İçinde ek olan 7 harfli 418 kelime var. İçerisinde EK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ek olan kelimeler listesine ya da sonu ek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İLENMEK
-
-
[-e]
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek; beddua etmek, kargımak, kargışlamak, intizar etmek
-
[-e]
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek; beddua etmek, kargımak, kargışlamak, intizar etmek
- EKİNÖZÜ
-
-
[isim]
Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri
- TÜFEKÇİ
-
-
[isim]
Tüfek yapan, onaran veya satan kimse
- "Tüfekçiye gelmişken, baruttur, saçmadır, onları da alıvereyim, dedim."
-
[tarih]
Padişah ve sarayı korumakla görevli olan
-
[tarih]
Savaş gereçleri, silah yapımı ve onarımı ile uğraşan asker sınıfından olan kimse
-
[isim]
Tüfek yapan, onaran veya satan kimse
- EKONOMİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca économie
-
[isim]
İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü; iktisat
- "Almanya akılalmaz bir çabuklukla yeniden kalkındı, ekonomisini çelikleştirdi, parasını altın yaptı."
-
Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı; iktisat
-
Bakınız tutum
- "Ekonomi, kendinin ve çoluk çocuğunun boğazından kesmek demekti."
-
[isim]
İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü; iktisat
- KARTEKS
-
Kelime Kökeni: İngilizce cartex
-
[isim]
Veri kaydı tutma amacıyla kullanılan dayanıklı kâğıttan yapılmış bilgi kartı
-
[eskimiş]
Mal sahiplerinin sicil bilgilerinin kaydedildiği ve mal sahibi sicili olarak kullanılan kart
-
[tıp]
Kâğıt tabanlı kayıt tutma amacıyla dayanıklı kartlar üzerine basılmış formların kullanıldığı hasta bilgi sistemi
-
[isim]
Veri kaydı tutma amacıyla kullanılan dayanıklı kâğıttan yapılmış bilgi kartı
- ÇİLEKSİ
-
-
[sıfat]
Çileği andıran, çileğe benzeyen, çilek gibi; çileğimsi
- "Kalınlaşmış bir sapın içine gömülmüş birçok çileksi meyveden oluşur."
-
[sıfat]
Çileği andıran, çileğe benzeyen, çilek gibi; çileğimsi
- EKLENİŞ
-
-
[isim]
Eklenmek işi
-
[isim]
Eklenmek işi
- MELEKUT
-
Kelime Kökeni: Arapça melekūt
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Ruhlar ve melekler âlemi
-
Çok büyük, uçsuz bucaksız mülk
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Ruhlar ve melekler âlemi
- LAPSEKİ
-
-
[isim]
Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri
- ÖDEŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak
-
Karşılık olarak benzer iş, hareket yapıp veya bir şey verip borçlu kalmamak
- "İçinden, yarın paydosu biraz erken çalar, ödeşiriz diye düşündü."
-
[nesnesiz, -le]
Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak
- ÇİLEKLİ
-
-
[sıfat]
İçinde çilek bulunan (pasta, dondurma vb.)
- "Akşam dedemler gelecek, yemeklerini de getiriyorlar. Sen de çilekli dondurma getir."
-
[sıfat]
İçinde çilek bulunan (pasta, dondurma vb.)
- GİDEREK
-
-
[zarf]
Bakınız gittikçe
- "Ödül, yarıştırma kurumlarını giderek ellerinde topluyorlar."
-
[zarf]
Bakınız gittikçe
- DİREKLİ
-
-
[sıfat]
Direği olan
- "Altı direkli çadırın etrafı fırdolayı açıktı."
-
[sıfat]
Direği olan
- ÇEKMELİ
-
-
[sıfat]
Çekmesi olan
-
Çekmecesi olan
- "Çekmeli dolap."
-
[sıfat]
Çekmesi olan
- FEZLEKE
-
Kelime Kökeni: Arapça feẕleke
-
[isim]
Bir kararın kısaca yazılması
-
[eskimiş]
Bakınız özet
-
[isim]
Bir kararın kısaca yazılması
- ŞİVEKAR
-
Kelime Kökeni: Farsça şīvekār
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız cilveli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız cilveli
- ŞEKAVET
-
Kelime Kökeni: Arapça şeḳāvet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız haydutluk
- "Herkesin ortasında yapılan bu şekavete neden kimse karışmıyor?"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız haydutluk
- HAREKET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥareket
-
[isim]
Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
- "Her hareketi kamera önünde rol yapıyormuşçasına hesaplı."
-
Bakınız davranış
- "Sakin, dürüst, kıyafeti ve hareketleriyle hiçbir ayrılık göstermeyen bir adamdır."
-
Yola çıkma
- "Hareketimiz iki gün ertelendi."
-
[fizik]
Bir cismin bütününün veya bir kısmının yerini, konumunu veya durumunu değiştirmesi; devinim, aksiyon
-
Belirli bir amaca varmak veya bir düşünceyi yerleştirmek için birbiri ardınca yapılan faaliyetler dizisi; akım
- "Türkçülük hareketi. Dilde özleşme hareketi."
-
Toplu olarak ufak çapta başkaldırma
-
[coğrafya]
Bakınız deprem
- "Ben diyor, hareket olurken Eminönü'nde idim."
-
Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri
- "Hareket cetveli. Hareket memuru."
-
[felsefe, fizyoloji]
Bakınız devinim
-
[müzik]
Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi
-
[spor]
Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi
-
[ticaret]
Fiyat vb. sayıların, değerlerin değişmesi
-
[isim]
Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
- TEKNECİ
-
-
[isim]
Tekne, özellikle deniz teknesi yapan ve satan kimse
-
Sokaklarda balık satan kimse
-
[isim]
Tekne, özellikle deniz teknesi yapan ve satan kimse
- ÜŞÜŞMEK
-
-
[-e]
Her yandan çokça bir araya gelmek, toplanmak, birikmek; üşmek
- "Herifin etrafına daha trenden inerken üşüştük."
-
[-e]
Her yandan çokça bir araya gelmek, toplanmak, birikmek; üşmek