İçinde e olan 8 harfli 4067 kelime var. İçerisinde E harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında e harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu e harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AÇABİLME
-
-
[isim]
Açabilmek işi
-
[isim]
Açabilmek işi
- BELLETME
-
-
[isim]
Belletmek işi
-
[isim]
Belletmek işi
- BİREYLİK
-
-
[isim]
Bir kimseyi dış gözlemciler gözünde benzersiz, tek kılan özellikler veya bunların tek biçimi
-
Bireyi benzerlerinden ayıran niteliklerin bütünü
- "Sorunları ve titreşimleriyle, çok gelişkin bireyliğiyle bir insan..." (Selim İleri)
-
[isim]
Bir kimseyi dış gözlemciler gözünde benzersiz, tek kılan özellikler veya bunların tek biçimi
- DİTİLMEK
-
-
[nsz]
Ditme işi yapılmak
-
[nsz]
Ditme işi yapılmak
- DÖŞEMELİ
-
-
[sıfat]
Döşemesi olan
- "Sade ve dağınık döşemeli bir yere girdik." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Döşemesi olan
- HARCETME
-
-
[isim]
Harcetmek işi
-
[isim]
Harcetmek işi
- HİKMETLİ
-
-
[sıfat]
Bilgece olan
- "Hikmetli sözler."
-
[sıfat]
Bilgece olan
- HİSLENİŞ
-
-
[isim]
Hislenme işi veya biçimi
-
[isim]
Hislenme işi veya biçimi
- İNCİNMEK
-
-
[nsz]
Çarpma, sıkışma, burkulma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek
- "İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
-
[-den]
Birinin herhangi bir davranışı yüzünden üzüntü duymak, gücenmek, kırılmak
-
[nsz]
Çarpma, sıkışma, burkulma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek
- KERKENEZ
-
-
[isim]
Kartalgillerden, leşle beslenen, 35 cm uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş (Falco tinnunculus)
-
[isim]
Kartalgillerden, leşle beslenen, 35 cm uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş (Falco tinnunculus)
- KİŞNEMEK
-
-
[nsz]
At, bağırır gibi yüksek ses çıkarmak
- "Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
-
[nsz]
At, bağırır gibi yüksek ses çıkarmak
- RAHMETLİ
-
-
[sıfat]
"Tanrı'nın rahmetine kavuşmuş, yarlıganmış" anlamlarında ölmüş kimseleri saygıyla anmak için ad veya unvanlarının başına getirilen bir söz
- "Hocamız rahmetli Muhsin Bey, bunu sınıfta okurken gözleri yaşarırdı." (Haldun Taner)
-
Ölmüş, merhum
- "Rahmetli, insanların en iyilerinden biriydi." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
"Tanrı'nın rahmetine kavuşmuş, yarlıganmış" anlamlarında ölmüş kimseleri saygıyla anmak için ad veya unvanlarının başına getirilen bir söz
- ŞARTNAME
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Satın alma, satma, yaptırma, kiralama vb. işleri gerçekleştirmek isteyen tarafın düzenlediği, her iki tarafın da uymayı üstlendikleri şartların tespit edildiği resmî belge
-
[isim]
Satın alma, satma, yaptırma, kiralama vb. işleri gerçekleştirmek isteyen tarafın düzenlediği, her iki tarafın da uymayı üstlendikleri şartların tespit edildiği resmî belge
- TABELACI
-
-
[isim]
Tabela yazan kimse
-
[isim]
Tabela yazan kimse
- TİTREMEK
-
-
[nsz]
Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak
-
[-den]
Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak
- "Soğuktan mı titriyordum yoksa heyecandan, üzüntüden mi, bilmem." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Ses kısık ve kesik çıkmak
-
Çok üşümek
-
Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak
-
[-den]
Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak
-
[nsz]
Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak
- BABAANNE
-
-
[isim]
Babanın annesi
-
[isim]
Babanın annesi
- BEYNİNDE
-
-
[zarf]
Arasında
- "Bu ölçüler halk lisanında döner, halk beyninde görüşülür." (Burhan Felek)
-
[zarf]
Arasında
- BİKESLİK
-
-
[isim]
Bikes olma durumu
- "Çocukken de üzülür, bedbahtlık ve bikeslik duyardım." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Bikes olma durumu
- ÇEVİRMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin yönünü değiştirmek
- "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
- "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu." (Ömer Seyfettin)
-
Döndürerek hareket ettirmek
- "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Yönetmek, idare etmek
- "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor." (Haldun Taner)
-
Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
- "Arkadaşı bizi çevirip evine götürdü."
-
Geri göndermek
- "Kendisine yollanan parayı çevirmiş."
-
Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
-
Çevrilemek, tevil etmek
- "Sözü işine geldiği gibi çevirdi."
-
[-den]
Çeviri yapmak
- "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş." (Memduh Şevket Esendal)
-
[-i]
Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak
- "Bağı duvarla çevirmek."
-
[-i]
Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
- "Evlerini otele çevirdiler."
-
[-den]
Bir durumdan başka duruma geçmek
-
[nsz]
Kâğıt oyunu oynamak
-
[nsz]
Hile, dolap, dalavere vb. dürüst olmayan davranışlar ortaya koymak
- "Bendenize şikâyetlerin yapılmaması, iş çevirmek isteyenlerin muvaffak olamayacaklarını bilmeleri neticesidir." (Atatürk)
-
[-i]
Kötü bir duruma getirmek
- "Adamı maskaraya çevirmek."
-
[-i]
Bir şeyin yönünü değiştirmek
- DEVRİMCİ
-
-
[isim]
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapan kimse
-
Devrim yapan veya devrime bağlı olan kimse, ihtilalci
-
İnkılapçı kimse
-
[isim]
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapan kimse