İçinde e olan 4 harfli 680 kelime var. İçerisinde E harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında e harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu e harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DREN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Ark
  2. Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp

GECE

  1. [isim] Güneş battıktan gün ağarıncaya kadar geçen süre, tün, şeb, gündüz karşıtı
    • "Kel Hasan kumpanyası o gece bir komedi dram oynuyordu." (Osman Cemal Kaygılı)
    • "Bir şeye karar vermeden geceler gebedir, gibi bir felsefe yaptıktan sonra, ayrıldılar." (Halide Edip Adıvar)
    • "... başaramayacağı kadar çok işlerin altına girmekten çekinmedi, geceyi gündüze katıp çalışmaya başladı." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bu süre içindeki karanlık
  3. Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleyin düzenlenen toplantı
    • "Bütün çalgıları, dansları, şarkıları ve bütün külfetleriyle o geceler geldi çattı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [zarf] Gece vakti, geceleyin
    • "Gece uyumalı, gündüz çalışmalı."

ÖBEK

  1. [isim] Küme
    • "Bahçeye iner, bir çiçek öbeğinin dibinde bir hasır iskemleye otururdu." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Genel olarak yaş, kimyasal yapı, uzay dağılımları ve hızları bakımından benzer özellik gösteren yıldızlar veya yıldızlar kümeleri
  3. Özne, yüklem veya çeşitli tümleçlerle birlikte kullanılan sözlerin bütünü
    • "Özne öbeği. Yüklem öbeği."

DORE
...
GENÇ

  1. [sıfat] Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı
    • "Genç kızı bir gece pencerede görmüştü." (Haldun Taner)
  2. Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan)
    • "Genç ağaç. Genç at."
  3. Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç
  4. Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy
  5. Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan
    • "Atatürk'ün tabutu arkasından ağlayan on beş milyon Türk'ün yaşadığı, genç Türkiye mutluydu." (Burhan Felek)

ÖLME

  1. [isim] Ölmek işi, fevt, kabız, uful
    • "O kafile her vatandaşın maddi ve manevi hak, selamet ve saadeti için ölmeye gidiyordu." (Halide Edip Adıvar)

SELP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Zorla alma, kapma
  2. Kaldırma, kaçırma, yok etme

BESİ

  1. [isim] Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi
  2. Bir şeyi istenilen durumda tutmak veya oturtmak için kullanılan takoz vb. şeyler

NALE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İnleme, inilti

STEN

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] 9 mm çapında, İngiliz yapısı, hafif, kullanışı kolay bir tür makineli tüfek

SERİ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, dizi
    • "Bu, seri hâlinde yazılmış bir yazı değildir." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bir fabrika veya atölyenin uzun bir süre aynı iş üzerinde çalıştığı üretim tipi
    • "Fabrika seri imalata başlayınca fiyatlar düştü."

ŞUBE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir kurumun, bir kuruluşun alt mevkilerindeki iş yerlerinden her biri
    • "Banka şubesi, askerlik şubesi."
  2. Okullarda aynı düzeydeki sınıflardan her biri
    • "Üç günün içinde, ders verdiği üç şubeye de 'La Pipe Turque' adlı parçayı, noktasına, virgülüne hatta noktalı virgülüne kadar ezberletti." (Haldun Taner)
  3. Dal
    • "Hayvanlar iki şubeye ayrılır: Bir hücreliler ile çok hücreliler."
  4. Kol

SÜET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Podösüet

LENF

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Damarlarda dolaşan kanla, doku ögeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı, ak kan, lenfa

NEFT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Organik maddelerin ayrışmasından oluşan tutuşur sıvıların birçoğu
  2. Çoğunlukla boyacılıkta kullanılan, petrol türevlerinden bir çeşit mineral yağ, neft yağı

HEBA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme
    • "Herkes eğlenirken pansiyonumda gaflet uykusuna dalıp hayatımı heba edebilir miyim?" (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Koca bir gün heba oldu." (Refik Halit Karay)

PRES

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet, mengene, cendere
  2. Üzüm, elma, zeytin vb. meyve ve sebzeleri sıkarak suyunu, yağını çıkarmakta kullanılan alet veya araç
  3. Baskı

CEBE

Kelime Kökeni : Moğolca

  1. [isim] Zırh
  2. Silah

CİDE
...
EDİM

  1. [isim] Yapılmış, gerçekleşmiş iş, amel, fiil
    • "Günlük yaşamımıza şöyle bir baksak, her edimimizin altında umutluluk bulunmadığını görürüz." (Melih Cevdet Anday)
  2. İnsan davranışı
  3. Alacaklının isteyebileceği ve borçlunun yapmak zorunda olduğu davranış, ivaz
  4. Belirli bir durumla karşılaştığı zaman kişinin yapabildiği davranış

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü