İçinde er olan 5 harfli 246 kelime var. İçerisinde ER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında er olan kelimeler listesine ya da sonu er ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Er Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R

2 Harfli Kelimeler

ER, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DERUN

Kelime Kökeni: Farsça derūn

  1. [isim, eskimiş] Bakınız iç
DERİN

  1. [sıfat] Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
    • "Hatta gelirken otobüste dalmışım, rüyamda da yılanlarla dolu, derin bir kuyuya düştüm." (Adnan İsmailoğulları)
  2. Yüzeyden içeri inen
    • "Yüzlerindeki derin yara izleri bakanların üzerinde çok etkili oluyor ve korku uyandırıyordu." (Mustafa Karnas)
  3. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan
    • "Mevlâna gibi derin ve vectli bir insanın elinde ise belki en mütekâmil şeklini almış bulunuyordu." (Asaf Halet Çelebi)
  4. Bakınız yoğun
    • "Henüz kapkaranlıktı dışarısı ve derin bir sessizlik içindeydi ev." (Ayşe Kulin)
  5. Uzun süren
    • "Bir iki derin nefesten sonra teneffüsünün ritmi düzeldi." (Peyami Safa)
  6. [mecaz] Bakınız ayrıntılı
    • "Hangi limana varacağını bilmeyen gemiciye derin bir denizcilik bilgisinin faydası ne?" (İsmet Özel)
  7. [mecaz] İçten gelen
    • "Bir yandan da bundan derin bir utanç duyuyorum." (Adalet Ağaoğlu)
  8. [isim] Bakınız dip
    • "Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin / Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde" (Yahya Kemal Beyatlı)
OBERJ

Kelime Kökeni: Fransızca auberge

  1. [isim] Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri
GERZE

  1. [isim] Sinop iline bağlı ilçelerden biri
DERİK

  1. [isim] Mardin iline bağlı ilçelerden biri
FERDİ

Kelime Kökeni: Arapça ferdī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız bireysel
    • "Izdıraplarınızın maddi ve ferdî kısımlarını azaltmak kolay." (Peyami Safa)
GEREN

  1. [isim, ağızlardan] Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak
YEREY

  1. [isim, coğrafya] Bakınız arazi
  2. [jeoloji] Yer kabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası
    • "Üçüncü Zaman yereyleri."
MEREK

  1. [isim, ağızlardan] Samanlık, odunluk, hayvan yemi deposu veya ahır
ZERRE

Kelime Kökeni: Arapça ẕerre

  1. [isim] Çok küçük parçacık; habbe
    • "Kendi servetinden bir zerresini vatan namına feda etmemişti." (Ömer Seyfettin)
  2. [eskimiş] 0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi
VEREM

Kelime Kökeni: Arapça verem

  1. [isim, tıp] Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık; ince ağrı, ince hastalık, tüberküloz
    • "Annemin genç yaşta veremden ölen rahmetli amcasını görmedim." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [sıfat] Bu hastalığa tutulmuş
    • "Verem bir kadının duyguları."
GEREK

  1. [isim] Varlığına ihtiyaç duyulan, yapılması, edinilmesi icap eden şey; lüzum
    • "Vaziyeti bir bütün hâlinde ve bir anda kestirdikten sonra anların gereklerine göre davranırım." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Herhangi bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi için şart olan şey; ister, icap
    • "Fakat onun için çıplak olmam gerek." (Tektaş Ağaoğlu)
  3. [sıfat] Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen; lazım
  4. [zarf] Şart cümlelerinde güçlü ihtimal bildirir
    • "Bu düşünce namusu dedikleri de epeyce önemli bir iş olsa gerek." (Yaşar Kemal)
TERİM

  1. [isim] Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime; ıstılah
    • "Bazıları ise terimlerimizi milletlerarası esaslara bağlamak davasındadırlar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [mantık] Geleneksel mantıkta özne veya yüklem
  3. [matematik] Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri
  4. [matematik] Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri
  5. [matematik] Bir kesrin pay ve paydasından her biri; had
ÇEKER

  1. [isim] Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı
ERSİZ

  1. [sıfat] Bakınız kocasız
TERME

Kelime Kökeni: Farsça terme

  1. [isim, ağızlardan] Bir tür yaban turpu
ASKER

Kelime Kökeni: Arapça ʿasker

  1. [isim] Orduda görev yapan erden generale kadar herkes; leşker
    • "Adına ve şimdi gördüğüm şahsiyetine zaten hayran olduğum büyük askerin bu alakası beni heyecana düşürmüştü." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
  2. Askerlik görevi veya ödevi
    • "Askerden dönmek."
  3. Ordunun er sınıfından olan kimse; çeri (I)
    • "Dışarıda kolları kırmızı beyaz işaretli askerlerin taşıdığı boş sedyeler süratle uzaklaşıyor." (Nâzım Hikmet)
  4. [sıfat, mecaz] Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli (kimse)
    • "Asker adam."
  5. [sıfat, mecaz] Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan
    • "Asker millet."
PEREN

Kelime Kökeni: Farsça peren

  1. [isim, eskimiş] Bakınız Ülker
MAŞER

Kelime Kökeni: Arapça maʿşer

  1. [isim, eskimiş, toplum bilimi] İnsan topluluğu, toplum
ERİME

  1. [isim] Erimek işi
    • "Dışarıda karlar erimeye başlamış." (Ahmet Ümit)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü