İçinde er olan 5 harfli 246 kelime var. İçerisinde ER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında er olan kelimeler listesine ya da sonu er ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Er Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ER, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DERUN
-
Kelime Kökeni: Farsça derūn
-
[isim, eskimiş]
Bakınız iç
-
[isim, eskimiş]
Bakınız iç
- DERİN
-
-
[sıfat]
Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
- "Hatta gelirken otobüste dalmışım, rüyamda da yılanlarla dolu, derin bir kuyuya düştüm."
-
Yüzeyden içeri inen
- "Yüzlerindeki derin yara izleri bakanların üzerinde çok etkili oluyor ve korku uyandırıyordu."
-
Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan
- "Mevlâna gibi derin ve vectli bir insanın elinde ise belki en mütekâmil şeklini almış bulunuyordu."
-
Bakınız yoğun
- "Henüz kapkaranlıktı dışarısı ve derin bir sessizlik içindeydi ev."
-
Uzun süren
- "Bir iki derin nefesten sonra teneffüsünün ritmi düzeldi."
-
[mecaz]
Bakınız ayrıntılı
- "Hangi limana varacağını bilmeyen gemiciye derin bir denizcilik bilgisinin faydası ne?"
-
[mecaz]
İçten gelen
- "Bir yandan da bundan derin bir utanç duyuyorum."
-
[isim]
Bakınız dip
- "Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin / Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde"
-
[sıfat]
Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
- OBERJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca auberge
-
[isim]
Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri
-
[isim]
Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri
- GERZE
-
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
- DERİK
-
-
[isim]
Mardin iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Mardin iline bağlı ilçelerden biri
- FERDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ferdī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bireysel
- "Izdıraplarınızın maddi ve ferdî kısımlarını azaltmak kolay."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bireysel
- GEREN
-
-
[isim, ağızlardan]
Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak
-
[isim, ağızlardan]
Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak
- YEREY
-
-
[isim, coğrafya]
Bakınız arazi
-
[jeoloji]
Yer kabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası
- "Üçüncü Zaman yereyleri."
-
[isim, coğrafya]
Bakınız arazi
- MEREK
-
-
[isim, ağızlardan]
Samanlık, odunluk, hayvan yemi deposu veya ahır
-
[isim, ağızlardan]
Samanlık, odunluk, hayvan yemi deposu veya ahır
- ZERRE
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕerre
-
[isim]
Çok küçük parçacık; habbe
- "Kendi servetinden bir zerresini vatan namına feda etmemişti."
-
[eskimiş]
0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi
-
[isim]
Çok küçük parçacık; habbe
- VEREM
-
Kelime Kökeni: Arapça verem
-
[isim, tıp]
Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık; ince ağrı, ince hastalık, tüberküloz
- "Annemin genç yaşta veremden ölen rahmetli amcasını görmedim."
-
[sıfat]
Bu hastalığa tutulmuş
- "Verem bir kadının duyguları."
-
[isim, tıp]
Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık; ince ağrı, ince hastalık, tüberküloz
- GEREK
-
-
[isim]
Varlığına ihtiyaç duyulan, yapılması, edinilmesi icap eden şey; lüzum
- "Vaziyeti bir bütün hâlinde ve bir anda kestirdikten sonra anların gereklerine göre davranırım."
-
Herhangi bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi için şart olan şey; ister, icap
- "Fakat onun için çıplak olmam gerek."
-
[sıfat]
Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen; lazım
-
[zarf]
Şart cümlelerinde güçlü ihtimal bildirir
- "Bu düşünce namusu dedikleri de epeyce önemli bir iş olsa gerek."
-
[isim]
Varlığına ihtiyaç duyulan, yapılması, edinilmesi icap eden şey; lüzum
- TERİM
-
-
[isim]
Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime; ıstılah
- "Bazıları ise terimlerimizi milletlerarası esaslara bağlamak davasındadırlar."
-
[mantık]
Geleneksel mantıkta özne veya yüklem
-
[matematik]
Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri
-
[matematik]
Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri
-
[matematik]
Bir kesrin pay ve paydasından her biri; had
-
[isim]
Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime; ıstılah
- ÇEKER
-
-
[isim]
Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı
-
[isim]
Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı
- ERSİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız kocasız
-
[sıfat]
Bakınız kocasız
- TERME
-
Kelime Kökeni: Farsça terme
-
[isim, ağızlardan]
Bir tür yaban turpu
-
[isim, ağızlardan]
Bir tür yaban turpu
- ASKER
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿasker
-
[isim]
Orduda görev yapan erden generale kadar herkes; leşker
- "Adına ve şimdi gördüğüm şahsiyetine zaten hayran olduğum büyük askerin bu alakası beni heyecana düşürmüştü."
-
Askerlik görevi veya ödevi
- "Askerden dönmek."
-
Ordunun er sınıfından olan kimse; çeri (I)
- "Dışarıda kolları kırmızı beyaz işaretli askerlerin taşıdığı boş sedyeler süratle uzaklaşıyor."
-
[sıfat, mecaz]
Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli (kimse)
- "Asker adam."
-
[sıfat, mecaz]
Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan
- "Asker millet."
-
[isim]
Orduda görev yapan erden generale kadar herkes; leşker
- PEREN
-
Kelime Kökeni: Farsça peren
-
[isim, eskimiş]
Bakınız Ülker
-
[isim, eskimiş]
Bakınız Ülker
- MAŞER
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿşer
-
[isim, eskimiş, toplum bilimi]
İnsan topluluğu, toplum
-
[isim, eskimiş, toplum bilimi]
İnsan topluluğu, toplum
- ERİME
-
-
[isim]
Erimek işi
- "Dışarıda karlar erimeye başlamış."
-
[isim]
Erimek işi