İçinde er olan 4 harfli 66 kelime var. İçerisinde ER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında er olan kelimeler listesine ya da sonu er ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Er Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R

2 Harfli Kelimeler

ER, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SERE

  1. [isim, ağızlardan] Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık; sele (III)
SERF

Kelime Kökeni: Fransızca serf

  1. [isim] Derebeylik toplum düzeninde toprakla birlikte alınıp satılan köle
ETER

Kelime Kökeni: Fransızca éther

  1. [isim, kimya] Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar
  2. Hekimlikte kullanılan, çok uçucu, renksiz ve kendine özgü kokusu olan bir sıvı; lokman ruhu
  3. Bir tür organik yağ çözücü
SERA

Kelime Kökeni: İtalyanca serra

  1. [isim] Sebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer; limonluk, ser (II), tavhane
PERU

  1. [isim] Güney Amerika'nın batısında, Büyük Okyanus kıyısında bir ülke; başkenti Lima
PERT

Kelime Kökeni: Fransızca perte

  1. [isim] Değersizleşme, zarar
SERT

Kelime Kökeni: Farsça serd

  1. [sıfat] Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan; bek (I), berk, pek, katı (I), yumuşak karşıtı
    • "Sert tahta."
  2. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen
    • "Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor." (Tarık Buğra)
  3. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı
    • "Sert iklim. Sert hava."
  4. Güçlü kuvvetli
    • "Kapıyı kapadı, döndü, sert adımlarla ilerledi." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Etkisi şiddetli ve keskin olan, hafif karşıtı
    • "Sert içki."
  6. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan
    • "Birçokları beni dik ve sert olduğum için belki sevmiyorlardı." (Memduh Şevket Esendal)
  7. Gönül kırıcı, katı, ters olan
  8. [zarf] Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde
    • "Ben de ona bile bile sert çıkıştım." (Ahmet Kabaklı)
  9. [mecaz] Hırçın, öfkeli, hiddetli olan
    • "Zaten Atatürk'ün ne vakit öfkesine kapılarak herhangi bir kimseye karşı herhangi bir sert harekette bulunduğunu kim hatırlar?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  10. [mecaz] Titizlikle uygulanan; sıkı
    • "Sert bir yönetim."
  11. [dil bilgisi] Bakınız tonsuz
PERS

  1. [isim, tarih] Eski İran'da yaşamış, Ahameniş İmparatorluğu'nu kuran halk ve bu halktan olan kimse
EDER

  1. [isim] Bakınız fiyat
    • "Aleyna, elinde durdukça ağırlaşan iki lokum ve bir parfümün ederini kasada öderken Jak Sarfati, gümrüksüz mağazanın çıkışında Anna Maria Vernier ile sohbet ediyordu." (Buket Uzuner)
DERS

Kelime Kökeni: Arapça ders

  1. [isim] Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi
    • "Mektepten kaçmıyor, bazı derslerden zevk alıp saatlerce çalıştığım oluyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre
    • "Dersin bitmesine beş dakika var."
  3. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi
    • "Bir yakınlık kurmak için derslerini soracak oluyordu." (Necati Cumalı)
  4. [mecaz] Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz
    • "En iyisi, kıyının verdiği şu ekoloji dersini uygulamak mı dersiniz?" (Haldun Taner)
DERT

Kelime Kökeni: Farsça derd

  1. [isim] Bakınız üzüntü
    • "Macit Bey’in eşi Nimet Hanım ona dostça davranıyor ve dertlerini paylaşıyordu." (Hıfzı Topuz)
  2. Bakınız hastalık
    • "Hastayım, derdime verem diyorlar." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  3. Bakınız ur
    • "Boynunda dert çıkmış."
  4. [mecaz] Sızlanma ile karışık dilek
  5. [mecaz] Yapılmak istenen şey
    • "Valinin böyle bir derdi var mı, kaymakamın böyle bir derdi var mı?" (Muhammer Ferik)
  6. [mecaz] Bakınız sıkıntı
    • "Kalbimde daima bunun eksikliğini hissettim ama kimseye derdimi anlatamadım." (Özlem Yalçınkaya)
DERZ

Kelime Kökeni: Arapça derz

  1. [isim, mimarlık] Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralığı
  2. Duvarda taş veya tuğla aralıklarını harçla doldurup üzerinden mala çekme işi
  3. Fayans, seramik, mermer vb. ile kaplanmış yüzeylerin ince aralıklarını dolduran madde
NERE

  1. [isim] Hangi yer?
    • "Buranın nere olduğunu biliyor musunuz? Bu, nerenin resmi?"
  2. Hangi taraf?
  3. Hangi organ?
    • "Nereniz ağrıyor?"
ERAT

Kelime Kökeni: Türkçe er + Arapça -āt

  1. [isim, askerlik] Er, onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad
  2. Erler
ŞERH

Kelime Kökeni: Arapça şerḥ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ayırma
  2. Bakınız açımlama
    • "Eserin birinci cildi uzun bir ön sözden sonra ayrıca arkasına koyduğu şerh ve endeksten ibarettir." (Asaf Halet Çelebi)
  3. Bir şeyi açıklamak amacıyla yazılmış kitap
  4. [mecaz] Açık ve ayrıntılı anlatma
DERE

  1. [isim, coğrafya] Çaydan küçük, yazın kuruyan veya suyu azalan küçük akarsu
    • "Bu ensiz tahta köprü altında ince dere." (Enis Behiç Koryürek)
  2. [coğrafya] İki dağ veya tepe sırtı arasındaki uzun çukur
  3. Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol
ERKE

  1. [isim, fizik] Bakınız enerji
  2. [felsefe] Pozitif bilimlerde iş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü
ERİŞ

  1. [isim] Ermek işi
    • "Bu makama eriş, ona, bir devlet reisinin tahtına veya koltuğuna kurulmuş gibi bir his verir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
DERK

Kelime Kökeni: Arapça derk

  1. [isim, eskimiş] Bakınız anlama
EROS

Kelime Kökeni: Fransızca érôs

  1. [isim, ruh bilimi] Ruhsal çözümleme açısından cinsel eğilimler ve bundan doğan isteklerin tümü
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü