İçinde e olan 8 harfli 4067 kelime var. İçerisinde E harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında e harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu e harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AÇABİLME

  1. [isim] Açabilmek işi

BELLETME

  1. [isim] Belletmek işi

BİREYLİK

  1. [isim] Bir kimseyi dış gözlemciler gözünde benzersiz, tek kılan özellikler veya bunların tek biçimi
  2. Bireyi benzerlerinden ayıran niteliklerin bütünü
    • "Sorunları ve titreşimleriyle, çok gelişkin bireyliğiyle bir insan..." (Selim İleri)

DİTİLMEK

  1. [nsz] Ditme işi yapılmak

DÖŞEMELİ

  1. [sıfat] Döşemesi olan
    • "Sade ve dağınık döşemeli bir yere girdik." (Peyami Safa)

HARCETME

  1. [isim] Harcetmek işi

HİKMETLİ

  1. [sıfat] Bilgece olan
    • "Hikmetli sözler."

HİSLENİŞ

  1. [isim] Hislenme işi veya biçimi

İNCİNMEK

  1. [nsz] Çarpma, sıkışma, burkulma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek
    • "İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [-den] Birinin herhangi bir davranışı yüzünden üzüntü duymak, gücenmek, kırılmak

KERKENEZ

  1. [isim] Kartalgillerden, leşle beslenen, 35 cm uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş (Falco tinnunculus)

KİŞNEMEK

  1. [nsz] At, bağırır gibi yüksek ses çıkarmak
    • "Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı." (Faruk Nafiz Çamlıbel)

RAHMETLİ

  1. [sıfat] "Tanrı'nın rahmetine kavuşmuş, yarlıganmış" anlamlarında ölmüş kimseleri saygıyla anmak için ad veya unvanlarının başına getirilen bir söz
    • "Hocamız rahmetli Muhsin Bey, bunu sınıfta okurken gözleri yaşarırdı." (Haldun Taner)
  2. Ölmüş, merhum
    • "Rahmetli, insanların en iyilerinden biriydi." (Peyami Safa)

ŞARTNAME

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Satın alma, satma, yaptırma, kiralama vb. işleri gerçekleştirmek isteyen tarafın düzenlediği, her iki tarafın da uymayı üstlendikleri şartların tespit edildiği resmî belge

TABELACI

  1. [isim] Tabela yazan kimse

TİTREMEK

  1. [nsz] Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak
  2. [-den] Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak
    • "Soğuktan mı titriyordum yoksa heyecandan, üzüntüden mi, bilmem." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Ses kısık ve kesik çıkmak
  4. Çok üşümek
  5. Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak
  6. [-den] Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak

BABAANNE

  1. [isim] Babanın annesi

BEYNİNDE

  1. [zarf] Arasında
    • "Bu ölçüler halk lisanında döner, halk beyninde görüşülür." (Burhan Felek)

BİKESLİK

  1. [isim] Bikes olma durumu
    • "Çocukken de üzülür, bedbahtlık ve bikeslik duyardım." (Refik Halit Karay)

ÇEVİRMEK

  1. [-i] Bir şeyin yönünü değiştirmek
    • "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    • "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu." (Ömer Seyfettin)
  3. Döndürerek hareket ettirmek
    • "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Yönetmek, idare etmek
    • "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor." (Haldun Taner)
  5. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
    • "Arkadaşı bizi çevirip evine götürdü."
  6. Geri göndermek
    • "Kendisine yollanan parayı çevirmiş."
  7. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
  8. Çevrilemek, tevil etmek
    • "Sözü işine geldiği gibi çevirdi."
  9. [-den] Çeviri yapmak
    • "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş." (Memduh Şevket Esendal)
  10. [-i] Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak
    • "Bağı duvarla çevirmek."
  11. [-i] Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
    • "Evlerini otele çevirdiler."
  12. [-den] Bir durumdan başka duruma geçmek
  13. [nsz] Kâğıt oyunu oynamak
  14. [nsz] Hile, dolap, dalavere vb. dürüst olmayan davranışlar ortaya koymak
    • "Bendenize şikâyetlerin yapılmaması, iş çevirmek isteyenlerin muvaffak olamayacaklarını bilmeleri neticesidir." (Atatürk)
  15. [-i] Kötü bir duruma getirmek
    • "Adamı maskaraya çevirmek."

DEVRİMCİ

  1. [isim] Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapan kimse
  2. Devrim yapan veya devrime bağlı olan kimse, ihtilalci
  3. İnkılapçı kimse

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü