İçinde ek olan 4 harfli 38 kelime var. İçerisinde EK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ek olan kelimeler listesine ya da Sonu ek ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

E K Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EŞEK

  1. [isim] Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan (Equus asinus)
    • "... uslu otur yoksa ufak bir münasebetsizliğini duyarsam eşek sudan gelinceye kadar döverim, kemiklerin kırılır, anladın mı?" (Refik Halit Karay)
  2. Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa
    • "Bunlar ezberlerindeki mânileri söylerler, dağarcıklarında mâni kalmayınca da eşekten düşmüş karpuza dönerler." (Salâh Birsel)

EKTİ

  1. [sıfat] Her yiyeceği canı çeken
  2. Asalak
  3. Cimri
  4. [isim] Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk
  5. [isim] Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen kuzu
    • "Ayol ihtiyarsan ne diye kızın arkasından ekti kuzu gibi dolaşıyorsun?" (Memduh Şevket Esendal)
  6. Arsız, yüzsüz, görgüsüz

YEKE

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol

İPEK

  1. [isim] İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel
    • "Hamam takımları hep sırma ve ipek işlemeli imiş." (Salâh Birsel)
  2. [sıfat] Bu telden yapılmış
    • "İpek gömlek. İpek çorap."

ETEK

  1. [isim] Giysinin belden aşağıda kalan bölümü
    • "Bu ağırsamaları anlamakla beraber aldırmayan Hilmi, eteğinden ayrılmıyor, peşi sıra yürümekten vazgeçmiyordu." (Refik Halit Karay)
    • "İlk mektebe gittiği gün Gülsüm'ün sevincinden etekleri zil çalıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik
    • "Sevim'in eteği bir dikene takılıp yırtılmış, beyaz potinleri çamura batmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Giysinin alt kenarı
    • "Vedia'nın eteklerinden gözlerini ayırmayarak onu takip ediyordu." (Peyami Safa)
  4. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü
  5. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü
    • "Dağın eteklerine küme küme serpilen kerpiç evleri gördü." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  6. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan saç örtü
    • "Baca eteği. Boru eteği."
  7. Edep yeri

ENEK

  1. [sıfat] Enenmiş, burulmuş, erkekliği giderilmiş

ÖZEK

  1. [isim] Merkez

EKOL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir bilim ve sanat kolunda ayrı nitelik ve özellikleri bulunan yöntem veya akım, okul
    • "Bizim ekolü biraz tetkik etmiş olsaydınız, daha rahat anlaşırdık." (Peyami Safa)

EKLİ

  1. [sıfat] Eklenmiş olan
  2. Eki olan

ÖBEK

  1. [isim] Küme
    • "Bahçeye iner, bir çiçek öbeğinin dibinde bir hasır iskemleye otururdu." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Genel olarak yaş, kimyasal yapı, uzay dağılımları ve hızları bakımından benzer özellik gösteren yıldızlar veya yıldızlar kümeleri
  3. Özne, yüklem veya çeşitli tümleçlerle birlikte kullanılan sözlerin bütünü
    • "Özne öbeği. Yüklem öbeği."

EKİN

  1. [isim] Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum
    • "Yağmur vaktinde ve yeterince yağmalı; ekinlere kına, pancarlara kurt düşmemeli." (Tarık Buğra)
  2. Kültür, hars

EKİM

  1. [isim] Ekme işi
    • "... ekim biçim işlerini tamamıyla kadınlara bırakmışlardı." (Ömer Seyfettin)
  2. Yılın otuz bir gün süren, onuncu ayı, teşrinievvel

ÇEKİ

  1. [isim] Tartı
  2. 225,978 kg olan, odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan ağırlık ölçü birimi
  3. Üzüntü, sıkıntı
  4. Kadınların başlarına bağladıkları örtü

ÖREK

  1. [isim] Duvar

EKİP

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Takım
    • "Aramızda ekipler kuracağız, maçlar yapacağız, oyunlar oynayacağız." (Çetin Altan)
  2. İşçilerin oluşturduğu takım
    • "Bir kısmı da hususi temizleme ekipleri marifetiyle imha edilir." (Haldun Taner)

PEKİ

  1. [edat] Evet
    • "Peki ama benim ne olduğumu henüz muayene etmediniz." (Refik Halit Karay)
  2. Pekâlâ

SEKİ

  1. [isim] Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılan set
  2. Oturulacak sedir biçiminde taş veya set
  3. Toprak üstündeki yükseklik, doğal set, taraça
  4. Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli, teras

EKİT
...
GREK
...
İNEK

  1. [isim] Dişi sığır
  2. Çok çalışan öğrenci
  3. İbne
  4. [sıfat] Aptal, bön

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü