İçinde et olan 6 harfli 238 kelime var. İçerisinde ET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında et olan kelimeler listesine ya da sonu et ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Et Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E T

2 Harfli Kelimeler

ET, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MÜSNET

Kelime Kökeni: Arapça müsned

  1. [sıfat] Yüklenmiş olan, dayandırılan, isnat olunan
  2. (Hz. Muhammed’in söz ve eylemleri için) Peygamberin arkadaşlarından birinin tanıklığına kadar götürülebilen
  3. [edebiyat] Aruz ölçüsünde kapalı hece
  4. [eskimiş, dil bilgisi] Bakınız yüklem
LEZZET

Kelime Kökeni: Arapça leẕẕet

  1. [isim] Ağız yoluyla alınan tat
    • "Tekrar odaya dönse bu kaynağın suyunda umduğu lezzeti tekrar bulabilecek miydi?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [mecaz] Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk
    • "Ona da dinlenmek gibi bir lezzet yetişir." (Ahmet Rasim)
HİDDET

Kelime Kökeni: Arapça ḥiddet

  1. [isim] Bakınız öfke
    • "Kocaman bir tas içinde su geliyor, sabun, havlu, kurulama deyinceye kadar hiddeti geçiyor sultanın." (Necip Fazıl Kısakürek)
METRUK

Kelime Kökeni: Arapça metrūk

  1. [sıfat] Bırakılmış, terk edilmiş
    • "Daha birçok yalılar da metruk, bakımsız bir hâlde çöküyor, yıkılıyor, yerinde yeller esiyor." (Asaf Halet Çelebi)
  2. [eskimiş] Kullanılmayan
    • "Bu metruk sokaklardan taburlar geçiyordu." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
USULET

Kelime Kökeni: Arapça uṣūlet

  1. [isim] Usulüne uygun olma
KIYMET

Kelime Kökeni: Arapça ḳiymet

  1. [isim] Bakınız değer
    • "Bir özleyiş ve bir korkudan sonra bayrağın kıymetini ne kadar daha başka, ne kadar daha yakından duyuyordum." (Ruşen Eşref Ünaydın)
METRİK

Kelime Kökeni: Fransızca métrique

  1. [sıfat, matematik] Bakınız ölçümlü
ETOBUR

  1. [sıfat, hayvan bilimi] Dişleri et yiyecek biçimde gelişmiş, omurgalı, memeli (hayvan); etçil, karnivor
HAZRET

Kelime Kökeni: Arapça ḥażret

  1. [isim] Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen ünvan
    • "Hazreti Ali. Hazreti Fatma."
  2. [mecaz] Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz
    • "Bilen bilir, kolay okunan yazar değildir hazret." (Refik Erduran)
  3. [mecaz] Kullanıldığında bir kişinin küçümsendiğini anlatan bir söz
  4. [ünlem] Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü
    • "Hazret! Şu kitabı uzatır mısın?"
METEOR

Kelime Kökeni: Fransızca météore

  1. [isim, gök bilimi] Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri, rüzgâr, yıldırım, yağmur, dolu vb. olaylara verilen genel ad
  2. Bakınız gök taşı
İNAYET

Kelime Kökeni: Arapça ʿināyet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız lütuf
    • "Gayret bizden, inayet Allah'tan." (Emine Işınsu)
PETROL

Kelime Kökeni: Fransızca pétrole

  1. [isim] Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ; yer yağı
    • "Kamyonlar yarı benzin, yarı petrolle çalışmaya uğraşıyor." (Aka Gündüz)
KİSPET

Kelime Kökeni: Arapça kisvet

  1. [isim, spor] Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon
    • "... sıkı sıkıya kilitlenmiş olan bu dolapların içinde hiç kâğıt yoktu. Onun eski spor elbiseleri, kırbaçları, kispetleri ... neyi ve tamburası dururdu." (Ömer Seyfettin)
ADETÇE

  1. [zarf] Bakınız sayıca
    • "Adetçe çok fazla olmasına rağmen Timur ordusu, istilalar sırasında muhtelif ülkelerden toplanmış bir kalabalıktı." (Zuhuri Danışman)
EĞRETİ

  1. [sıfat] Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, bir şeyin yerine geçici olarak kullanılan
    • "O gün için oraya eğreti olarak getirilmişe benziyordu." (Attilâ İlhan)
  2. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan
    • "Konuk kadının durgunluğu evdeki tedirginliktendi, iğne üstünde oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu." (Burhan Günel)
  3. Bakınız takma
    • "Eğreti diş. Eğreti bacak."
  4. Belli belirsiz olan
  5. Uyumsuz, yakışmamış
  6. [zarf] İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde
    • "Ayakları karada ama eğreti duruyorlar rıhtım taşları üzerinde." (Zeyyat Selimoğlu)
  7. [zarf] Bakınız üstünkörü
    • "Her işi eğreti yapar oldun, her işi ucundan tutar oldun." (Sâmiha Ayverdi)
  8. İleride geri alınmak üzere verilen şey
FETRET

Kelime Kökeni: Arapça fetret

  1. [isim] İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre
  2. İki padişah arasında padişahsız geçen süre
  3. İki olay arasındaki süre
  4. Hükûmet gücünün gevşediği bir yerde düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre
  5. [din bilimi] İslam dinine göre Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre
SAFFET

Kelime Kökeni: Arapça ṣafvet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız temizlik
    • "Gençlerin tecrübelerle yıpranmamış bir saffet içindeki yüzlerinde yorgunluk duyulmaz." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bakınız saflık
    • "Bir çocuk saffetiyle bu hayalî beşikte sallana sallana uyuyorum." (Orhan Seyfi Orhon)
UFUNET

Kelime Kökeni: Arapça ʿufūnet

  1. [isim, eskimiş] Pis koku
    • "Kokladığım bu havada devrin ufunetini hissediyorum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız irin
  3. Bakınız çürüme
AHİRET

Kelime Kökeni: Arapça āḫiret

  1. [isim, din bilimi] Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer; öbür dünya, öteki dünya, ahret
    • "Dünyada olmasa bile ahirette mükâfatını görürsün!" (Ömer Seyfettin)
İZAFET

Kelime Kökeni: Arapça iżāfet

  1. [isim, eskimiş, felsefe] Bakınız bağıntı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü