İçinde e olan 2 harfli 31 kelime var. İçerisinde E harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında e harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu e harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ME

  1. Türk alfabesinin on altıncı harfinin adı, okunuşu

SE

  1. Türk alfabesinin yirmi ikinci harfinin adı, okunuşu

EV

  1. [isim] Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı
    • "Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk." (Ömer Seyfettin)
    • "Hiç evlenmeyen kız olur muymuş, evde kalmış mı dedirtecen kendine?" (Emine Işınsu)
    • "Evlerden ırak, dağ gibi delikanlı iki günde devrildi gitti."
  2. Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane
    • "Ana oğul, yeni kiraladıkları eve bir pazar günü taşındılar." (Necati Cumalı)
    • "Öğrencilerin bir bölümü, ilk yılı yurtta geçirse bile ikinci yıldan başlayarak eve çıkmayı yeğler." (Ahmet Cemal)
  3. Aile
    • "Evine bağlı bir adam."
  4. Soy, nesil

JE

  1. Türk alfabesinin on üçüncü harfinin adı, okunuşu

PE

  1. Türk alfabesinin yirminci harfinin adı, okunuşu

ER

  1. [isim] Erkek
    • "Noksansız bir çeyiz ve düğünle iyi bir ere verilen Zeynep'in hissesi ayrılmıştır." (Tarık Buğra)
    • "Ninesini, kardeşini beslemiş hatta kız kardeşini ere vermişti." (Halide Edip Adıvar)
  2. İşini iyi bilen, yetenekli kimse
    • "Sanat eri çalışır, bir eser kor ortaya, onun güzel olduğuna inanır, o güzelliği herkesin anlamasını, kavramasını ister." (Nurullah ataç)
  3. [sıfat] Kahraman, yiğit
  4. Rütbesiz asker, nefer
    • "Düşman erleri arasında Fransızlar da vardır." (Salâh Birsel)
  5. Koca

CE

  1. Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı, okunuşu

EK

  1. [isim] Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça
    • "Yazının ekleri."
    • "Ben doğrusu beğeniyorum, dedi, kadın yağ satıyor, yumurta satıyor, ekini belli etmiyor ya!" (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave
    • "Gazetenin haftalık sanat ve edebiyat eki."
  3. Sonradan katılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri
  4. İki borunun birbirine birleştirildiği yer
  5. [sıfat] Eklenmiş, katılmış
    • "Okul müdürüyken, okulun ek inşaatında hamallarla birlikte çalışmış." (Haldun Taner)
  6. Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan şekil verici ses veya sesler, lahika

ES

  1. [isim] Notada duraklama zamanı ve bunu gösteren işaretin adı
    • "Dörtlük es. Sekizlik es."
    • "Ama katil Farslı olunca bunu es geçiyorlarmış." (Haldun Taner)

ŞE

  1. Türk alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı, okunuşu

KE

  1. Türk alfabesinin on dördüncü harfinin adı, okunuşu

EM

  1. [isim] İlaç, merhem

EN

  1. [isim] Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı
    • "Kumaşın eni. Yolun eni. Kâğıdın eni."

FE

  1. Türk alfabesinin yedinci harfinin adı, okunuşu

GE

  1. Türk alfabesinin sekizinci harfinin adı, okunuşu

ÇE

  1. Türk alfabesinin dördüncü harfinin adı, okunuşu

EY

  1. [ünlem] Kendisine söz söylenilen kimse veya kimselerin dikkati çekilmek istendiğinde adın başına getirilen ve uzatılabilen bir seslenme sözü
    • "Ey arkadaş!"
  2. Usanç anlatan bir seslenme sözü
    • "Ey, artık çok oluyorsun!"

EH

  1. [ünlem] "Olur, peki veya fena değil" anlamlarında kullanılan bir söz
    • "Eh! Bize gerekli olan da o; bütçemizi doğrultur, pansiyoner olmaktan vazgeçeriz." (Atilla İlhan)
  2. Bezginlik anlatan bir söz
    • "Eh, dün geceki kafayla bu kadarı olacaktı elbet!" (Necati Cumalı)

YE

  1. Türk alfabesinin yirmi sekizinci harfinin adı, okunuşu

ET

  1. [isim] İnsanlarda, hayvanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağdan oluşan tabaka
    • "Bu koyunda hiç et yok, pek zayıf."
    • "Ye de biraz et, can tut." (Refik Halit Karay)
    • "Aşkımemnu'da Firdevs Hanım'ı inanılmaz bir başarıyla ete kemiğe dönüştürmüş." (Selim İleri)
  2. Kasaplık hayvanlardan sağlanan kaslardan oluşmuş besin maddesi
    • "Bu, kurumuş pastırma renginde bir et parçası idi." (Haldun Taner)
  3. Ten
    • "Gömleği yırtılmış, eti görünüyor."
  4. Meyvelerde çekirdekle deri arasındaki bölüm
    • "Bu zeytinde et denecek bir şey yok."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü