İçinde eti olan 6 harfli 18 kelime var. İçerisinde ETİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eti olan kelimeler listesine ya da sonu eti ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Eti Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E T İ

3 Harfli Kelimeler

ETİ

2 Harfli Kelimeler

ET, İT, TE, Tİ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖĞRETİ

  1. [isim, felsefe] Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü; doktrin
  2. Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü; doktrin
    • "Öğretisini başkalarına iletebilmekten umudunu kestiği anlar bile oluyordu." (Haldun Taner)
  3. Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği; meslek, mezhep
  4. Belli bir görüşe dayalı çalışma anlayışının bütünü
AVDETİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿavdetī

  1. [sıfat, din bilimi] Bakınız dönme
YETİME

Kelime Kökeni: Arapça yetįme

  1. [isim] Yetim olan kız
    • "Adam bu yetime ile evlenmeyi düşünmediği gibi, başkasıyla evlendirip yabancıyı malına ortak kılmak da istememekte, yetimeyi ortada tutmaktadır." (İbrahim Sarı)
ETİBBA

Kelime Kökeni: Arapça eṭibbāʾ

  1. [isim, eskimiş] Hekimler
ETİKET

Kelime Kökeni: Fransızca étiquette

  1. [isim] Bir malın tür, miktar, fiyat vb. nitelikleri veya kitap, defter vb. şeylerin kime ait olduğunu belirtmek için üzerlerine konulan küçük kâğıt
  2. [mecaz] Bakınız kimlik
    • "Avrupa'da bir Şarklı etiketi altında seyahat etmenin ilk defa olarak bir faydasını gördüm." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  3. [mecaz] Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol
    • "İki teklifsiz dost olmakla beraber Sevim'le Mükerrem etiketten ayrılmazlar, birbirlerine daima 'siz' derler." (Reşat Nuri Güntekin)
POETİK

Kelime Kökeni: Fransızca poétique

  1. [sıfat] Bir şairin sanat anlayışının açıklandığı metin
    • "Her üçü de şiirde musikiyi gözetmiş, mükemmeliyet fikrine inanmış olsalar da aralarında şiir poetikaları açısından önemli farklar vardır." (Sevinç Ergiydiren)
NETİCE

Kelime Kökeni: Arapça netīce

  1. [isim] Bakınız sonuç
    • "Konferansın müspet bir neticeye iktiran etmemiş olduğu malumunuzdur." (Atatürk)
EĞRETİ

  1. [sıfat] Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, bir şeyin yerine geçici olarak kullanılan
    • "O gün için oraya eğreti olarak getirilmişe benziyordu." (Attilâ İlhan)
  2. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan
    • "Konuk kadının durgunluğu evdeki tedirginliktendi, iğne üstünde oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu." (Burhan Günel)
  3. Bakınız takma
    • "Eğreti diş. Eğreti bacak."
  4. Belli belirsiz olan
  5. Uyumsuz, yakışmamış
  6. [zarf] İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde
    • "Ayakları karada ama eğreti duruyorlar rıhtım taşları üzerinde." (Zeyyat Selimoğlu)
  7. [zarf] Bakınız üstünkörü
    • "Her işi eğreti yapar oldun, her işi ucundan tutar oldun." (Sâmiha Ayverdi)
  8. İleride geri alınmak üzere verilen şey
ASETİK

Kelime Kökeni: Fransızca acétique

  1. [sıfat, kimya] Sirkeyle ilgili, sirkeyle aynı özellikleri taşıyan
İLETİM

  1. [isim] İletmek işi
  2. [fizik] İletken şeylerden ısı veya elektriğin geçmesi
  3. [kimya, fizik] Bakınız ısı yayımı
ETİLEN

Kelime Kökeni: Fransızca éthylène

  1. [isim, kimya] Yanıcı, renksiz, az kokulu, 0,97 yoğunluğunda karbon ve hidrojen birleşimi
İLETİŞ

  1. [isim] İletmek işi
RETİNA

Kelime Kökeni: Latince

  1. [isim, anatomi] Bakınız ağ tabaka
GETİRİ

  1. [isim] Bakınız yarar
    • "Bu çalışmanın bana getirisi çok oldu."
  2. [ekonomi] Bakınız kâr
    • "Yıllık getiri."
  3. [ekonomi] Bakınız kazanç
ÜRETİM

  1. [isim] Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme; istihsal, prodüksiyon, tüketim karşıtı
    • "Bu arada üç beş yazarın üretimi de araya kaynayıp gidiyor." (Nezihe Meriç)
VETİRE

Kelime Kökeni: Arapça vetīre

  1. [isim, eskimiş] Bakınız süreç
    • "Bir şiirindeki “Irkın seni iklimine benzer yaratırken” mısrası ile kadın güzelliğini hatta bütün estetiğini bu tarihî vetireye bağlar." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. Bakınız tarz
  3. Burun deliklerini ayıran zar
ÜRETİŞ

  1. [isim] Üretmek işi
BETİLİ

  1. [sıfat] Bakınız figüratif
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü