İçinde ek olan 4 harfli 38 kelime var. İçerisinde EK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ek olan kelimeler listesine ya da sonu ek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K

2 Harfli Kelimeler

EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YEKE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol
    • "Bundan sonra dümen yekesine ince ipler ile bir bocurgat yapıp, kendisi birinci topun yanında bulunduğu hâlde dümen idaresine başladı." (Ahmet Midhat Efendi)
GREK

Kelime Kökeni: Fransızca grec

  1. [isim] Yunan uygarlığının MÖ 800 ile MÖ 323 yılları arasındaki antik döneminde yaşamış olan halk
İNEK

  1. [isim] Dişi sığır; sarıkız
  2. [argo] Çok çalışan öğrenci
  3. [kaba konuşmada] Bakınız ibne
  4. [sıfat, mecaz] Aptal, bön olan
ÖZEK

  1. [isim] Bakınız merkez
    • "Elbette her iki yolun da tartışılacak yönleri var. Ama ikisinde de kentin özeği, insanların toplanma yeri agora, agoralar…" (Cengiz Bektaş)
EREK

  1. [isim] Bakınız amaç
    • "Onun metodunu uygulamakla araştırıcının varamayacağı erek yoktur." (Azra Erhat)
FEKE

  1. [isim] Adana iline bağlı ilçelerden biri
ELEK

  1. [isim] Taneli veya toz durumunda olan maddelerin kalınını incesinden ayırmak veya içindeki yabancı maddelerden ayıklamak için kullanılan, küçük delikli tel, bez vb. gerilmiş kasnak biçimindeki gereç
    • "Evden bir elek getirilecek, eleğin kenarına bir sopa konup kaldırılacak." (Sait Faik Abasıyanık)
ZEKİ

Kelime Kökeni: Arapça ẕekī

  1. [sıfat] Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan; anlaklı, zeyrek
    • "En zeki hayvan maymundur."
  2. Çabuk ve kolay kavrayan
    • "Bildiğim, onun zeki bir genç olduğu ve ara sıra sevimli, ufak şiirler yazdığıdır." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Zekâ varlığı gösteren
    • "İnce, zeki bir kalemi vardı." (Yusuf Ziya Ortaç)
EKŞİ

  1. [sıfat] Sirke veya limon tadında olan
  2. [isim] Bu tadı veren şey
    • "Bu yemeğin ekşisi fazla kaçmış."
  3. [mecaz] Uygunsuz, yakışıksız olan
    • "Bu ekşi sözler, bu dik bakışlar, tabii hiç hoşlarına gitmedi." (Haldun Taner)
TEKE

  1. [isim, hayvan bilimi] Erkek keçi
  2. Bir tür karides
  3. Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir tür deve
ENEK

  1. [sıfat, ağızlardan] İğdiş edilmiş
  2. Hadım edilmiş
EŞEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı; merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus)
    • "Arkadaşını böyle dar vakit eşeğin üstünde görünce koştu." (Fakir Baykurt)
  2. [ağızlardan] Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa
ZEKA

Kelime Kökeni: Arapça ẕekāʾ

  1. [isim, ruh bilimi] İnsanın düşünme, akıl yürütme, öğrenme, kavramları ve nesneleri zihinde canlandırabilme, objektif gerçekleri algılama, yargılama, sonuç çıkarma, bedeni kontrol edebilme, duyguları doğru algılayabilme, değerlendirebilme, icat edebilme vb. yeteneklerinin ve becerilerinin tamamı; anlak, dirayet, feraset
    • "Herkesin gönlünü almayı bilecek zekâya sahipti." (Ayla Kutlu)
  2. [mecaz] Bakınız kafa
EKME

  1. [isim] Ekmek işi
ÖREK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız duvar
PEKİ

  1. [ünlem] Bakınız evet
    • "Peki ama benim ne olduğumu henüz muayene etmediniz." (Refik Halit Karay)
İLEK

  1. [isim] İncirin döllenmesini sağlayan sinek
ÖBEK

  1. [isim] Bakınız küme
    • "Bahçeye iner, bir çiçek öbeğinin dibinde bir hasır iskemleye otururdu." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [gök bilimi] Genel olarak yaş, kimyasal yapı, uzay dağılımları ve hızları bakımından benzer özellik gösteren yıldızlar veya yıldız kümeleri
  3. [dil bilgisi] Birden çok kelimeden oluşan, yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören söz dizisi; grup
ÇEKİ

  1. [isim] Bakınız tartı
  2. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi
  3. [mecaz] Üzüntü, sıkıntı
  4. [ağızlardan] Kadınların başlarına bağladıkları örtü
    • "Başı ağrıdığı zamanlar bağladığı beyaz çekiyi çözüp var gücüyle yeniden düğümledi." (Mustafa İlhan)
EKRU

Kelime Kökeni: İngilizce ecru

  1. [isim] Krem rengine yakın beyaz
  2. [sıfat] Bu renkte olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü