İçinde eğe olan 5 harfli 6 kelime var. İçerisinde EĞE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eğe olan kelimeler listesine ya da sonu eğe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MEĞER
-
Kelime Kökeni: Farsça meger
-
Önceden bilinmeyen, farkında olunmayan, sonradan anlaşılan bir durumu bildiren bir söz; meğerse, meğersem
- "Evinin şaşmaz düzenine, sürekli durgunluğuna meğer ne de alışmış."
-
Önceden bilinmeyen, farkında olunmayan, sonradan anlaşılan bir durumu bildiren bir söz; meğerse, meğersem
- DEĞEÇ
-
-
[isim, fizik]
Değişik elektrik çevrimi veya araçları arasında bağlantı kurmaya yarayan ve bir elektromıknatısla uzaktan kumanda edilen çevrim kesici
-
[isim, fizik]
Değişik elektrik çevrimi veya araçları arasında bağlantı kurmaya yarayan ve bir elektromıknatısla uzaktan kumanda edilen çevrim kesici
- LEĞEN
-
Kelime Kökeni: Farsça legen
-
[isim]
Genellikle, içinde bir şey yıkamak için kullanılan metal veya plastikten yayvan kap; teşt
- "Adam, önündeki leğene eğilmiş, bardak yıkıyordu."
-
[anatomi]
Gövdenin arka veya alt ucunda bulunan, bir yandan omurganın bel bölümüyle, öte yandan bacaklarla eklemlenen kemik çatı; havsala
-
[isim]
Genellikle, içinde bir şey yıkamak için kullanılan metal veya plastikten yayvan kap; teşt
- YEĞEN
-
-
[isim]
Birine göre kardeş çocuğu
- "Ama yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur."
-
[mecaz]
Büyüklere göre tanıdık çocuk veya genç
-
[ünlem]
Yaşlı kimselerin yaşı küçük olanlar için kullandığı seslenme sözü
- "Postacı Bekir Efendi, yok demekten bezmiş de Lâlezar abla, bize bir şey var mı yeğen? diye sıkıştırmaktan usanmamıştı."
-
[isim]
Birine göre kardeş çocuğu
- DEĞER
-
-
[isim]
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık; fehamet, kadir (I), kıymet
- "İnsan bir şeyin değerini ondan yoksun kalınca anlıyor."
-
Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı; kıymet, paha, valör
- "Bildiği bütün Fransızcayı toparlayarak vitrindeki kravatın değerini sordu."
-
Üstün nitelik, meziyet; kıymet
-
Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse
- "Bence ziyan olmuş, eski deyimiyle heder olmuş bir değerdir."
-
Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü
- "Edebiyat, sanat, fikir, ilim ve başlıca değerlerimize toptan bir bakış lütfeder misiniz, efendim!"
-
[sıfat]
Uğrunda belli bir bedel ödenecek veya belli bir zahmet göze alınacak nicelik veya nitelikte olan
- "160 odası olan otelin dekorasyonu ile iç donanımı görülmeye değer bir güzellikteydi."
-
[felsefe]
Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey
-
[matematik]
Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı
-
[isim]
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık; fehamet, kadir (I), kıymet
- TEĞET
-
-
[isim, matematik]
Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru; mümas
-
[isim, matematik]
Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru; mümas