İçinde eti olan 8 harfli 55 kelime var. İçerisinde ETİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eti olan kelimeler listesine ya da sonu eti ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Eti Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E T İ
3 Harfli Kelimeler
ETİ
2 Harfli Kelimeler
ET, İT, TE, Tİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KÖRLETİŞ
-
-
[isim]
Körletmek işi
-
[isim]
Körletmek işi
- GÖZETİCİ
-
-
[isim]
Gözetleme yapan kimse; sürveyan
-
Koruyucu kimse; sürveyan
-
[spor]
Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri
-
[isim]
Gözetleme yapan kimse; sürveyan
- İLETİLME
-
-
[isim]
İletilmek işi
-
[isim]
İletilmek işi
- YETİŞKİN
-
-
[sıfat]
Yetişmiş, olgunlaşmış
-
Evlenme çağına gelmiş (kimse)
-
[ruh bilimi]
Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse)
-
[ruh bilimi]
Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan
-
[isim]
Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç
-
[sıfat]
Yetişmiş, olgunlaşmış
- BEKLETİŞ
-
-
[isim]
Bekletmek işi
-
[isim]
Bekletmek işi
- YETİŞMEK
-
-
[-e]
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
- "Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti."
-
Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak
- "Bu giysi yarına yetişmeli."
-
Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
- "Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi."
-
Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
- "Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı."
-
Değmek, uzanıp dokunabilmek
- "Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez."
-
Vakit bulmak, yapabilmek
- "Ben bu kadar işe yetişemem."
-
[nesnesiz]
Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek
- "Bu kadar nezaket ve iltifat yetişmez miydi?"
-
Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
- "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm."
-
Gelişip büyümek
- "Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti."
-
[-de]
Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek
- "Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı."
-
İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek
-
Yardım etmek, yardımına koşmak
- "Tam o sırada talih imdadıma yetişti."
-
[mecaz]
Ortaya çıkmak
-
[-e]
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
- DENETİCİ
-
-
[isim, teknik]
Bir işlemin istenilen ölçülerde yürütülmesini denetim altına alan cihaz
-
Sıcaklık, basınç veya nem değişmelerini önleyerek bunlara ilişkin hareketin denetimini yapan alet
-
[denizcilik]
Su altındaki bir aleti uzaktan yöneten makine
-
[isim, teknik]
Bir işlemin istenilen ölçülerde yürütülmesini denetim altına alan cihaz
- YÖNETİCİ
-
-
[isim]
Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi; idareci, menajer
- "Yönetici ya bir kral, padişah, sultan veya seçimle gelen parlamentodur."
-
[spor]
Bir spor dalında takımların hazırlanması, oyuncunun bakımı, çalışma yerinin sağlanması, yapılacak karşılaşmaların planlanması vb. işlerle ilgilenen kimse
-
[isim]
Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi; idareci, menajer
- TÜKETİCİ
-
-
[isim]
Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimse; müstehlik, üretici karşıtı
- "Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder."
-
[sıfat, mecaz]
Bitiren, mahveden
-
[isim]
Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimse; müstehlik, üretici karşıtı
- BENZETİM
-
-
[isim]
Taklit etme, benzerini yapma
-
[isim]
Taklit etme, benzerini yapma
- ETİYOPYA
-
-
[isim]
Doğu Afrika'da bir ülke; başkenti Addis Ababa
-
[isim]
Doğu Afrika'da bir ülke; başkenti Addis Ababa
- BALIKETİ
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız balıketinde
- "Şehrin bahar güneşiyle hafif hafif ılındığı bir vakitte, deniz kıyısı bir semtte, balıketi, güzelce bir genç kız, ekmek almak için evden dışarı çıktı."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız balıketinde
- METİNLİK
-
-
[isim]
Bakınız dayanıklılık
-
[isim]
Bakınız dayanıklılık
- KOZMETİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca cosmétique
-
[isim]
Cildi ve saçları güzelleştirmeye, canlı tutmaya yarayan her türlü madde
-
[isim]
Cildi ve saçları güzelleştirmeye, canlı tutmaya yarayan her türlü madde
- ETİKETLİ
-
-
[sıfat]
Etiketi olan
-
[mecaz]
Protokole uygun (davranış)
-
[sıfat]
Etiketi olan
- BENZETİŞ
-
-
[isim]
Benzetmek işi
- "Hoşa gidecek benzetişler buluyorlar, gülümsüyorsunuz."
-
[isim]
Benzetmek işi
- GETİRTME
-
-
[isim]
Getirtmek işi
-
[isim]
Getirtmek işi
- ETİKETÇİ
-
-
[isim]
Etiket yapıştıran kimse
-
[mecaz]
Makam, mevki vb. şeylere aşırı önem veren kimse
-
[isim]
Etiket yapıştıran kimse
- ÜRETİLME
-
-
[isim]
Üretilmek işi
-
[isim]
Üretilmek işi
- ÇETİNLİK
-
-
[isim]
Çetin olma durumu; sertlik
- "İşin çetinliği devam ve alışma sayesinde hissedilmez olur."
-
[isim]
Çetin olma durumu; sertlik