İçinde ek olan 4 harfli 38 kelime var. İçerisinde EK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ek olan kelimeler listesine ya da sonu ek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K
2 Harfli Kelimeler
EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YEKE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol
- "Bundan sonra dümen yekesine ince ipler ile bir bocurgat yapıp, kendisi birinci topun yanında bulunduğu hâlde dümen idaresine başladı."
-
[isim, denizcilik]
Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol
- GREK
-
Kelime Kökeni: Fransızca grec
-
[isim]
Yunan uygarlığının MÖ 800 ile MÖ 323 yılları arasındaki antik döneminde yaşamış olan halk
-
[isim]
Yunan uygarlığının MÖ 800 ile MÖ 323 yılları arasındaki antik döneminde yaşamış olan halk
- İNEK
-
-
[isim]
Dişi sığır; sarıkız
-
[argo]
Çok çalışan öğrenci
-
[kaba konuşmada]
Bakınız ibne
-
[sıfat, mecaz]
Aptal, bön olan
-
[isim]
Dişi sığır; sarıkız
- ÖZEK
-
-
[isim]
Bakınız merkez
- "Elbette her iki yolun da tartışılacak yönleri var. Ama ikisinde de kentin özeği, insanların toplanma yeri agora, agoralar…"
-
[isim]
Bakınız merkez
- EREK
-
-
[isim]
Bakınız amaç
- "Onun metodunu uygulamakla araştırıcının varamayacağı erek yoktur."
-
[isim]
Bakınız amaç
- FEKE
-
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
- ELEK
-
-
[isim]
Taneli veya toz durumunda olan maddelerin kalınını incesinden ayırmak veya içindeki yabancı maddelerden ayıklamak için kullanılan, küçük delikli tel, bez vb. gerilmiş kasnak biçimindeki gereç
- "Evden bir elek getirilecek, eleğin kenarına bir sopa konup kaldırılacak."
-
[isim]
Taneli veya toz durumunda olan maddelerin kalınını incesinden ayırmak veya içindeki yabancı maddelerden ayıklamak için kullanılan, küçük delikli tel, bez vb. gerilmiş kasnak biçimindeki gereç
- ZEKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕekī
-
[sıfat]
Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan; anlaklı, zeyrek
- "En zeki hayvan maymundur."
-
Çabuk ve kolay kavrayan
- "Bildiğim, onun zeki bir genç olduğu ve ara sıra sevimli, ufak şiirler yazdığıdır."
-
Zekâ varlığı gösteren
- "İnce, zeki bir kalemi vardı."
-
[sıfat]
Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan; anlaklı, zeyrek
- EKŞİ
-
-
[sıfat]
Sirke veya limon tadında olan
-
[isim]
Bu tadı veren şey
- "Bu yemeğin ekşisi fazla kaçmış."
-
[mecaz]
Uygunsuz, yakışıksız olan
- "Bu ekşi sözler, bu dik bakışlar, tabii hiç hoşlarına gitmedi."
-
[sıfat]
Sirke veya limon tadında olan
- TEKE
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Erkek keçi
-
Bir tür karides
-
Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir tür deve
-
[isim, hayvan bilimi]
Erkek keçi
- ENEK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
İğdiş edilmiş
-
Hadım edilmiş
-
[sıfat, ağızlardan]
İğdiş edilmiş
- EŞEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı; merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus)
- "Arkadaşını böyle dar vakit eşeğin üstünde görünce koştu."
-
[ağızlardan]
Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa
-
[isim, hayvan bilimi]
Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı; merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus)
- ZEKA
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕekāʾ
-
[isim, ruh bilimi]
İnsanın düşünme, akıl yürütme, öğrenme, kavramları ve nesneleri zihinde canlandırabilme, objektif gerçekleri algılama, yargılama, sonuç çıkarma, bedeni kontrol edebilme, duyguları doğru algılayabilme, değerlendirebilme, icat edebilme vb. yeteneklerinin ve becerilerinin tamamı; anlak, dirayet, feraset
- "Herkesin gönlünü almayı bilecek zekâya sahipti."
-
[mecaz]
Bakınız kafa
-
[isim, ruh bilimi]
İnsanın düşünme, akıl yürütme, öğrenme, kavramları ve nesneleri zihinde canlandırabilme, objektif gerçekleri algılama, yargılama, sonuç çıkarma, bedeni kontrol edebilme, duyguları doğru algılayabilme, değerlendirebilme, icat edebilme vb. yeteneklerinin ve becerilerinin tamamı; anlak, dirayet, feraset
- EKME
-
-
[isim]
Ekmek işi
-
[isim]
Ekmek işi
- ÖREK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız duvar
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız duvar
- PEKİ
-
-
[ünlem]
Bakınız evet
- "Peki ama benim ne olduğumu henüz muayene etmediniz."
-
[ünlem]
Bakınız evet
- İLEK
-
-
[isim]
İncirin döllenmesini sağlayan sinek
-
[isim]
İncirin döllenmesini sağlayan sinek
- ÖBEK
-
-
[isim]
Bakınız küme
- "Bahçeye iner, bir çiçek öbeğinin dibinde bir hasır iskemleye otururdu."
-
[gök bilimi]
Genel olarak yaş, kimyasal yapı, uzay dağılımları ve hızları bakımından benzer özellik gösteren yıldızlar veya yıldız kümeleri
-
[dil bilgisi]
Birden çok kelimeden oluşan, yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören söz dizisi; grup
-
[isim]
Bakınız küme
- ÇEKİ
-
-
[isim]
Bakınız tartı
-
Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi
-
[mecaz]
Üzüntü, sıkıntı
-
[ağızlardan]
Kadınların başlarına bağladıkları örtü
- "Başı ağrıdığı zamanlar bağladığı beyaz çekiyi çözüp var gücüyle yeniden düğümledi."
-
[isim]
Bakınız tartı
- EKRU
-
Kelime Kökeni: İngilizce ecru
-
[isim]
Krem rengine yakın beyaz
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Krem rengine yakın beyaz