İçinde et olan 4 harfli 33 kelime var. İçerisinde ET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında et olan kelimeler listesine ya da sonu et ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Et Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E T

2 Harfli Kelimeler

ET, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YETİ

  1. [isim, felsefe] İnsanda bulunan, bir şey yapabilme yeteneği; kuvve, meleke
    • "Aklımız fikrimiz hep insanda, yetilerimizi var gücümüzle çoğaltıp onun rahatlığına çalışıyoruz." (Azra Erhat)
  2. [ruh bilimi] Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri; meleke
META

Kelime Kökeni: Arapça metāʿ

  1. [isim] Mal, ticaret malı
  2. [ticaret] Bakınız sermaye
    • "Batı'dan aldığımız öteberi arasında en kıymetli meta kendi memleketimizi karış karış dolaşma arzusu olmalıdır." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
EBET

Kelime Kökeni: Arapça ebed

  1. [isim] Sonu olmayan gelecek zaman; sonsuzluk
    • "İşte bu, ezelden bilinmemiş, ebede kadar bilinmeyecektir." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
ÖLET

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kıran (I)
BETİ

  1. [isim] Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi
ETKİ

  1. [isim] Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki etkileme gücü; yardım, tesir, rol
    • "Yaşadıklarını yazmanın böylesine bir etki yapabileceğinden hiç haberim yoktu." (Ayla Kutlu)
  2. Bir etken veya bir sebebin sonucu
    • "Tokadın etkisi kötü oldu."
  3. [mecaz] Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim
    • "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu." (Tarık Buğra)
AFET

Kelime Kökeni: Arapça āfet

  1. [isim] Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım
    • "O yıl su baskınları bir afet gibiydi."
  2. [mecaz] Olumsuz sonuçlar doğuran durum
    • "Şöhret gibi servetin de afet olduğunu yeni anlıyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [mecaz] Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın
    • "Gül yüzlü bir afetti ki her busesi lale." (Yahya Kemal Beyatlı)
  4. [tıp] Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk
VETO

Kelime Kökeni: Fransızca veto

  1. [isim] Bir şey karşı çıkma, bir şeyi engelleme, reddetme
ETAP

Kelime Kökeni: Fransızca étape

  1. [isim, spor] Bakınız aşama
  2. Bakınız adım
ADET

Kelime Kökeni: Arapça ʿādet

  1. [isim, toplum bilimi] Bakınız görenek
    • "Bayram tebriği bir güzel âdettir." (Burhan Felek)
  2. Bir davranışı alışkanlık hâline getirme
    • "Başka karı kocalar gibi ikide bir atışma âdetimiz yoktur." (Refik Erduran)
  3. Bakınız töre
  4. Bakınız aybaşı
ETÜV

Kelime Kökeni: Fransızca étuve

  1. [isim] Yiyecekleri, nesneleri yüksek ısıyla sterilize ve dezenfekte etmekte kullanılan kapalı araç
    • "Bize etüvden çıkmış esvaplarının içinde kaşınan bir sürü adam gösterdiği vakit..." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Türlü eşyaları kurutmakta veya temizlemekte kullanılan araç
  3. Mikropların üretilmesinde uygun sıcaklığı sağlayan kapalı araç
ETÜT

Kelime Kökeni: Fransızca étude

  1. [isim] Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma
  2. Bakınız ön çalışma
  3. Belli bir konuyu inceleyen, araştıran eser veya yazı
  4. Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışmaları; mütalaa, müzakere
    • "Dersleri yarım kulak dinliyor, etütlerde uzun uzun mektuplar yazıyordu." (Çetin Altan)
EMET

  1. [isim] Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
ETER

Kelime Kökeni: Fransızca éther

  1. [isim, kimya] Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar
  2. Hekimlikte kullanılan, çok uçucu, renksiz ve kendine özgü kokusu olan bir sıvı; lokman ruhu
  3. Bir tür organik yağ çözücü
ETİK

Kelime Kökeni: Fransızca éthique

  1. [isim] Bakınız ahlak bilimi
  2. Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü
  3. [sıfat] Bakınız ahlaki
ETEN

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız döl eşi
  2. Yemişlerin yenilen bölümü
ETOL

Kelime Kökeni: Fransızca étole

  1. [isim] Genellikle kürkten, gösterişli kumaşlardan veya yün örgüden yapılmış omuz atkısı
    • "Omuzlarına beyaz bir etol almayı da ihmal etmedi." (Ayşe Kulin)
SÜET

Kelime Kökeni: Fransızca suède

  1. [isim] Yumuşak, yüzü ince havlı bir deri türü; podösüet
DÜET

Kelime Kökeni: Fransızca duet

  1. [isim, müzik] İki ses veya iki müzik
  2. İki kişi tarafından karşılıklı söylenen şarkı
ETEK

  1. [isim] Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi; eteklik
    • "Sevim'in eteği bir dikene takılıp yırtılmış, beyaz potinleri çamura batmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Giysinin belden aşağıda kalan bölümü
  3. Giysinin alt kenarı
    • "Vedia'nın eteklerinden gözlerini ayırmayarak onu takip ediyordu." (Peyami Safa)
  4. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü
  5. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü
    • "Dağın eteklerine küme küme serpilen kerpiç evleri gördü." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  6. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan saç örtü
    • "Baca eteği. Boru eteği."
  7. [argo] Bakınız edep yeri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü