İçinde ez olan 7 harfli 121 kelime var. İçerisinde EZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ez olan kelimeler listesine ya da sonu ez ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ez Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ZE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FEZLEKE
-
Kelime Kökeni: Arapça feẕleke
-
[isim]
Bir kararın kısaca yazılması
-
[eskimiş]
Bakınız özet
-
[isim]
Bir kararın kısaca yazılması
- MAYONEZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca mayonnaise
-
[isim]
Yumurta sarısı, zeytinyağı ve limonla yapılan bir tür koyu, soğuk yiyecek
- "Mayoneze bir itirazı yoktu ama ketçaptan nefret ederdi Celâl."
-
[isim]
Yumurta sarısı, zeytinyağı ve limonla yapılan bir tür koyu, soğuk yiyecek
- FEYEZAN
-
Kelime Kökeni: Arapça feyeżān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız su baskını
- "Kıranları ve zelzeleleri, feyezanları ve harpleri görmüşlerdir."
-
Bakınız bereket
-
[isim, eskimiş]
Bakınız su baskını
- SEZGİLİ
-
-
[sıfat]
Sezgi ile edinilen, sezgiye dayanan; sezgisel
-
[sıfat]
Sezgi ile edinilen, sezgiye dayanan; sezgisel
- GEZİMCİ
-
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız Aristotelesçi
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız Aristotelesçi
- SEZDİRİ
-
-
[isim]
Sezdirmek işi
- "İkiyüzlü bir tutum içinde olduğu, yine çok ince ama acımasız sezdirilerle belirtilir."
-
[isim]
Sezdirmek işi
- BEZİLME
-
-
[isim]
Bezilmek işi
-
[isim]
Bezilmek işi
- GEZİNTİ
-
-
[isim]
Uzak olmayan bir yere yapılan gezi; teferrüç, tenezzüh
- "O civarın bütün ahalisi oralara yayılarak akşamları gezinti yapmaktadırlar."
-
Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol
-
[müzik]
Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi
-
[isim]
Uzak olmayan bir yere yapılan gezi; teferrüç, tenezzüh
- EZCÜMLE
-
Kelime Kökeni: Farsça ez + Arapça cumle
-
[zarf, eskimiş]
Özet olarak
- "Ezcümle, topraklarımızın altında metruk duran maden hazinelerini az zamanda işleterek milletimizin menfaatine küşade bulundurabilmek de ancak bu usul sayesinde kabildir."
-
Başlıca olarak
- "Ezcümle, ziyaretler münasip zamanlarda vuku bulmalıdır."
-
[zarf, eskimiş]
Özet olarak
- OBEZLİK
-
-
[isim]
Obez olma durumu
-
[isim]
Obez olma durumu
- MEZHEBİ
-
Kelime Kökeni: Arapça meẕhebī
-
[sıfat]
Bakınız mezhepsel
-
[sıfat]
Bakınız mezhepsel
- BEZİKÇİ
-
-
[isim]
Bezik oynayan kimse
- "İyi bir bezikçi olmaya çok çalışacağıma kendi kendime söz veriyorum."
-
[isim]
Bezik oynayan kimse
- GEZEĞEN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız gezenti
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız gezenti
- REZİLCE
-
-
[sıfat]
Rezil bir nitelikte olan
-
[zarf]
Rezil bir biçimde; rezilcesine
- "Mesela bir Fransız da tercüme etmiş kitabı, rezalet, Tolstoy’u üslup bakımından rezilce Fransızlaştırmış."
-
[sıfat]
Rezil bir nitelikte olan
- MÜEZZİN
-
Kelime Kökeni: Arapça muʾeẕẕin
-
[isim]
Namaz vakitlerini bildirmek için ezan okuyan din görevlisi; ezancı
- "Teravihi takiben imam ve müezzinlere buzlu şerbetler ikram edilirdi."
-
[isim]
Namaz vakitlerini bildirmek için ezan okuyan din görevlisi; ezancı
- BEZDİRİ
-
-
[isim]
İş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme
-
[isim]
İş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme
- EZİLMİŞ
-
-
[sıfat]
Ezik duruma gelmiş
- "Çevremizi ıslak bir ezilmiş ot kokusu sarmıştı."
-
[mecaz]
Kendisine baskı yapılmış, hakları elinden alınmış
-
[sıfat]
Ezik duruma gelmiş
- TEZKERE
-
Kelime Kökeni: Arapça teẕkire
-
[isim]
Bakınız pusula (II)
- "Bu vaziyette en tabii çare, ona küçük bir tezkere yazmaktı."
-
Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt
- "Nihayet yol tezkerem yapıldı, üstüm başım düzeltildi."
-
[askerlik]
Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge
-
[isim]
Bakınız pusula (II)
- HEZEYAN
-
Kelime Kökeni: Arapça heẕeyān
-
[isim]
Bakınız saçmalama
- "Hiddetlenince hezeyana başladı."
-
Bakınız sayıklama
- "Ne ise zavallı kız canını kurtarmış fakat aylarca hezeyan içinde yaşamıştı."
-
[ruh bilimi]
Bakınız sabuklanma
-
[isim]
Bakınız saçmalama
- EZİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Ezme işine konu olmak
- "Altın tas içinde kınam ezildi / Gümüş tarak ile zülfüm düzüldü"
-
[nesnesiz]
Ezme işine konu olmak