İçinde edi olan 5 harfli 22 kelime var. İçerisinde EDİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında edi olan kelimeler listesine ya da sonu edi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Edi Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E İ

3 Harfli Kelimeler

EDİ, İDE

2 Harfli Kelimeler

DE, İD

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HEDİK

  1. [isim, ağızlardan] Kaynatılmış buğday, bulgur, mısır vb. şeyler
SEDİR

Kelime Kökeni: Arapça ṣadr

  1. [isim] Arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen, oturmaya veya yatmaya yarayan ev eşyası; divan
    • "Bizi geniş sedirlerle çevrilmiş keten örtülü bir büyük odaya aldılar." (Burhan Felek)
REDİF

Kelime Kökeni: Arapça redīf

  1. [isim, edebiyat] Şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime veya ek; yedek
  2. [tarih] Son dönem Osmanlı ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er
EDİNÇ

  1. [isim] Edinilen şey veya şeyler
  2. Üretici dönüşümlü dil bilgisine göre konuşucuların bir dilde daha önce hiç üretilmemiş cümleleri kurma ve anlama yetisi
ADEDİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿadedī

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız sayıca
İVEDİ

  1. [sıfat] Bakınız acele
  2. Bakınız acil
  3. [zarf] Acele olarak
    • "İvedi yanıma yaklaştı, mavi gözleri ışıl ışıldı." (Muzaffer İzgü)
TEDİP

Kelime Kökeni: Arapça teʾdīb

  1. [isim, eskimiş] Uslandırma, yola getirme, terbiye etme
YEDİZ

  1. [sıfat] Yedisi bir arada doğan (çocuk)
NEDİM

Kelime Kökeni: Arapça nedīm

  1. [isim, eskimiş] Arkadaş, yakın dost
  2. Yüksek makamdaki kişileri hoş sözlerle, güzel fıkra ve hikâyelerle eğlendiren kimse
    • "Kendi nedimi, yanında sarayın baş teşrifatçısı ile kol kola ilerliyorlardı." (Sâmiha Ayverdi)
GEDİZ

  1. [isim] Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
BEDİİ

Kelime Kökeni: Arapça bedīʿī

  1. [sıfat, eskimiş] Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen
    • "En zengin, en bedii sokaklarımıza pis diyoruz." (Ömer Seyfettin)
  2. [isim, felsefe] Bakınız estetik
KREDİ

Kelime Kökeni: Fransızca crédit

  1. [isim, ekonomi] Borç ödemede güvenilir olma durumu
    • "Piyasada kredisi var."
  2. [ekonomi] Ödünç alınan veya verilen mal, para
    • "Kredi almada, senet ödemede, şunda bunda oldum olası kolaylık göstermişlerdir." (Attilâ İlhan)
  3. [mecaz] Güven, saygınlık, itibar
  4. [eğitim] Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak bir yarıyıl veya bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini nicelik olarak gösteren birim
    • "Haftada iki saat olan bir dersin kredisi iki, altı saat olanın kredisi ise altıdır." (Funda Özlem Şeran)
MEDİH

Kelime Kökeni: Arapça medḥ

  1. [isim] Bakınız övme
    • "Gel ha güzel ha methin söyleyim / Ağzın şeker, dudakların bal gibi" (Dadaloğlu)
GEDİK

  1. [isim] Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık; rahne
    • "Kalenin gedikleri / Şekerdir yedikleri" (Halk türküsü)
  2. Dağ geçidi
  3. [mecaz] Boşluk, eksiklik
    • "Kanunların gediğinden alabildiğine yararlanıp küpünü doldurmuş bir açıkgözdü." (Haldun Taner)
  4. [mecaz] Güçlük, güç durum
    • "Gedikten kurtulmak."
  5. [askerlik] Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer
  6. [tarih] Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak; imtiyaz
  7. [eskimiş] Eksik dişli
VEDİA

Kelime Kökeni: Arapça vedīʿa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız emanet
    • "Vatan sana vediadır."
  2. [hukuk] Kendine korunması, saklanması için eşya verilen kimsenin durumunu gösteren sözleşme
ŞEDİT

Kelime Kökeni: Arapça şedīd

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız şiddetli
    • "Bu şedit boğuşma yarım saatten ziyade sürdü." (Ömer Seyfettin)
EDİBE

Kelime Kökeni: Arapça edįbe

  1. [isim, eskimiş] Edebiyatla uğraşan, edebî eser veren kadın
    • "... bu kısım edibemiz de her biri hoş endamlı yeni bir gelin gibi salına salına dâhil olmakta ve cümleten millet irfanından amaç olacak şaireler, edibeler, muharrireler toplandığı hissedilmekte idi." (Ahmet Rasim)
ÇEDİK

  1. [isim, ağızlardan] Mesh üzerine giyilen sarı pabuç
    • "Kavuğu başından düşmüş, çedik pabuçlarından biri ayağından fırlamış." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bakınız terlik
BEDİR

Kelime Kökeni: Arapça bedr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız dolunay
    • "Ay bedir hâlinde olduğu zaman ova gümüş bir ışık yağmuru ile pırıl pırıl aydınlanırdı." (Lütfü Köselioğlu)
EBEDİ

Kelime Kökeni: Arapça ebedī

  1. [sıfat] Bakınız sonsuz
  2. Bakınız ölümsüz
    • "Geçtik hepimiz dörtnala cennet kapısından / Gördük ebedî cetleri bir anda yakından" (Yahya Kemal Beyatlı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü