İçinde et olan 6 harfli 238 kelime var. İçerisinde ET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında et olan kelimeler listesine ya da sonu et ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Et Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ET, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MÜSNET
-
Kelime Kökeni: Arapça müsned
-
[sıfat]
Yüklenmiş olan, dayandırılan, isnat olunan
-
(Hz. Muhammed’in söz ve eylemleri için) Peygamberin arkadaşlarından birinin tanıklığına kadar götürülebilen
-
[edebiyat]
Aruz ölçüsünde kapalı hece
-
[eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız yüklem
-
[sıfat]
Yüklenmiş olan, dayandırılan, isnat olunan
- LEZZET
-
Kelime Kökeni: Arapça leẕẕet
-
[isim]
Ağız yoluyla alınan tat
- "Tekrar odaya dönse bu kaynağın suyunda umduğu lezzeti tekrar bulabilecek miydi?"
-
[mecaz]
Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk
- "Ona da dinlenmek gibi bir lezzet yetişir."
-
[isim]
Ağız yoluyla alınan tat
- HİDDET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥiddet
-
[isim]
Bakınız öfke
- "Kocaman bir tas içinde su geliyor, sabun, havlu, kurulama deyinceye kadar hiddeti geçiyor sultanın."
-
[isim]
Bakınız öfke
- METRUK
-
Kelime Kökeni: Arapça metrūk
-
[sıfat]
Bırakılmış, terk edilmiş
- "Daha birçok yalılar da metruk, bakımsız bir hâlde çöküyor, yıkılıyor, yerinde yeller esiyor."
-
[eskimiş]
Kullanılmayan
- "Bu metruk sokaklardan taburlar geçiyordu."
-
[sıfat]
Bırakılmış, terk edilmiş
- USULET
-
Kelime Kökeni: Arapça uṣūlet
-
[isim]
Usulüne uygun olma
-
[isim]
Usulüne uygun olma
- KIYMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳiymet
-
[isim]
Bakınız değer
- "Bir özleyiş ve bir korkudan sonra bayrağın kıymetini ne kadar daha başka, ne kadar daha yakından duyuyordum."
-
[isim]
Bakınız değer
- METRİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca métrique
-
[sıfat, matematik]
Bakınız ölçümlü
-
[sıfat, matematik]
Bakınız ölçümlü
- ETOBUR
-
-
[sıfat, hayvan bilimi]
Dişleri et yiyecek biçimde gelişmiş, omurgalı, memeli (hayvan); etçil, karnivor
-
[sıfat, hayvan bilimi]
Dişleri et yiyecek biçimde gelişmiş, omurgalı, memeli (hayvan); etçil, karnivor
- HAZRET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥażret
-
[isim]
Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen ünvan
- "Hazreti Ali. Hazreti Fatma."
-
[mecaz]
Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz
- "Bilen bilir, kolay okunan yazar değildir hazret."
-
[mecaz]
Kullanıldığında bir kişinin küçümsendiğini anlatan bir söz
-
[ünlem]
Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü
- "Hazret! Şu kitabı uzatır mısın?"
-
[isim]
Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen ünvan
- METEOR
-
Kelime Kökeni: Fransızca météore
-
[isim, gök bilimi]
Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri, rüzgâr, yıldırım, yağmur, dolu vb. olaylara verilen genel ad
-
Bakınız gök taşı
-
[isim, gök bilimi]
Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri, rüzgâr, yıldırım, yağmur, dolu vb. olaylara verilen genel ad
- İNAYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿināyet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız lütuf
- "Gayret bizden, inayet Allah'tan."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız lütuf
- PETROL
-
Kelime Kökeni: Fransızca pétrole
-
[isim]
Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ; yer yağı
- "Kamyonlar yarı benzin, yarı petrolle çalışmaya uğraşıyor."
-
[isim]
Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ; yer yağı
- KİSPET
-
Kelime Kökeni: Arapça kisvet
-
[isim, spor]
Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon
- "... sıkı sıkıya kilitlenmiş olan bu dolapların içinde hiç kâğıt yoktu. Onun eski spor elbiseleri, kırbaçları, kispetleri ... neyi ve tamburası dururdu."
-
[isim, spor]
Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon
- ADETÇE
-
-
[zarf]
Bakınız sayıca
- "Adetçe çok fazla olmasına rağmen Timur ordusu, istilalar sırasında muhtelif ülkelerden toplanmış bir kalabalıktı."
-
[zarf]
Bakınız sayıca
- EĞRETİ
-
-
[sıfat]
Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, bir şeyin yerine geçici olarak kullanılan
- "O gün için oraya eğreti olarak getirilmişe benziyordu."
-
İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan
- "Konuk kadının durgunluğu evdeki tedirginliktendi, iğne üstünde oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu."
-
Bakınız takma
- "Eğreti diş. Eğreti bacak."
-
Belli belirsiz olan
-
Uyumsuz, yakışmamış
-
[zarf]
İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde
- "Ayakları karada ama eğreti duruyorlar rıhtım taşları üzerinde."
-
[zarf]
Bakınız üstünkörü
- "Her işi eğreti yapar oldun, her işi ucundan tutar oldun."
-
İleride geri alınmak üzere verilen şey
-
[sıfat]
Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, bir şeyin yerine geçici olarak kullanılan
- FETRET
-
Kelime Kökeni: Arapça fetret
-
[isim]
İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre
-
İki padişah arasında padişahsız geçen süre
-
İki olay arasındaki süre
-
Hükûmet gücünün gevşediği bir yerde düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre
-
[din bilimi]
İslam dinine göre Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre
-
[isim]
İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre
- SAFFET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣafvet
- UFUNET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿufūnet
- AHİRET
-
Kelime Kökeni: Arapça āḫiret
-
[isim, din bilimi]
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer; öbür dünya, öteki dünya, ahret
- "Dünyada olmasa bile ahirette mükâfatını görürsün!"
-
[isim, din bilimi]
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer; öbür dünya, öteki dünya, ahret
- İZAFET
-
Kelime Kökeni: Arapça iżāfet
-
[isim, eskimiş, felsefe]
Bakınız bağıntı
-
[isim, eskimiş, felsefe]
Bakınız bağıntı