İçinde enmek olan 8 harfli 35 kelime var. İçerisinde ENMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında enmek olan kelimeler listesine ya da sonu enmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Enmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E E K M N

4 Harfli Kelimeler

EKME, EMEK, EMEN, ENEK, KEME, KENE, MEKE

3 Harfli Kelimeler

EKE, KEM, MEN, NEM

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, EN, KE, ME, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖNLENMEK

  1. [nesnesiz] Önleme işi yapılmak
    • "Yangın önlendi. Salgın önlendi."
İTLENMEK

  1. [nesnesiz, hakaret yollu] Aşağılık niyetlerle yaltaklanmak veya terbiyesizce davranmak; itleşmek
İŞLENMEK

  1. [nesnesiz] İşleme işi yapılmak
    • "Vazo, ince bir kadın eli ile işlenmiş, beyaz oymalı bir örtünün üzerindedir." (Esat Mahmut Karakurt)
ÖZLENMEK

  1. [nesnesiz] Özleme işine konu olmak
    • "Ben özlenerek hatırlananlardan bahsediyorum." (Peyami Safa)
ÖĞRENMEK

  1. [-i] Bilgi edinmek; bellemek (I)
    • "Gerçi yeni nesil, eskiyi öğrenmekte bir fayda görmüyor ama ben gene de yazayım." (Burhan Felek)
  2. [nesnesiz] Yetenek, beceri kazanmak
    • "Her şeye dikkatli baktığı için öğrenmişti." (Refik Halit Karay)
  3. Haber almak
    • "Az bir sürede bütün köy bu kurşunları sıkanın Hasan olduğunu öğrendi." (Yaşar Kemal)
GÜVENMEK

  1. [-e] Güven duymak, güveni olmak; itimat etmek, yaslanmak (I)
    • "Dostumuza güvenmeyelim de düşmanımıza mı güvenelim?" (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
EKLENMEK

  1. [nesnesiz] Ekleme işi yapılmak
    • "Anlatılanlara her fabrikada yeni pimler takılır, başka başka hikâyeler eklenirdi." (Lâtife Tekin)
  2. Ekle tamamlanmak
İSTENMEK

  1. [nesnesiz] İsteme işi yapılmak; istenilmek
    • "Küçük boylu sünger isteniyorsa büyükler istenilen boyda ve biçimde kesilip kırpılır." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Kendisine istek duyulmak; arzulanmak
BEĞENMEK

  1. [-i] İyi veya güzel bulmak; açmak
    • "Biz çocuklar evimizi çok beğendik." (Ayla Kutlu)
  2. Benzerleri arasından birini seçip ayırmak
    • "İçlerinde Elif’i beğendi. Beğendi ne? Elif'i görünce on sekiz yaşındaki bir sevdalının yüreğini taktılar sanki Bektaş’a." (Kemal Ateş)
  3. Onaylamak, kabul etmek, tasvip etmek
ÜSLENMEK

  1. [-e] Bir yeri kendine üs seçerek orada yerleşmek
DÖNENMEK

  1. [-de, ağızlardan] Olduğu yerde veya bir şeyin çevresinde dönmek
    • "Öğleye kadar dönendim durdum evin içinde, kendime işler uydurdum." (Erhan Bener)
BELENMEK

  1. [-e, ağızlardan] Bakınız kundaklanmak
    • "Çocuk olsam beleklere belensem" (Âşık Veysel)
  2. Bakınız bulanmak
    • "Kuyunun başında unum elenir / Kaytan bıyıklarım kana belenir" (Halk türküsü)
DENENMEK

  1. [nesnesiz] Deneme işine konu olmak
ÜFLENMEK

  1. [nesnesiz] Üfleme işi yapılmak
    • "Çakır gözleri üflenmiş bir alev gibi parlıyordu." (Ömer Seyfettin)
İMRENMEK

  1. [-e] Beğenilen, hoşlanılan bir şeyi edinme veya bir yiyeceği yeme isteğini duymak
    • "İki gün evvel bir muhallebici dükkânının vitrinindeki kazandibine imrendim." (Burhan Felek)
  2. Beğenilen bir kişi veya şeye benzemeyi istemek; gıpta etmek
    • "Çağımızın yazarları arasında da klasiklere imrenenler yok değildir." (Salâh Birsel)
GÖNENMEK

  1. [nesnesiz] Mutlu, mesut olmak, rahat bir hayat sürmek, sevinç duymak; sevinmek, abat olmak
BİLENMEK

  1. [nesnesiz] Bileme işine konu olmak, keskin duruma getirilmek; bileğilenmek, bileylenmek
  2. [mecaz] Bir işe yoğun bir biçimde hazırlanmak
  3. [mecaz] Hırslanmak, aşırı derecede istemek
    • "İkisi de doyasıya tatlı bir gece geçirmek için bilenmiş gibiydiler." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  4. [mecaz] Hırslanmak, aşırı derecede istemek
İSLENMEK

  1. [nesnesiz] İsli duruma gelmek
    • "O gün üzerlerindeki resimleri sökerek sararmış, islenmiş duvarları badanalattım." (Necati Cumalı)
ÖÇLENMEK

  1. [-e] Öç beslemek, öç ile dolu duruma gelmek, hınç beslemek, kin duymak
    • "Karikatürünü piposuz çizdiği için bir karikatüriste öçlenen bir profesör tanırım." (Haldun Taner)
İĞRENMEK

  1. [nesnesiz] Mide bulandırıcı bir his duymak, tiksinmek
  2. [mecaz] Bir şeyi tiksindirici bulmak; istikrah etmek
    • "Asıl iğrendiğim, ürktüğüm elleriydi." (Refik Halit Karay)
  3. [-den, mecaz] Aşağılık, bayağı bulmak, hoşlanmamak, nefret etmek
    • "Hani, o büyük cevizin dibinde gelip de arkama döndüğüm zaman seni görünce vallahi şaşırdım ve senden iğrendim." (Etem İzzet Benice)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü