İçinde eda olan 8 harfli 19 kelime var. İçerisinde EDA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eda olan kelimeler listesine ya da sonu eda ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Eda Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
EDA
2 Harfli Kelimeler
AD, DE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEDAVİCİ
-
-
[isim]
Tedavi eden kimse; sağaltıcı, terapist
- "Tedavicilerin hepsi bu anlaşmayı yapmadan harekete geçmezler."
-
[isim]
Tedavi eden kimse; sağaltıcı, terapist
- SEDASYON
-
Kelime Kökeni: Fransızca sédation
-
[isim, tıp]
Hastanın rahatlamasını ve sakinleşmesini sağlamak için kullanılan, bölgesel anesteziyi desteklemek amacıyla erişkinlerde damar içine özel ilaç, çocuklarda şurup vb. ile uygulanan, hastanın hava yolunu açık tutabildiği, fiziksel uyaranlara ve sözlü komutlara uygun cevabı verebildiği sakinlik ve uyku hâli
-
[isim, tıp]
Hastanın rahatlamasını ve sakinleşmesini sağlamak için kullanılan, bölgesel anesteziyi desteklemek amacıyla erişkinlerde damar içine özel ilaç, çocuklarda şurup vb. ile uygulanan, hastanın hava yolunu açık tutabildiği, fiziksel uyaranlara ve sözlü komutlara uygun cevabı verebildiği sakinlik ve uyku hâli
- DEDANTÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca détendeur
-
[isim]
Ocak, fırın, soba vb. araçlarda kullanılan likit gazın akışını düzenleyen aygıt
- "Tüp kafası aşağıya gelecek şekilde ters çevrilir, dedantör gaza doyurulur, banyoya devam edilir."
-
[isim]
Ocak, fırın, soba vb. araçlarda kullanılan likit gazın akışını düzenleyen aygıt
- AKSİSEDA
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + ṣadā
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yankı
- "Şimdi derin bir aksiseda gibi uzayan bir ses odaya yayılıyor."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yankı
- HİSSEDAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥiṣṣe + Farsça -dār
-
[isim]
Bir ortaklık veya mal üzerinde payı olan kimse; paydaş, aksiyoner
- "Hanımefendi çoğu günlerini hissedar olduğu şirkette geçiriyormuş."
-
[isim]
Bir ortaklık veya mal üzerinde payı olan kimse; paydaş, aksiyoner
- FEDAİLİK
-
-
[isim]
Fedaice davranış; serdengeçtilik
- "Akıl ermez bir fedailik azmi ve cüreti içindeki üç adam, aynı gün ve belki aynı saatte teşebbüslerine girişiyor."
-
[isim]
Fedaice davranış; serdengeçtilik
- MEYVEDAR
-
Kelime Kökeni: Farsça mīvedār
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız meyveli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız meyveli
- TÜRBEDAR
-
Kelime Kökeni: Arapça turbe + Farsça -dār
-
[isim]
Türbede hizmet gören, türbeyi bekleyen kimse
- "Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına / Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem"
-
[isim]
Türbede hizmet gören, türbeyi bekleyen kimse
- NÜKTEDAN
-
Kelime Kökeni: Arapça nukte + Farsça -dān
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız nükteci
- "Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız nükteci
- BEDAVAYA
-
-
[zarf]
Bakınız bedava
- "Bedavaya taş taşıyorum, bir de küfrediyorsun, dedim."
-
[zarf]
Bakınız bedava
- REDAKTÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca rédacteur
-
[isim]
Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getiren kimse
-
Yazı yazan, bir yazıyı kaleme alan kimse
-
[isim]
Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getiren kimse
- SÜRMEDAN
-
Kelime Kökeni: Türkçe sürme + Farsça -dān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sürmelik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sürmelik
- MÜFREDAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mufredāt
-
[isim, eğitim]
Bakınız öğretim programı
- "1875 yılında müfredatta kozmografya dersine yer verilmiştir."
-
[eskimiş]
Bir bütünü oluşturan bireyler, ayrıntılar
-
[isim, eğitim]
Bakınız öğretim programı
- PERDEDAR
-
Kelime Kökeni: Farsça perdedār
-
[isim, tarih]
Bakınız perdeci
-
[isim, tarih]
Bakınız perdeci
- GERGEDAN
-
Kelime Kökeni: Farsça kergeden
-
[isim, hayvan bilimi]
Gergedangillerden, Afrika, Hindistan ve Güneydoğu Asya’nın bazı bölgelerinde yaşayan, burnunun üstünde bir veya iki boynuzu bulunan, kalın derili, saldırgan bir hayvan (Rhinoceros inducus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Gergedangillerden, Afrika, Hindistan ve Güneydoğu Asya’nın bazı bölgelerinde yaşayan, burnunun üstünde bir veya iki boynuzu bulunan, kalın derili, saldırgan bir hayvan (Rhinoceros inducus)
- BEDAVACI
-
-
[isim]
Her şeyi bedavadan sağlamaya çalışan kimse; beleşçi, abacı, lüpçü
- "Son günlerde gelen müşterilerin çoğu bedavacı çıktı."
-
[isim]
Her şeyi bedavadan sağlamaya çalışan kimse; beleşçi, abacı, lüpçü
- MÜTEDAİR
-
Kelime Kökeni: Arapça mutedāʾir
-
[sıfat, eskimiş]
Ait, için, dolayı, üzerine, ... ile ilgili
- "Bu meseleye mütedair verdiğim cevapları, şu suretle hülasa edebilirim."
-
[sıfat, eskimiş]
Ait, için, dolayı, üzerine, ... ile ilgili
- VEZNEDAR
-
Kelime Kökeni: Arapça vezne + Farsça -dār
-
[isim]
Bakınız vezneci
-
[isim]
Bakınız vezneci
- PEDAGOJİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca pédagogie
-
[isim]
Bakınız eğitim bilimi
-
[isim]
Bakınız eğitim bilimi