İçinde ez olan 6 harfli 69 kelime var. İçerisinde EZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ez olan kelimeler listesine ya da sonu ez ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ez Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Z

2 Harfli Kelimeler

ZE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SEZYUM

Kelime Kökeni: Fransızca césium

  1. [isim, kimya] Atom numarası 55, atom ağırlığı 133, yoğunluğu 1,90 olan, 28 °C'de eriyen ve doğada ender rastlanan bir element (simgesi Cs)
TEZLİK

  1. [isim] Tez olma durumu
BEZZAZ

Kelime Kökeni: Arapça bezzāz

  1. [isim, eskimiş] Bakınız manifaturacı
ELEZER

  1. [sıfat, ruh bilimi] Bakınız sadist
MEZHEP

Kelime Kökeni: Arapça meẕheb

  1. [isim, din bilimi] Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri
    • "Anasının hatırasına bu derin hürmet, ömrünün sonlarına doğru, babamda âdeta bir mezhep hâlini almıştı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [mecaz] Anlayış, görüş
  3. [eskimiş] Bakınız öğreti
TEZENE

Kelime Kökeni: Farsça tāziyāne

  1. [isim, müzik] Bakınız mızrap
AMNEZİ

Kelime Kökeni: Fransızca amnésie

  1. [isim, tıp] Bakınız bellek yitimi
ÇERKEZ

  1. [isim] Kafkasya'da yaşayan bir boy veya bu boydan olan kimse
ÖZEZER

  1. [isim, ruh bilimi] Cinsel zevk almak için kendisine eziyet edilmesi gereken veya eziyet çekerek cinsel zevk alan sapkın kimse; mazoşist
GEZGİN

  1. [isim] Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse; gezmen, seyyah
    • "Yabancı gezginlerin Türkiye üzerine kitaplarında da meddahlar ve hikâyelerinin konuları üzerine bilgi buluruz." (Metin And)
DREZİN

Kelime Kökeni: Fransızca draisine

  1. [isim] Demir yollarında yol kontrol ve bakımı için kullanılan küçük araba
REZEDE

  1. [isim, bitki bilimi] Muhabbet çiçeğigillerden, 1,5 metre yüksekliğinde, tohumlarından kandil yağı, çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki; rezede çiçeği (Reseda luteola)
GEVEZE

  1. [sıfat] Çok konuşan, gereğinden fazla söz söyleyen; çençen, çenesi düşük, ayran ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, lakırtıcı, çene kavafı, cır cır, mavracı
    • "Bir insanın geveze, hasis ve korkak olması kendisine yeter." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [mecaz] Bakınız boşboğaz
TRAPEZ

Kelime Kökeni: Fransızca trapèze

  1. [isim] Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı
    • "En zararsız oyun da sokak kapısının kol demirinde saatlerce süren trapez idmanlarıydı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız trapezci
ANÇÜEZ

Kelime Kökeni: Fransızca anchois

  1. [isim] Genellikle hamsi bazen de çaça, sardalya veya tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı ezme; hamsi ezmesi
    • "Havyar salatasından içi ançüez dolu zeytine, tarator ve cacığa kadar neler hem de nelerin âlâsı bulunmazdı?" (Refik Halit Karay)
YEZİDİ

Kelime Kökeni: Arapça yezīdī

  1. [isim] Musul, Halep ve Bağdat bölgelerinde yaygın bulunan, Tanrı'nın iyiliği, şeytanın kötülüğü temsil ettiğine, Tanrı ile şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir mezhep
  2. Bu mezhepten olan kimse
EZİNTİ

  1. [isim] Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik
  2. Korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı
TEZGAH

Kelime Kökeni: Farsça destgāh

  1. [isim] Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa
    • "Bir tezgâhtan öbürüne koşuyor, bir kumaş topunu bırakıp başkasına saldırıyordu." (Refik Halit Karay)
  2. Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe
    • "İçenlerin hepsi susmuş, kadına bakıyor, tezgâhın arkasındaki yürüyüşünü seyrediyorlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı
    • "Çanak çömlek tezgâhı. Halı tezgâhı."
  4. Tersanelerde yapılan veya tamir edilen gemilerin üzerine konduğu tahtadan altlık
  5. [argo] Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol
EZBERE

  1. [zarf] Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak
    • "Beni karşısına oturttu, bir şiirimi ezbere okudu." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [mecaz] Aslını, gerçeğini anlamadan, bilmeden, düşünmeden, incelemeden
    • "İlk yargısını ezbere mi verdiğini hâlâ bilmiyorum." (Adalet Ağaoğlu)
BEZELİ

  1. [sıfat] Bezesi olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü