İçinde el olan 5 harfli 200 kelime var. İçerisinde EL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında el olan kelimeler listesine ya da sonu el ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
El Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GELİN
-
-
[isim]
Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın; elkızı
-
Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın; elkızı
-
[isim]
Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın; elkızı
- MODEL
-
Kelime Kökeni: Fransızca modèle
-
[isim]
Resim, heykel vb. yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne veya kimse; örnek
- "Başarılı bir yontucu için model ne ise Köy Enstitülü için de köy odur."
-
Fotoğraf sanatçılarına poz veren kimse
-
Bakınız örnek
-
Bir özelliği olan nesne veya kişi
- "Sadakat modeli."
-
Bakınız biçim (II)
- "Bu elbisenin modelini beğenmedim."
-
Giysi örneklerini içinde toplayan dergi
- "Bu biçimi modelden aldık."
-
Otomobil vb.nde tip
- "Eski mi eski, otuz dokuz model bir taksisi vardı."
-
Bakınız benzer
- "Mahalle tulumbasının bir modelini yaptırıp götürmeye karar verdiler."
-
Bakınız manken
- "Paris'in en son, en pahalı modelleri gibi giyinmişler."
-
Tasarlanan ürünün tanıtım veya deneme amacıyla üretilen ilk örneği; prototip
-
[isim]
Resim, heykel vb. yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne veya kimse; örnek
- ELİPS
-
Kelime Kökeni: Fransızca ellipse
-
[isim, matematik]
Bütün noktalarının belirli iki ayrı noktaya olan uzaklıklarının toplamı birbirine eşit olan kapalı eğri
-
[dil bilimi]
Bakınız eksilti
-
[isim, matematik]
Bütün noktalarının belirli iki ayrı noktaya olan uzaklıklarının toplamı birbirine eşit olan kapalı eğri
- ÜSTEL
-
-
[sıfat, matematik]
Üstü olan
-
[sıfat, matematik]
Üstü olan
- ÖZNEL
-
-
[sıfat]
Özneye ilişkin olan, öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan; enfüsi, subjektif, nesnel karşıtı
- "Bence bunu düşünelim ve ortaya çıkacak öznel davranışımızı içtenlikle dile getirelim."
-
[sıfat]
Özneye ilişkin olan, öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan; enfüsi, subjektif, nesnel karşıtı
- ÖZSEL
-
-
[sıfat]
Öz ile ilgili
-
[sıfat]
Öz ile ilgili
- DÜVEL
-
Kelime Kökeni: Arapça duvel
-
[isim]
Devletler
-
[isim]
Devletler
- DİKEL
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız meni
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız meni
- TELİF
-
Kelime Kökeni: Arapça teʾlīf
-
[isim, eskimiş]
Bakınız uzlaştırma
-
[eskimiş]
Kitap yazma
-
[hukuk]
Bakınız telif hakkı
-
[sıfat]
Yazarın kendisinin kaleme aldığı
- "Babamın gene o tarihte oynanan bir telif piyesi de o sahnede oynamıştı."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız uzlaştırma
- MİSEL
-
Kelime Kökeni: Fransızca micelle
-
[isim, kimya]
Koloit iyonlarında molekül yığılmasından oluşan ve yalnız başına koloidin bütün niteliğini taşıdığı kabul edilen bölüm
-
[isim, kimya]
Koloit iyonlarında molekül yığılmasından oluşan ve yalnız başına koloidin bütün niteliğini taşıdığı kabul edilen bölüm
- GÖVEL
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Yeşil başlı
- "Gövel ördek indi bizim göllere."
-
[sıfat, ağızlardan]
Yeşil başlı
- SÖKEL
-
- NİCEL
-
-
[sıfat]
Nicelik bakımından, nicelikle ilgili; kantitatif
-
[sıfat]
Nicelik bakımından, nicelikle ilgili; kantitatif
- İLKEL
-
-
[sıfat]
İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan; ilkelce, iptidai, primitif
- "Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu."
-
Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan; primitif
-
Basit, karmaşık olmayan
- "Gayet ilkel bir dokuma tezgâhında harıl harıl çalışan iki işçi gördüm."
-
[isim]
Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad
-
[mecaz]
Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz
-
[felsefe]
Zaman bakımından en eski olan; iptidai, primitif
-
[sıfat]
İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan; ilkelce, iptidai, primitif
- VELUR
-
Kelime Kökeni: Fransızca velours
-
[isim]
Bakınız kadife
-
[isim]
Bakınız kadife
- TELİN
-
Kelime Kökeni: Arapça telʿīn
-
[isim, eskimiş]
Bakınız lanetleme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız lanetleme
- ÇÖKEL
-
-
[isim]
Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu
- "Çünkü buralarda hızlı bir çökel birikimi oluyor ve kesintisiz sürüp gidiyordu."
-
[kimya]
Bakınız çökelti
-
[isim]
Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu
- HELİK
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, ağızlardan]
Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar
-
[isim, ağızlardan]
Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar
- HELME
-
Kelime Kökeni: Arapça helīme
-
[isim]
Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı
-
Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde
-
[isim]
Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı
- MOTEL
-
Kelime Kökeni: Fransızca motel
-
[isim]
Motorlu taşıtlarla yolculuk edenlerin barınmalarını, arabalarını park etmelerini ve başka gereksinimlerini karşılamak için işlek kara yolları üzerinde yapılmış otel
- "Mehmet’in moteline yakın bir iki motel daha vardı."
-
[isim]
Motorlu taşıtlarla yolculuk edenlerin barınmalarını, arabalarını park etmelerini ve başka gereksinimlerini karşılamak için işlek kara yolları üzerinde yapılmış otel