İçinde er olan 4 harfli 66 kelime var. İçerisinde ER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında er olan kelimeler listesine ya da sonu er ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Er Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ER, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SERE
-
-
[isim, ağızlardan]
Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık; sele (III)
-
[isim, ağızlardan]
Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık; sele (III)
- SERF
-
Kelime Kökeni: Fransızca serf
-
[isim]
Derebeylik toplum düzeninde toprakla birlikte alınıp satılan köle
-
[isim]
Derebeylik toplum düzeninde toprakla birlikte alınıp satılan köle
- ETER
-
Kelime Kökeni: Fransızca éther
-
[isim, kimya]
Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar
-
Hekimlikte kullanılan, çok uçucu, renksiz ve kendine özgü kokusu olan bir sıvı; lokman ruhu
-
Bir tür organik yağ çözücü
-
[isim, kimya]
Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar
- SERA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca serra
-
[isim]
Sebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer; limonluk, ser (II), tavhane
-
[isim]
Sebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer; limonluk, ser (II), tavhane
- PERU
-
-
[isim]
Güney Amerika'nın batısında, Büyük Okyanus kıyısında bir ülke; başkenti Lima
-
[isim]
Güney Amerika'nın batısında, Büyük Okyanus kıyısında bir ülke; başkenti Lima
- PERT
-
Kelime Kökeni: Fransızca perte
-
[isim]
Değersizleşme, zarar
-
[isim]
Değersizleşme, zarar
- SERT
-
Kelime Kökeni: Farsça serd
-
[sıfat]
Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan; bek (I), berk, pek, katı (I), yumuşak karşıtı
- "Sert tahta."
-
Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen
- "Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor."
-
Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı
- "Sert iklim. Sert hava."
-
Güçlü kuvvetli
- "Kapıyı kapadı, döndü, sert adımlarla ilerledi."
-
Etkisi şiddetli ve keskin olan, hafif karşıtı
- "Sert içki."
-
Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan
- "Birçokları beni dik ve sert olduğum için belki sevmiyorlardı."
-
Gönül kırıcı, katı, ters olan
-
[zarf]
Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde
- "Ben de ona bile bile sert çıkıştım."
-
[mecaz]
Hırçın, öfkeli, hiddetli olan
- "Zaten Atatürk'ün ne vakit öfkesine kapılarak herhangi bir kimseye karşı herhangi bir sert harekette bulunduğunu kim hatırlar?"
-
[mecaz]
Titizlikle uygulanan; sıkı
- "Sert bir yönetim."
-
[dil bilgisi]
Bakınız tonsuz
-
[sıfat]
Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan; bek (I), berk, pek, katı (I), yumuşak karşıtı
- PERS
-
-
[isim, tarih]
Eski İran'da yaşamış, Ahameniş İmparatorluğu'nu kuran halk ve bu halktan olan kimse
-
[isim, tarih]
Eski İran'da yaşamış, Ahameniş İmparatorluğu'nu kuran halk ve bu halktan olan kimse
- EDER
-
-
[isim]
Bakınız fiyat
- "Aleyna, elinde durdukça ağırlaşan iki lokum ve bir parfümün ederini kasada öderken Jak Sarfati, gümrüksüz mağazanın çıkışında Anna Maria Vernier ile sohbet ediyordu."
-
[isim]
Bakınız fiyat
- DERS
-
Kelime Kökeni: Arapça ders
-
[isim]
Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi
- "Mektepten kaçmıyor, bazı derslerden zevk alıp saatlerce çalıştığım oluyordu."
-
Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre
- "Dersin bitmesine beş dakika var."
-
Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi
- "Bir yakınlık kurmak için derslerini soracak oluyordu."
-
[mecaz]
Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz
- "En iyisi, kıyının verdiği şu ekoloji dersini uygulamak mı dersiniz?"
-
[isim]
Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi
- DERT
-
Kelime Kökeni: Farsça derd
-
[isim]
Bakınız üzüntü
- "Macit Bey’in eşi Nimet Hanım ona dostça davranıyor ve dertlerini paylaşıyordu."
-
Bakınız hastalık
- "Hastayım, derdime verem diyorlar."
-
Bakınız ur
- "Boynunda dert çıkmış."
-
[mecaz]
Sızlanma ile karışık dilek
-
[mecaz]
Yapılmak istenen şey
- "Valinin böyle bir derdi var mı, kaymakamın böyle bir derdi var mı?"
-
[mecaz]
Bakınız sıkıntı
- "Kalbimde daima bunun eksikliğini hissettim ama kimseye derdimi anlatamadım."
-
[isim]
Bakınız üzüntü
- DERZ
-
Kelime Kökeni: Arapça derz
-
[isim, mimarlık]
Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralığı
-
Duvarda taş veya tuğla aralıklarını harçla doldurup üzerinden mala çekme işi
-
Fayans, seramik, mermer vb. ile kaplanmış yüzeylerin ince aralıklarını dolduran madde
-
[isim, mimarlık]
Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralığı
- NERE
-
-
[isim]
Hangi yer?
- "Buranın nere olduğunu biliyor musunuz? Bu, nerenin resmi?"
-
Hangi taraf?
-
Hangi organ?
- "Nereniz ağrıyor?"
-
[isim]
Hangi yer?
- ERAT
-
Kelime Kökeni: Türkçe er + Arapça -āt
-
[isim, askerlik]
Er, onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad
-
Erler
-
[isim, askerlik]
Er, onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad
- ŞERH
-
Kelime Kökeni: Arapça şerḥ
- DERE
-
-
[isim, coğrafya]
Çaydan küçük, yazın kuruyan veya suyu azalan küçük akarsu
- "Bu ensiz tahta köprü altında ince dere."
-
[coğrafya]
İki dağ veya tepe sırtı arasındaki uzun çukur
-
Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol
-
[isim, coğrafya]
Çaydan küçük, yazın kuruyan veya suyu azalan küçük akarsu
- ERKE
-
-
[isim, fizik]
Bakınız enerji
-
[felsefe]
Pozitif bilimlerde iş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü
-
[isim, fizik]
Bakınız enerji
- ERİŞ
-
-
[isim]
Ermek işi
- "Bu makama eriş, ona, bir devlet reisinin tahtına veya koltuğuna kurulmuş gibi bir his verir."
-
[isim]
Ermek işi
- DERK
-
Kelime Kökeni: Arapça derk
-
[isim, eskimiş]
Bakınız anlama
-
[isim, eskimiş]
Bakınız anlama
- EROS
-
Kelime Kökeni: Fransızca érôs
-
[isim, ruh bilimi]
Ruhsal çözümleme açısından cinsel eğilimler ve bundan doğan isteklerin tümü
-
[isim, ruh bilimi]
Ruhsal çözümleme açısından cinsel eğilimler ve bundan doğan isteklerin tümü