İçinde edi olan 5 harfli 22 kelime var. İçerisinde EDİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında edi olan kelimeler listesine ya da sonu edi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Edi Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
EDİ, İDE
2 Harfli Kelimeler
DE, İD
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HEDİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Kaynatılmış buğday, bulgur, mısır vb. şeyler
-
[isim, ağızlardan]
Kaynatılmış buğday, bulgur, mısır vb. şeyler
- SEDİR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣadr
-
[isim]
Arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen, oturmaya veya yatmaya yarayan ev eşyası; divan
- "Bizi geniş sedirlerle çevrilmiş keten örtülü bir büyük odaya aldılar."
-
[isim]
Arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen, oturmaya veya yatmaya yarayan ev eşyası; divan
- REDİF
-
Kelime Kökeni: Arapça redīf
-
[isim, edebiyat]
Şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime veya ek; yedek
-
[tarih]
Son dönem Osmanlı ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er
-
[isim, edebiyat]
Şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime veya ek; yedek
- EDİNÇ
-
-
[isim]
Edinilen şey veya şeyler
-
Üretici dönüşümlü dil bilgisine göre konuşucuların bir dilde daha önce hiç üretilmemiş cümleleri kurma ve anlama yetisi
-
[isim]
Edinilen şey veya şeyler
- ADEDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿadedī
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız sayıca
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız sayıca
- İVEDİ
-
- TEDİP
-
Kelime Kökeni: Arapça teʾdīb
-
[isim, eskimiş]
Uslandırma, yola getirme, terbiye etme
-
[isim, eskimiş]
Uslandırma, yola getirme, terbiye etme
- YEDİZ
-
-
[sıfat]
Yedisi bir arada doğan (çocuk)
-
[sıfat]
Yedisi bir arada doğan (çocuk)
- NEDİM
-
Kelime Kökeni: Arapça nedīm
-
[isim, eskimiş]
Arkadaş, yakın dost
-
Yüksek makamdaki kişileri hoş sözlerle, güzel fıkra ve hikâyelerle eğlendiren kimse
- "Kendi nedimi, yanında sarayın baş teşrifatçısı ile kol kola ilerliyorlardı."
-
[isim, eskimiş]
Arkadaş, yakın dost
- GEDİZ
-
-
[isim]
Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
- BEDİİ
-
Kelime Kökeni: Arapça bedīʿī
-
[sıfat, eskimiş]
Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen
- "En zengin, en bedii sokaklarımıza pis diyoruz."
-
[isim, felsefe]
Bakınız estetik
-
[sıfat, eskimiş]
Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen
- KREDİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca crédit
-
[isim, ekonomi]
Borç ödemede güvenilir olma durumu
- "Piyasada kredisi var."
-
[ekonomi]
Ödünç alınan veya verilen mal, para
- "Kredi almada, senet ödemede, şunda bunda oldum olası kolaylık göstermişlerdir."
-
[mecaz]
Güven, saygınlık, itibar
-
[eğitim]
Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak bir yarıyıl veya bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini nicelik olarak gösteren birim
- "Haftada iki saat olan bir dersin kredisi iki, altı saat olanın kredisi ise altıdır."
-
[isim, ekonomi]
Borç ödemede güvenilir olma durumu
- MEDİH
-
Kelime Kökeni: Arapça medḥ
-
[isim]
Bakınız övme
- "Gel ha güzel ha methin söyleyim / Ağzın şeker, dudakların bal gibi"
-
[isim]
Bakınız övme
- GEDİK
-
-
[isim]
Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık; rahne
- "Kalenin gedikleri / Şekerdir yedikleri"
-
Dağ geçidi
-
[mecaz]
Boşluk, eksiklik
- "Kanunların gediğinden alabildiğine yararlanıp küpünü doldurmuş bir açıkgözdü."
-
[mecaz]
Güçlük, güç durum
- "Gedikten kurtulmak."
-
[askerlik]
Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer
-
[tarih]
Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak; imtiyaz
-
[eskimiş]
Eksik dişli
-
[isim]
Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık; rahne
- VEDİA
-
Kelime Kökeni: Arapça vedīʿa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız emanet
- "Vatan sana vediadır."
-
[hukuk]
Kendine korunması, saklanması için eşya verilen kimsenin durumunu gösteren sözleşme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız emanet
- ŞEDİT
-
Kelime Kökeni: Arapça şedīd
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız şiddetli
- "Bu şedit boğuşma yarım saatten ziyade sürdü."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız şiddetli
- EDİBE
-
Kelime Kökeni: Arapça edįbe
-
[isim, eskimiş]
Edebiyatla uğraşan, edebî eser veren kadın
- "... bu kısım edibemiz de her biri hoş endamlı yeni bir gelin gibi salına salına dâhil olmakta ve cümleten millet irfanından amaç olacak şaireler, edibeler, muharrireler toplandığı hissedilmekte idi."
-
[isim, eskimiş]
Edebiyatla uğraşan, edebî eser veren kadın
- ÇEDİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Mesh üzerine giyilen sarı pabuç
- "Kavuğu başından düşmüş, çedik pabuçlarından biri ayağından fırlamış."
-
Bakınız terlik
-
[isim, ağızlardan]
Mesh üzerine giyilen sarı pabuç
- BEDİR
-
Kelime Kökeni: Arapça bedr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dolunay
- "Ay bedir hâlinde olduğu zaman ova gümüş bir ışık yağmuru ile pırıl pırıl aydınlanırdı."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dolunay
- EBEDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ebedī