İçinde elli olan 7 harfli 20 kelime var. İçerisinde ELLİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında elli olan kelimeler listesine ya da sonu elli ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Elli Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E L L İ
4 Harfli Kelimeler
ELLİ, İLLE
3 Harfli Kelimeler
İLE
2 Harfli Kelimeler
EL, İL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ELLİNCİ
-
-
[sıfat]
Ellinin sıra sıfatı, sırada kırk dokuzuncudan sonra gelen
-
[sıfat]
Ellinin sıra sıfatı, sırada kırk dokuzuncudan sonra gelen
- RİMELLİ
-
-
[sıfat]
Rimel sürülmüş (kirpik)
-
[sıfat]
Rimel sürülmüş (kirpik)
- MÜELLİF
-
Kelime Kökeni: Arapça muʾellif
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yazar
- "Müellif böylece kendisinden beklenen vazifeyi hakkıyla ve pek mükemmel olarak başarmıştır."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yazar
- ÇEPELLİ
-
-
[sıfat]
İçinde sap, taş, toprak vb. yabancı madde bulunan
- "Çepelli buğday."
-
[sıfat]
İçinde sap, taş, toprak vb. yabancı madde bulunan
- ELLİŞER
-
-
[sıfat]
Elli sıfatının üleştirme sayı sıfatı
- "Her biri ellişer, yüzer kilo gelen hatta daha ağırlarını kasaba çarşılarında satılırken gördüm."
-
Her defasında ellisi bir arada olan, her birine elli
-
[sıfat]
Elli sıfatının üleştirme sayı sıfatı
- TEYELLİ
-
-
[sıfat]
Teyelle tutturulmuş, teyellenmiş
-
Üzerine teyel atılmış
-
[sıfat]
Teyelle tutturulmuş, teyellenmiş
- ÇELLİST
-
Kelime Kökeni: İngilizce cellist
-
[isim, müzik]
Bakınız viyolonselci
-
[isim, müzik]
Bakınız viyolonselci
- TESELLİ
-
Kelime Kökeni: Arapça tesellī
- YALELLİ
-
Kelime Kökeni: Arapça yā + leylī
-
[isim]
Uzun ve tekrarlardan oluşan şarkı
-
[isim]
Uzun ve tekrarlardan oluşan şarkı
- TEMELLİ
-
- ENGELLİ
-
-
[sıfat]
Engeli olan; mânialı
-
Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal veya sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri çeken (kimse)
- "Hastalıktan ötürü engelliler bir yana, hep susan bir insan tasarlamaya yetmiyor hayal gücüm."
-
[sıfat]
Engeli olan; mânialı
- TECELLİ
-
Kelime Kökeni: Arapça tecellī
-
[isim]
Belirme, görünme, ortaya çıkma, zuhur etme, meydana çıkma
- "Tabiat bütün manzaraları, bütün tecellileri ile edebiyatımıza hulul ederek onun ufuklarını mütemadiyen genişletti."
-
[din bilimi]
Tanrı'nın kudretinin insanlarda ve eşyada görünmesi; cilve
-
Bakınız yazgı
- "Ne yaman tecellisi varmış!"
-
[isim]
Belirme, görünme, ortaya çıkma, zuhur etme, meydana çıkma
- ELLİBİR
-
-
[isim]
Eldeki dizili kâğıtların sayısal toplamı elli bir olduğunda açılmasına ve geri kalan kâğıtların elden çıkarılmasına dayalı bir tür iskambil oyunu
-
[isim]
Eldeki dizili kâğıtların sayısal toplamı elli bir olduğunda açılmasına ve geri kalan kâğıtların elden çıkarılmasına dayalı bir tür iskambil oyunu
- BEDELLİ
-
-
[sıfat]
Bedeli olan, bedeli ödenen
-
[isim]
Bedel ödediği için askerliğini kısa süreli olarak yapan kimse; bedelci
-
[sıfat]
Bedeli olan, bedeli ödenen
- REELLİK
-
-
[isim]
Bakınız gerçeklik
-
[isim]
Bakınız gerçeklik
- ÜÇTELLİ
-
-
[isim]
Üç teli olan saz
-
[isim]
Üç teli olan saz
- ÖZELLİK
-
-
[isim]
Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik; hususiyet, hasiyet, hassa, mahsusluk, spesiyalite
- "Tek özelliği, yüzünün dayanılmaz çirkinliğiydi."
-
[isim]
Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik; hususiyet, hasiyet, hassa, mahsusluk, spesiyalite
- NİKELLİ
-
-
[sıfat]
Birleşiminde nikel bulunan
-
Nikelle kaplanmış
-
[sıfat]
Birleşiminde nikel bulunan
- TELLİCE
-
-
[isim]
Tek kadın tarafından oynanan bir oyun türü
-
[isim]
Tek kadın tarafından oynanan bir oyun türü
- ELLİLİK
-
-
[sıfat]
Elli tanesi bir arada olan veya içinde aynı şeyden elli tane bulunan
- "Ellilik paket."
-
Elli yaş dolaylarında olan veya görünen (kimse)
- "Ellilik bir kadının elinde kocaman bir çanta ile geldiğini gördük."
-
[isim]
Elli kuruş veya elli lira değerinde para
-
Bakınız yarım altın
-
Bakınız ata yarımlık
-
[sıfat]
Elli tanesi bir arada olan veya içinde aynı şeyden elli tane bulunan