İçinde ez olan 7 harfli 121 kelime var. İçerisinde EZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ez olan kelimeler listesine ya da sonu ez ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ez Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Z

2 Harfli Kelimeler

ZE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FEZLEKE

Kelime Kökeni: Arapça feẕleke

  1. [isim] Bir kararın kısaca yazılması
  2. [eskimiş] Bakınız özet
MAYONEZ

Kelime Kökeni: Fransızca mayonnaise

  1. [isim] Yumurta sarısı, zeytinyağı ve limonla yapılan bir tür koyu, soğuk yiyecek
    • "Mayoneze bir itirazı yoktu ama ketçaptan nefret ederdi Celâl." (Elif Şafak)
FEYEZAN

Kelime Kökeni: Arapça feyeżān

  1. [isim, eskimiş] Bakınız su baskını
    • "Kıranları ve zelzeleleri, feyezanları ve harpleri görmüşlerdir." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bakınız bereket
SEZGİLİ

  1. [sıfat] Sezgi ile edinilen, sezgiye dayanan; sezgisel
GEZİMCİ

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız Aristotelesçi
SEZDİRİ

  1. [isim] Sezdirmek işi
    • "İkiyüzlü bir tutum içinde olduğu, yine çok ince ama acımasız sezdirilerle belirtilir." (Selim İleri)
BEZİLME

  1. [isim] Bezilmek işi
GEZİNTİ

  1. [isim] Uzak olmayan bir yere yapılan gezi; teferrüç, tenezzüh
    • "O civarın bütün ahalisi oralara yayılarak akşamları gezinti yapmaktadırlar." (Ahmet Rasim)
  2. Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol
  3. [müzik] Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi
EZCÜMLE

Kelime Kökeni: Farsça ez + Arapça cumle

  1. [zarf, eskimiş] Özet olarak
    • "Ezcümle, topraklarımızın altında metruk duran maden hazinelerini az zamanda işleterek milletimizin menfaatine küşade bulundurabilmek de ancak bu usul sayesinde kabildir." (Atatürk)
  2. Başlıca olarak
    • "Ezcümle, ziyaretler münasip zamanlarda vuku bulmalıdır." (Ömer Nasuhi Bilmen)
OBEZLİK

  1. [isim] Obez olma durumu
MEZHEBİ

Kelime Kökeni: Arapça meẕhebī

  1. [sıfat] Bakınız mezhepsel
BEZİKÇİ

  1. [isim] Bezik oynayan kimse
    • "İyi bir bezikçi olmaya çok çalışacağıma kendi kendime söz veriyorum." (Aka Gündüz)
GEZEĞEN

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız gezenti
REZİLCE

  1. [sıfat] Rezil bir nitelikte olan
  2. [zarf] Rezil bir biçimde; rezilcesine
    • "Mesela bir Fransız da tercüme etmiş kitabı, rezalet, Tolstoy’u üslup bakımından rezilce Fransızlaştırmış." (Sabahattin Ali)
MÜEZZİN

Kelime Kökeni: Arapça muʾeẕẕin

  1. [isim] Namaz vakitlerini bildirmek için ezan okuyan din görevlisi; ezancı
    • "Teravihi takiben imam ve müezzinlere buzlu şerbetler ikram edilirdi." (Necip Fazıl Kısakürek)
BEZDİRİ

  1. [isim] İş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme
EZİLMİŞ

  1. [sıfat] Ezik duruma gelmiş
    • "Çevremizi ıslak bir ezilmiş ot kokusu sarmıştı." (Attilâ İlhan)
  2. [mecaz] Kendisine baskı yapılmış, hakları elinden alınmış
TEZKERE

Kelime Kökeni: Arapça teẕkire

  1. [isim] Bakınız pusula (II)
    • "Bu vaziyette en tabii çare, ona küçük bir tezkere yazmaktı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt
    • "Nihayet yol tezkerem yapıldı, üstüm başım düzeltildi." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. [askerlik] Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge
HEZEYAN

Kelime Kökeni: Arapça heẕeyān

  1. [isim] Bakınız saçmalama
    • "Hiddetlenince hezeyana başladı."
  2. Bakınız sayıklama
    • "Ne ise zavallı kız canını kurtarmış fakat aylarca hezeyan içinde yaşamıştı." (Halide Edip Adıvar)
  3. [ruh bilimi] Bakınız sabuklanma
EZİLMEK

  1. [nesnesiz] Ezme işine konu olmak
    • "Altın tas içinde kınam ezildi / Gümüş tarak ile zülfüm düzüldü" (Halk türküsü)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü