İçinde ez olan 6 harfli 69 kelime var. İçerisinde EZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ez olan kelimeler listesine ya da sonu ez ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ez Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ZE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SEZYUM
-
Kelime Kökeni: Fransızca césium
-
[isim, kimya]
Atom numarası 55, atom ağırlığı 133, yoğunluğu 1,90 olan, 28 °C'de eriyen ve doğada ender rastlanan bir element (simgesi Cs)
-
[isim, kimya]
Atom numarası 55, atom ağırlığı 133, yoğunluğu 1,90 olan, 28 °C'de eriyen ve doğada ender rastlanan bir element (simgesi Cs)
- TEZLİK
-
-
[isim]
Tez olma durumu
-
[isim]
Tez olma durumu
- BEZZAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça bezzāz
-
[isim, eskimiş]
Bakınız manifaturacı
-
[isim, eskimiş]
Bakınız manifaturacı
- ELEZER
-
-
[sıfat, ruh bilimi]
Bakınız sadist
-
[sıfat, ruh bilimi]
Bakınız sadist
- MEZHEP
-
Kelime Kökeni: Arapça meẕheb
-
[isim, din bilimi]
Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri
- "Anasının hatırasına bu derin hürmet, ömrünün sonlarına doğru, babamda âdeta bir mezhep hâlini almıştı."
-
[mecaz]
Anlayış, görüş
-
[eskimiş]
Bakınız öğreti
-
[isim, din bilimi]
Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri
- TEZENE
-
Kelime Kökeni: Farsça tāziyāne
-
[isim, müzik]
Bakınız mızrap
-
[isim, müzik]
Bakınız mızrap
- AMNEZİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca amnésie
-
[isim, tıp]
Bakınız bellek yitimi
-
[isim, tıp]
Bakınız bellek yitimi
- ÇERKEZ
-
-
[isim]
Kafkasya'da yaşayan bir boy veya bu boydan olan kimse
-
[isim]
Kafkasya'da yaşayan bir boy veya bu boydan olan kimse
- ÖZEZER
-
-
[isim, ruh bilimi]
Cinsel zevk almak için kendisine eziyet edilmesi gereken veya eziyet çekerek cinsel zevk alan sapkın kimse; mazoşist
-
[isim, ruh bilimi]
Cinsel zevk almak için kendisine eziyet edilmesi gereken veya eziyet çekerek cinsel zevk alan sapkın kimse; mazoşist
- GEZGİN
-
-
[isim]
Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse; gezmen, seyyah
- "Yabancı gezginlerin Türkiye üzerine kitaplarında da meddahlar ve hikâyelerinin konuları üzerine bilgi buluruz."
-
[isim]
Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse; gezmen, seyyah
- DREZİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca draisine
-
[isim]
Demir yollarında yol kontrol ve bakımı için kullanılan küçük araba
-
[isim]
Demir yollarında yol kontrol ve bakımı için kullanılan küçük araba
- REZEDE
-
-
[isim, bitki bilimi]
Muhabbet çiçeğigillerden, 1,5 metre yüksekliğinde, tohumlarından kandil yağı, çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki; rezede çiçeği (Reseda luteola)
-
[isim, bitki bilimi]
Muhabbet çiçeğigillerden, 1,5 metre yüksekliğinde, tohumlarından kandil yağı, çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki; rezede çiçeği (Reseda luteola)
- GEVEZE
-
-
[sıfat]
Çok konuşan, gereğinden fazla söz söyleyen; çençen, çenesi düşük, ayran ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, lakırtıcı, çene kavafı, cır cır, mavracı
- "Bir insanın geveze, hasis ve korkak olması kendisine yeter."
-
[mecaz]
Bakınız boşboğaz
-
[sıfat]
Çok konuşan, gereğinden fazla söz söyleyen; çençen, çenesi düşük, ayran ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, lakırtıcı, çene kavafı, cır cır, mavracı
- TRAPEZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca trapèze
-
[isim]
Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı
- "En zararsız oyun da sokak kapısının kol demirinde saatlerce süren trapez idmanlarıydı."
-
Bakınız trapezci
-
[isim]
Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı
- ANÇÜEZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca anchois
-
[isim]
Genellikle hamsi bazen de çaça, sardalya veya tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı ezme; hamsi ezmesi
- "Havyar salatasından içi ançüez dolu zeytine, tarator ve cacığa kadar neler hem de nelerin âlâsı bulunmazdı?"
-
[isim]
Genellikle hamsi bazen de çaça, sardalya veya tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı ezme; hamsi ezmesi
- YEZİDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça yezīdī
-
[isim]
Musul, Halep ve Bağdat bölgelerinde yaygın bulunan, Tanrı'nın iyiliği, şeytanın kötülüğü temsil ettiğine, Tanrı ile şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir mezhep
-
Bu mezhepten olan kimse
-
[isim]
Musul, Halep ve Bağdat bölgelerinde yaygın bulunan, Tanrı'nın iyiliği, şeytanın kötülüğü temsil ettiğine, Tanrı ile şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir mezhep
- EZİNTİ
-
-
[isim]
Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik
-
Korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı
-
[isim]
Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik
- TEZGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça destgāh
-
[isim]
Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa
- "Bir tezgâhtan öbürüne koşuyor, bir kumaş topunu bırakıp başkasına saldırıyordu."
-
Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe
- "İçenlerin hepsi susmuş, kadına bakıyor, tezgâhın arkasındaki yürüyüşünü seyrediyorlardı."
-
Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı
- "Çanak çömlek tezgâhı. Halı tezgâhı."
-
Tersanelerde yapılan veya tamir edilen gemilerin üzerine konduğu tahtadan altlık
-
[argo]
Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol
-
[isim]
Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa
- EZBERE
-
-
[zarf]
Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak
- "Beni karşısına oturttu, bir şiirimi ezbere okudu."
-
[mecaz]
Aslını, gerçeğini anlamadan, bilmeden, düşünmeden, incelemeden
- "İlk yargısını ezbere mi verdiğini hâlâ bilmiyorum."
-
[zarf]
Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak
- BEZELİ
-
-
[sıfat]
Bezesi olan
-
[sıfat]
Bezesi olan