İçinde et olan 7 harfli 383 kelime var. İçerisinde ET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında et olan kelimeler listesine ya da sonu et ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Et Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E T

2 Harfli Kelimeler

ET, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÜRETMEK

  1. [nesnesiz] Aynı türden canlıları çoğaltmak
    • "Minnacık bir kir, olduğu yerde durmuyor, dakikada üçe beşe katlanarak çoğalan mikroplar üretiyordu." (Elif Şafak)
  2. Ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek; yapmak
    • "Petrol üretmek. Çimento üretmek."
  3. [mecaz] Oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek
    • "Şiir üretmek."
METANOL

Kelime Kökeni: İngilizce methanol

  1. [isim, kimya] Bakınız odun ruhu
İSTETİŞ

  1. [isim] İstetmek işi
HİLAFET

Kelime Kökeni: Arapça ḫilāfet

  1. [isim, tarih] Bakınız halifelik
MERARET

Kelime Kökeni: Arapça merāret

  1. [isim, eskimiş] Bakınız acılık
    • "Aşklarının düşüncesi artık lerze değil yeis ve meraret veriyordu." (Halide Edip Adıvar)
NİHAYET

Kelime Kökeni: Arapça nihāyet

  1. [isim] Bakınız son
    • "Ben nihayete doğru yanımdaki çocuğu dürterek kalktım." (Ömer Seyfettin)
  2. [zarf] Sonunda
    • "Nihayet duam kabul olundu, önümde hiçbir hicap kalmadı, hakikat bana olduğu gibi tecelli etti." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. [zarf] -den başka bir şey değil
    • "Ama bu, nihayet bir nüktedir." (Yusuf Ziya Ortaç)
KIYAFET

Kelime Kökeni: Arapça ḳiyāfet

  1. [isim] Bakınız giysi
    • "Bu çelişki, kıyafetinin seçimi konusunda onu çıkmaza sokuyordu." (Nermin Bezmen)
BEGAYET

Kelime Kökeni: Farsça be + Arapça ġāyet

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız son derece
    • "Kızım, evladım, sana söyleyeceğim sözler begayet mühim, begayet naziktir." (Reşat Nuri Güntekin)
ŞÖBİYET

  1. [isim] İnce yufkaların içine kaymak konulup üstüne dövülmüş fıstık serpilerek yapılan bir baklava türü
    • "... karton kutusundan şerbeti sızan iki kilo şöbiyet ve yanında gözleri sürmeli, ellerinin üstü dövmeli iki çarşaflı kadınla kız istemeye gelen esmer delikanlıyı Temel’in gözü hiç tutmamıştı." (Ayşe Kulin)
VEZARET

Kelime Kökeni: Arapça vezāret

  1. [isim, eskimiş] Bakınız vezirlik
TÜKETİM

  1. [isim] Tüketmek işi
  2. Üretilen veya yapılan şeylerin kullanılıp harcanması; yoğaltım, istihlak, üretim karşıtı
    • "Halkın ana tüketim maddesi olduğu için tuz tüketiminden vergi almak hem daha kolaydı ve hem de miktar olarak çok daha fazlaydı." (Cengiz Çetintaş)
VİZONET

Kelime Kökeni: Fransızca visonette

  1. [isim] Taklit vizon
    • "Parmağında zümrüt yüzüğü, üstünde vizonet kürküyle otururken kimselere, hiçbir yere değmemeye çalışan bir iş adamı karısı." (Tomris Uyar)
NEKAHET

Kelime Kökeni: Arapça neḳāhet

  1. [isim] Hastalıktan yeni kurtulmuş zayıf ve hâlsiz olan kimsenin durumu
    • "His var mı bu âlemde nekahet gibi tatlı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [mecaz] Bakınız durgunluk
METHİYE

Kelime Kökeni: Arapça medḥiyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız övgü
  2. [edebiyat] Bir kimseyi veya bir şeyi övmek için yazılmış şiir
NUHUSET

Kelime Kökeni: Arapça nuḥūset

  1. [isim, eskimiş] Bakınız uğursuzluk
SEFALET

Kelime Kökeni: Arapça sefālet

  1. [isim] Bakınız yoksulluk
    • "İnsan onu bir gördü mü evlerin, sokakların sefaletini unutur giderdi." (Tarık Buğra)
BİLETLİ

  1. [sıfat] Bileti olan
  2. Bilet kullanılan
ATFETME

  1. [isim] Atfetmek işi; isnat
ÖĞRETME

  1. [isim] Öğretmek işi; tedris
İLETKEN

  1. [sıfat, fizik] Akım, ısı, ses vb.ni geçiren (madde); nâkil, yalıtkan karşıtı
  2. Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere aktaran (madde, şey)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü