İçinde eti olan 8 harfli 55 kelime var. İçerisinde ETİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eti olan kelimeler listesine ya da sonu eti ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Eti Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E T İ

3 Harfli Kelimeler

ETİ

2 Harfli Kelimeler

ET, İT, TE, Tİ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KÖRLETİŞ

  1. [isim] Körletmek işi
GÖZETİCİ

  1. [isim] Gözetleme yapan kimse; sürveyan
  2. Koruyucu kimse; sürveyan
  3. [spor] Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri
İLETİLME

  1. [isim] İletilmek işi
YETİŞKİN

  1. [sıfat] Yetişmiş, olgunlaşmış
  2. Evlenme çağına gelmiş (kimse)
  3. [ruh bilimi] Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse)
  4. [ruh bilimi] Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan
  5. [isim] Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç
BEKLETİŞ

  1. [isim] Bekletmek işi
YETİŞMEK

  1. [-e] Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
    • "Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti." (Ömer Seyfettin)
  2. Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak
    • "Bu giysi yarına yetişmeli."
  3. Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
    • "Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
    • "Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. Değmek, uzanıp dokunabilmek
    • "Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez."
  6. Vakit bulmak, yapabilmek
    • "Ben bu kadar işe yetişemem."
  7. [nesnesiz] Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek
    • "Bu kadar nezaket ve iltifat yetişmez miydi?" (Orhan Seyfi Orhon)
  8. Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
    • "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm." (Peyami Safa)
  9. Gelişip büyümek
    • "Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti." (Sait Faik Abasıyanık)
  10. [-de] Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek
    • "Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı." (Orhan Veli Kanık)
  11. İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek
  12. Yardım etmek, yardımına koşmak
    • "Tam o sırada talih imdadıma yetişti." (Refik Halit Karay)
  13. [mecaz] Ortaya çıkmak
DENETİCİ

  1. [isim, teknik] Bir işlemin istenilen ölçülerde yürütülmesini denetim altına alan cihaz
  2. Sıcaklık, basınç veya nem değişmelerini önleyerek bunlara ilişkin hareketin denetimini yapan alet
  3. [denizcilik] Su altındaki bir aleti uzaktan yöneten makine
YÖNETİCİ

  1. [isim] Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi; idareci, menajer
    • "Yönetici ya bir kral, padişah, sultan veya seçimle gelen parlamentodur." (Celal Bayar)
  2. [spor] Bir spor dalında takımların hazırlanması, oyuncunun bakımı, çalışma yerinin sağlanması, yapılacak karşılaşmaların planlanması vb. işlerle ilgilenen kimse
TÜKETİCİ

  1. [isim] Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimse; müstehlik, üretici karşıtı
    • "Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder." (Anayasa)
  2. [sıfat, mecaz] Bitiren, mahveden
BENZETİM

  1. [isim] Taklit etme, benzerini yapma
ETİYOPYA

  1. [isim] Doğu Afrika'da bir ülke; başkenti Addis Ababa
BALIKETİ

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız balıketinde
    • "Şehrin bahar güneşiyle hafif hafif ılındığı bir vakitte, deniz kıyısı bir semtte, balıketi, güzelce bir genç kız, ekmek almak için evden dışarı çıktı." (İrem Uşar)
METİNLİK

  1. [isim] Bakınız dayanıklılık
KOZMETİK

Kelime Kökeni: Fransızca cosmétique

  1. [isim] Cildi ve saçları güzelleştirmeye, canlı tutmaya yarayan her türlü madde
ETİKETLİ

  1. [sıfat] Etiketi olan
  2. [mecaz] Protokole uygun (davranış)
BENZETİŞ

  1. [isim] Benzetmek işi
    • "Hoşa gidecek benzetişler buluyorlar, gülümsüyorsunuz." (Nurullah Ataç)
GETİRTME

  1. [isim] Getirtmek işi
ETİKETÇİ

  1. [isim] Etiket yapıştıran kimse
  2. [mecaz] Makam, mevki vb. şeylere aşırı önem veren kimse
ÜRETİLME

  1. [isim] Üretilmek işi
ÇETİNLİK

  1. [isim] Çetin olma durumu; sertlik
    • "İşin çetinliği devam ve alışma sayesinde hissedilmez olur." (Necip Fazıl Kısakürek)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü