beyatlı)
CEFA

Kelime Kökeni: Arapça cefā

  1. [isim] Bir başkasına verilen aşırı eziyet veya sıkıntı
    • "Esirlikte ve cefada, millet ruhunu tavlandıran bir sır olduğuna o akşam inandım." (Ruşen Eşref Ünaydın)
SEFA

Kelime Kökeni: Arapça ṣafā

  1. [isim] Rahat, kaygısız ve sakin olma
  2. Eğlence, zevk, neşe
    • "Beni tam manasıyla mesut eden de asıl bu çeşit tatil sefalarıydı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
ALFA

Kelime Kökeni: Fransızca alpha

  1. [isim] Yunan alfabesinin birinci harfi
AFAL

  1. [sıfat] Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez
    • "Bir top ağzından henüz fırlamış gibi afal ve dağınıktı." (Falih Rıfkı Atay)
AFAK

Kelime Kökeni: Arapça āfāḳ

  1. [isim, eskimiş] Ufuklar
    • "Garp'ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar / Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var" (Mehmet Akif Ersoy)
AFAT

Kelime Kökeni: Arapça āfāt

  1. [isim, eskimiş] Afetler
    • "Allah afattan esirgerse bu harman köylünün yüzü güler." (Kemal Tahir)
FAVA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] İçine limon, şeker ve zeytinyağında pembeleştirilmiş soğan koyularak suda haşlanan bakla tanelerinin püre kıvamına getirilmesiyle yapılan ezme
FANİ

Kelime Kökeni: Arapça fānī

  1. [sıfat] Bakınız ölümlü
    • "Her fâni güneşten, çimden nasibini alıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [isim, mecaz] Bakınız insan
İTFA

Kelime Kökeni: Arapça iṭfāʾ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız söndürme
  2. [ticaret, fizik] Bakınız sönüm
KOFA

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız hasır otu
FAUL

Kelime Kökeni: İngilizce faul

  1. [isim, spor] Karşılaşmalarda rakip oyuncuya yapılan kural dışı hareket
  2. [mecaz] Genel kurallara uygun olmayan, hoşa gitmeyen hareket, duruş vb
FAİL

Kelime Kökeni: Arapça fāʿil

  1. [sıfat] Eden, yapan, işleyen
    • "Vilayetin bir yerinde faili yakalanamayan bir irtica vakası çıkar." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [isim, dil bilgisi] Bakınız özne
  3. [isim, hukuk] Hukuki sonuç doğuracak bir suç işleyen kimse
FAİK

Kelime Kökeni: Arapça fāʾiḳ

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız üstün (I)
FARK

Kelime Kökeni: Arapça farḳ

  1. [isim] Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik; ayırt, ayrım
    • "Emanete ihanet etmek veya etmemekle insan öteki mahlukattan ayrılır veya onlardan farkı kalmaz." (İsmet Özel)
  2. Bakınız üstelik
  3. [mantık] Bakınız ayrım
  4. [matematik] Çıkarma işleminin sonucu
FARE

Kelime Kökeni: Arapça fāre

  1. [isim, hayvan bilimi] Sıçangillerden, küçük vücutlu, kemirgen, memeli hayvan (Mus)
    • "Tarla faresi. Fındık faresi."
  2. [bilişim] Kullanıcının eliyle yaptığı hareketleri düz bir yüzey üzerinde yuvarlanan bir top aracılığıyla bilgisayar ekranındaki imlecin hareketine dönüştüren aygıt
  3. [argo] Ufak tefek kimse
  4. [argo] Özellikle belirli bir yere dadanıp hep orada iş gören hırsız
FAİZ

Kelime Kökeni: Arapça fāʾiż

  1. [isim, ekonomi] İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr; ürem, nema
  2. Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli
FARZ

Kelime Kökeni: Arapça farż

  1. [isim, din bilimi] İslam dinine göre Allah’ın emri olduğu kesin delille sabit olan, yapılması sevabı, özürsüz olarak yapılmaması günahı, inkârı ise küfrü getiren yükümlülük
  2. [din bilimi] Namazların, terk edilmesine izin verilmeyen, vakti geçirilirse kaza edilmesi şart koşulan rekâtları
  3. [mecaz] Bakınız boyun borcu
FARS

Kelime Kökeni: Arapça fārs

  1. [isim] İran'ın güneybatısında yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
SOFA

Kelime Kökeni: Arapça ṣuffe

  1. [isim] Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer; hanay, hol
    • "Bir sabah kalktım, sofaya muhtar önde bütün köylü yığılmış." (Halide Edip Adıvar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü