İçinde etmek olan 9 harfli 131 kelime var. İçerisinde ETMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında etmek olan kelimeler listesine ya da sonu etmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Etmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
ETMEK, TEKME, TEMEK
4 Harfli Kelimeler
EKME, EMEK, EMET, ETEK, ETME, KEME, KETE, MEKE, TEKE
3 Harfli Kelimeler
EKE, KEM, KET, MET, TEK, TEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, ET, KE, ME, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FESHETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça fesḫ + Türkçe etmek
-
[-i]
Verilmiş bir yargıyı kaldırmak, bozmak
-
Kapatmak, dağıtmak; lağvetmek
-
[-i]
Verilmiş bir yargıyı kaldırmak, bozmak
- LÜPLETMEK
-
-
[-i, argo]
Hızlı bir biçimde yiyecekleri mideye indirmek
- "Baklavaları, börekleri lüpletiyor."
-
[-i, argo]
Hızlı bir biçimde yiyecekleri mideye indirmek
- ZAMMETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça żamm + Türkçe etmek
-
[-i, eskimiş]
Bakınız katmak
-
[-i, eskimiş]
Bakınız katmak
- TAYYETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭayy + Türkçe etmek
-
[-i]
Aradan çıkarmak, yok etmek
-
[-i]
Aradan çıkarmak, yok etmek
- MEYLETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça meyl + Türkçe etmek
-
[-e]
Eğilmek; meyillenmek
-
[mecaz]
Gönül vermek
-
[-e]
Eğilmek; meyillenmek
- SEYRETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça seyr + Türkçe etmek
-
[nesnesiz]
Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak
-
[-i]
Bir olaya karışmadan bakmak
- "Rabia biraz şaşkın, salapuryada arkadaş olduğu çocuklu tazenin kocasıyla buluşmasını seyrediyordu."
-
Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak, izlemek
- "Ben, çok güzel bir şey seyrediyorsam tiyatroda, daha ne kadar sürecek piyes diye aklıma getirmem."
-
Taşıt, ilerlemek, yol almak
- "İnsanlar, seyreden araçlara aldırmadan karşıdan karşıya sorumsuzca geçiyorlardı."
-
Hastalık vb. sürmek, devam etmek
- "Gözlerini yumdu ve kendini ağır aksak seyreden bir rüyanın içinde buldu."
-
[nesnesiz]
Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak
- FİŞLETMEK
-
-
[-i]
Fişleme işini yaptırmak
-
[-i]
Fişleme işini yaptırmak
- KAHRETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳahr + Türkçe etmek
-
[-i]
Ezmek, perişan etmek
-
Çok üzmek
- "Kendini de dostlarını da kahredeceksin, öyle mi?"
-
[nesnesiz]
Kendine dert etmek, içlenmek, çok üzülmek
-
[-e]
İlenmek, beddua etmek
-
[-i]
Ezmek, perişan etmek
- ZULMETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓulm + Türkçe etmek
-
[-e]
Güçlü bir kimse yasaya veya vicdana aykırı olarak kendine veya başkasına her türlü kötülük, haksızlık, eziyet veya işkence etmek
- "Zalimi zulmetmekten alıkoyarsan kardeşlik hakkını yerine getirmiş olursun."
-
[-e]
Güçlü bir kimse yasaya veya vicdana aykırı olarak kendine veya başkasına her türlü kötülük, haksızlık, eziyet veya işkence etmek
- VAKFETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça vaḳf + Türkçe etmek
-
[-e, -i]
Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna veya işine bağışlamak
-
[mecaz]
Adamak, bir şeyin bütününü bir işe vermek
- "Ben bütün ömrümü yuvamıza vakfedeyim de sen burada beni yalnız bırakıp çekil, öyle mi?"
-
[-e, -i]
Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna veya işine bağışlamak
- HAKKETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥakk + Türkçe etmek
-
[-e, -i]
Bakınız kakmak
-
[-i]
Yazı ve şekilleri kazıyarak silmek
-
[-e, -i]
Bakınız kakmak
- NASBETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça naṣb + Türkçe etmek
-
[-e, -i, eskimiş]
Bakınız atamak
-
[-e, -i, eskimiş]
Bakınız atamak
- KİRLETMEK
-
-
[-i]
Kirli duruma getirmek
- "Madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi."
-
Küçük veya büyük abdestini yapmak; pislemek
- "Çocuk altını kirletmiş."
-
[mecaz]
Bakınız lekelemek
- "Böyle bir şüphe insanı kirletir."
-
[-i]
Kirli duruma getirmek
- TİTRETMEK
-
-
[-i]
Titremesine yol açmak
- "Ellerini büsbütün titretiyordu."
-
[mecaz]
Korku salmak
-
[-i]
Titremesine yol açmak
- HAZZETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥaẓẓ + Türkçe etmek
-
[-den]
Bakınız hoşlanmak
- "Kasaba içinde Kadı İbrahim Efendi'den hazzeden kimse yoktu."
-
[-den]
Bakınız hoşlanmak
- NEMLETMEK
-
-
[-i]
Nemli duruma getirmek
-
[-i]
Nemli duruma getirmek
- İKİLETMEK
-
-
[-i]
İkilemesine yol açmak
- "Aliciğim, sen alttaki girişi kontrol et. Biz buradan girelim. İkiletmedi Ali."
-
[-i]
İkilemesine yol açmak
- LEFFETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça leff + Türkçe etmek
-
[-e, -i, eskimiş]
İçine sokmak
-
[-e, -i, eskimiş]
İçine sokmak
- KAYDETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳayd + Türkçe etmek
-
[-e, -i]
Bazı önemli noktaları belirleyip yazmak
-
Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek; yazmak (I)
- "Çocuğu okula kaydetmek. Nüfusa kaydetmek."
-
Hatırlamak için yazmak; not etmek
- "Önüne bir şeyler kaydederken görür gibiyim."
-
[-i]
Bir şeyi belirtmek, söylemek
- "Şunu kaydedeyim ki..."
-
Sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek
-
[nesnesiz]
Olumlu sonuç almak
- "Başarı kaydetmek. Gol kaydetmek."
-
[fizik]
Sıcaklık, basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek
-
[bilişim]
Program, veri, görüntü veya filmi bilgisayarın kalıcı belleğine yazmak
-
[-e, -i]
Bazı önemli noktaları belirleyip yazmak
- SÖYLETMEK
-
-
[-e, -i]
Söylemesine yol açmak
- "Söylettiklerinin, bize çağrıştırdıklarının hep yeni şeyler olmasını özlüyorum."
-
Söylemek zorunda bırakmak, itiraf ettirmek
- "Öldüreceği, laf söyleteceği adamı diri diri fırına kor, gözünün önünde yakardı."
-
[-e, -i]
Söylemesine yol açmak