İçinde er olan 7 harfli 471 kelime var. İçerisinde ER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında er olan kelimeler listesine ya da sonu er ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Er Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R

2 Harfli Kelimeler

ER, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ERİNMEK

  1. [-e, nesnesiz] Bakınız üşenmek
    • "Bu Demir artık ne yer ne içerdi bilmem ama günlerini evinin karanlık odalarında geçirir, belki uyuyup uyandığı yataktan hiç kalkmaz, böylece erinir, akşamın gezinti saatlerini oracıkta beklerdi." (Faruk Duman)
NEREDEN

  1. [zarf] Hangi yerden?
    • "Neriman’a bu yeni hevesler nereden geliyor?" (Peyami Safa)
  2. Nasıl, ne gibi bir ilişki ile
    • "Ay, bütün bunları nereden bileyim Meryem!.." (Emine Işınsu)
NÜKLEER

Kelime Kökeni: Fransızca nucléaire

  1. [sıfat, fizik] Atom çekirdeği ile ilgili; çekirdeksel
HAŞERAT

Kelime Kökeni: Arapça ḥaşerāt

  1. [isim] Bakınız böcekler
    • "Ağustos böceklerinin ninnileri, dızdızlarının ahengi sanki bu karanlık gölgelerde saklı haşeratı uyutuyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. [mecaz] Değersiz ve zararlı kimseler
GERELTİ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız perde
    • "Koruyacağından değil, bedenlerine bir gerelti, bir örtü olsun diye giyerlermiş." (Hasan Erdem)
  2. [sıfat] Gerilmiş olan
    • "Tıpkı tiyatrolarda olduğu gibi gerelti perdenin önüne açılıp kapanan bir perde de konduğu görülür." (Metin And)
SERETAN

Kelime Kökeni: Arapça sereṭān

  1. [isim, eskimiş, hayvan bilimi] Bakınız yengeç
BERKLİK

  1. [isim] Bakınız sertlik
  2. Bakınız sağlamlık
CİĞERLİ

  1. [sıfat] İçerisinde ciğer bulunan
    • "Her akşam yirmi adet kedisine ciğerli makarna pişirip dağıttığı da ayrıca çapkınlığı kadar ünlüydü." (Zihni Küçümen)
  2. [argo] Cesur, yiğit olan (kimse)
    • "Ciğerli, ciğersiz insan ayrımı yapıyorum ben. Ciğerli ve akıllı adamlar bir dava etrafında birleşmeli." (Oktay Sinanoğlu)
MUAMMER

Kelime Kökeni: Arapça muʿammer

  1. [sıfat, eskimiş] Yaşamış
LATERİT

Kelime Kökeni: Fransızca latérite

  1. [isim, jeoloji] Sıcak, nemli iklimlerde oluşan, parlak kırmızı veya kahverengiye çalan kırmızı renkli, demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak
PERVANE

Kelime Kökeni: Farsça pervāne

  1. [isim] Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek; kepenek (II)
    • "Ötede mum yanıyor bir şeyler dönüyor / Pervaneler art arda ne çabuk ölüyor" (Behçet Necatigil)
  2. Döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet; uskur
    • "Çok geçmiyor, şaftın dönmesiyle pervane çalışıyor." (Zeyyat Selimoğlu)
  3. [tarih] Selçuklularda ve İlhanlılarda has, zeamet, tımar ile ilgili olarak verilen ferman
  4. [tarih] Bu fermanı hazırlamakla görevli memur
  5. [sıfat, mecaz] Bir kimsenin yanından hiç ayrılmayan
  6. Bakınız semahçı
ATAERKİ

  1. [isim, toplum bilimi] Soyda temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden topluluk düzeni
UVERTÜR

Kelime Kökeni: Fransızca ouverture

  1. [isim, müzik] Opera, bale veya konçertonun açılışındaki parça
    • "Bütün aşklar, sevdalar, şiirler, insani, hayvani teraneler hep hayat operasının uvertürleridir." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Pokerde oyuna başlayabilmek için gerekli el
    • "Uvertürün nedir?" (Yusuf Ziya Ortaç)
DERBENT

Kelime Kökeni: Farsça derbend

  1. [isim, eskimiş] Bakınız geçit
  2. Sınırlarda bulunan küçük kale
STERLİN

Kelime Kökeni: İngilizce sterling

  1. [isim] Yüz peniden oluşan Birleşik Krallık’ın para birimi; paunt
ERGUVAN

Kelime Kökeni: Farsça erġavān

  1. [isim, bitki bilimi] Baklagillerden, eflatunla kırmızı arası renkte çiçek açan, güzel bir süs ağacı; deliboynuz (Cercis siliquastrum)
    • "Erguvan dallarından örülmüş çardağın içi loştu iyice." (Necati Cumalı)
DEĞERLİ

  1. [sıfat] Değeri olan veya değeri yüksek olan; ağır, kıymetli, kıymettar, muteber, zikıymet
    • "Bu defaki gidişimizde, eşyamızın arasında taç gibi değerli bir parça da vardı." (Ayla Kutlu)
DERİNCE

  1. [sıfat] Biraz derin
    • "Şafak sökerken derince bir mezar kazmış bahçesine." (Elif Şafak)
ENERJİK

Kelime Kökeni: Fransızca énergique

  1. [sıfat] Enerji ile ilgili
  2. Güçlü ve hareketli, aktif olan
    • "Eğer onun, hadisenin bastırılması yolunda enerjik davranışları olmasaydı belki de daha feci şeyler olacaktı." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. Aldığı kararları hızlı bir biçimde uygulayan
    • "Enerjik bir yönetim."
MERİNOS

Kelime Kökeni: Fransızca mérinos

  1. [isim, hayvan bilimi] Uzun, çok ince, beyaz ve bol tüylü yapağısından dokumacılıkta yararlanılan bir koyun cinsi; merinos koyunu (Ovis aries hispanica)
  2. Bu koyundan elde edilen yün
  3. [sıfat] Bu yünden yapılan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü