İçinde et olan 5 harfli 152 kelime var. İçerisinde ET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında et olan kelimeler listesine ya da sonu et ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Et Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ET, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- LİNET
-
Kelime Kökeni: Arapça līnet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ishal
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ishal
- ŞOSET
-
Kelime Kökeni: Fransızca chausette
-
[isim]
Bakınız soket çorap
- "Sadece boz renkte şoset çoraplı bir çift ayak kalmıştı geriye."
-
[isim]
Bakınız soket çorap
- PİKET
-
Kelime Kökeni: Fransızca piquet
-
[isim]
İki, üç veya dört kişi arasında ve otuz iki kâğıtla oynanan bir tür iskambil oyunu
-
[isim]
İki, üç veya dört kişi arasında ve otuz iki kâğıtla oynanan bir tür iskambil oyunu
- ATLET
-
Kelime Kökeni: Fransızca athlète
-
[isim]
Bakınız fanila
-
[spor]
Atletizmle uğraşan kimse; atletizmci
- "Yüz metreyi on saniyenin altında koşan aletler, bir koşmada mı başarıyorlar bu işi sanıyorsun yoksa?"
-
[isim]
Bakınız fanila
- ÜCRET
-
Kelime Kökeni: Arapça ucret
-
[isim, ekonomi]
İş gücünün karşılığı olan para veya mal; ecir
- "Ücret hizmet mukabilidir. Ne yapıyorsun ki sana para verelim?"
-
Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para
- "Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı."
-
[isim, ekonomi]
İş gücünün karşılığı olan para veya mal; ecir
- DEMET
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Çiçek veya bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış biçimi; bağ (I), bağlam
- "Çiçeklikten bir demet maydanoz yolup geldi, sofradaki barbunya pilakisinin üstüne doğradı."
-
Aynı şeyin bir küme oluşturacak tarzda bir araya gelmiş biçimi; deste
- "Öyle fukara çocuklara rastlıyorduk ki bize demet demet kır çiçekleri hediye ediyorlardı."
-
[bitki bilimi]
Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon
-
[anatomi]
Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu
-
[fizik]
Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu
-
[isim]
Çiçek veya bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış biçimi; bağ (I), bağlam
- KASET
-
Kelime Kökeni: Fransızca cassette
-
[isim]
İçinde, görüntü ve seslerin kaydedildiği, gerektiğinde yeniden kullanılmasını sağlayan bir manyetik şeridin bulunduğu küçük kutu; kutucuk
- "Bu kaset de bayram günü ses cihazına takılacak, karakterler de pleybek yapacaklardı."
-
[isim]
İçinde, görüntü ve seslerin kaydedildiği, gerektiğinde yeniden kullanılmasını sağlayan bir manyetik şeridin bulunduğu küçük kutu; kutucuk
- KENET
-
-
[isim]
İki sert cismi birbirine bağlamaya yarayan, iki ucu sivri ve kıvrık metal parça
-
[isim]
İki sert cismi birbirine bağlamaya yarayan, iki ucu sivri ve kıvrık metal parça
- İŞRET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿişret
-
[isim, eskimiş]
İçki içme
- "İşret meclisi."
-
[isim, eskimiş]
İçki içme
- DAVET
-
Kelime Kökeni: Arapça daʿvet
- ETENE
-
-
[isim, anatomi]
Bakınız döl eşi
-
[bitki bilimi]
Meyve yaprağında yumurtacıkların bağlı olduğu bölüm
-
[isim, anatomi]
Bakınız döl eşi
- MOPET
-
Kelime Kökeni: İngilizce moped
-
[isim]
Bir tür küçük motosiklet
-
[isim]
Bir tür küçük motosiklet
- OMLET
-
Kelime Kökeni: Fransızca omelette
-
[isim]
Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynir, kıyma vb. katılarak tavada pişirilen bir yemek
- "Mantarlı omleti yedikten sonra uykudan bayılıyorduk."
-
[isim]
Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynir, kıyma vb. katılarak tavada pişirilen bir yemek
- GAYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ġāyet
-
[zarf]
Pek, çok, pek çok, aşırı bir biçimde
- "Soframızda gayet samimi birkaç misafirimiz bulunur."
-
[zarf]
Pek, çok, pek çok, aşırı bir biçimde
- KAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳāmet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız boy (I)
- "Gür beyaz saçları, dik kameti, vakur yürüyüşü ile gören çarşı esnafı saygı ile selamlarlar."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız boy (I)
- KÜVET
-
Kelime Kökeni: Fransızca cuvette
-
[isim]
İçine su doldurulup yıkanmaya elverişli tekne; banyo küveti
- "İçeri girince gözüme ilk ilişen şey küvetle oturak oldu."
-
İçinde el yıkanan kap
- "Ufak bir küvetin içine siyah gibi görünen bir mayi döktü."
-
Lokantaların mutfaklarında malzemelerin yıkanması veya karıştırılması için kullanılan, dört köşe, metal veya plastikten yapılan kap; gastronom
-
[isim]
İçine su doldurulup yıkanmaya elverişli tekne; banyo küveti
- LÜNET
-
Kelime Kökeni: Fransızca lunette
-
[isim]
Gözlük camı
-
[isim]
Gözlük camı
- ETSİZ
-
-
[sıfat]
Eti olmayan
- "Etsiz yemek."
-
[sıfat]
Eti olmayan
- İLETİ
-
-
[isim]
Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi; mesaj
-
[isim]
Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi; mesaj
- ROKET
-
Kelime Kökeni: Fransızca roquette
-
[isim]
Atış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında öz itmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi
-
Bir çeşit füze
-
[isim]
Atış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında öz itmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi