İçinde eğ olan 11 harfli 53 kelime var. İçerisinde EĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eğ olan kelimeler listesine ya da Sonu eğ ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DEĞİŞİNİMCİ
-
-
[isim]
Değişinimcilik yanlısı, mutasyonist
-
[isim]
Değişinimcilik yanlısı, mutasyonist
- DEĞİŞİCİLİK
-
-
[isim]
Değişici olma durumu
-
[isim]
Değişici olma durumu
- DEĞERBİLMEZ
-
-
[isim]
Değeri olan şeyleri, kimseleri saymayan veya korumayan, hatırsız kimse
-
[isim]
Değeri olan şeyleri, kimseleri saymayan veya korumayan, hatırsız kimse
- BAKLAÇİÇEĞİ
-
-
[isim]
Bakla çiçeği rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Bakla çiçeği rengi
- ELEĞİMSAĞMA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gökkuşağı
- "Parça parça açılan minimini eleğimsağmalarda bütün renkler kaynaşıyordu." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Gökkuşağı
- BEĞENEBİLME
-
-
[isim]
Beğenebilmek işi
-
[isim]
Beğenebilmek işi
- DEĞİŞTİRMEK
-
-
[nsz]
Birini bırakıp başkasını kullanmak
- "O zamanlar şöyle öğleye doğru otele bir başvurup çamaşır değiştireceği varsa değiştiriyor." (Ercüment Ekrem Talu)
-
Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek
- "Tuvalet onu ne değiştirmiş, gençliğinin cazibesini, vücudunu, gözlerinin rengini nasıl belli etmişti!" (Peyami Safa)
-
Anlatıma yeni bir içerik vermek
-
[-i]
Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak
- "Bulunduğu vaziyeti öteki ayağını berikinin üstüne koyarak değiştirdi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Bir şey veya kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere almak
-
[nsz]
Bir şey verip yerine başka bir şey almak
- "Bu ayakkabı sana küçük, değiştir."
-
[nsz]
Birini bırakıp başkasını kullanmak
- DUDAKDEĞMEZ
-
-
[isim]
Lebdeğmez
-
[isim]
Lebdeğmez
- EĞİLİMLİLİK
- ...
- EĞİTİMCİLİK
-
-
[isim]
Eğitimci olma durumu, eğitme işi veya eğitimcinin görevi
-
[isim]
Eğitimci olma durumu, eğitme işi veya eğitimcinin görevi
- BİLEĞİLENME
- ...
- BİLEĞİLENİŞ
- ...
- ÜSTEĞMENLİK
-
-
[isim]
Üsteğmen olma durumu, üsteğmenin görevi veya makamı
-
[isim]
Üsteğmen olma durumu, üsteğmenin görevi veya makamı
- KOYUNGÖBEĞİ
-
-
[isim]
Koyun mantarı
-
[isim]
Koyun mantarı
- EĞDİREBİLME
- ...
- DEĞİMSİZLİK
- ...
- EĞİTİMLİLİK
- ...
- BEĞENDİRMEK
-
-
[-i]
Beğenilmesini, hoş görünmesini sağlamak
- "Bunun ilk kademesi Ali Bey'e hikâyesini beğendirmek olacaktı." (Halide Edip Adıvar)
-
[-i]
Beğenilmesini, hoş görünmesini sağlamak
- DEĞİŞTİRGEÇ
-
-
[isim]
Röle
-
[isim]
Röle
- DEĞDİRİLMEK
-
-
[nsz]
Değmesi sağlanmak
-
[nsz]
Değmesi sağlanmak