İçinde eğ olan 8 harfli 57 kelime var. İçerisinde EĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eğ olan kelimeler listesine ya da sonu eğ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÜSTEĞMEN

  1. [isim, askerlik] Orduda rütbesi teğmenle yüzbaşı arasında olan subay
EĞRİTMEK

  1. [-i] Bakınız eğriltmek
EĞRİLMEK

  1. [nesnesiz] Eğri duruma gelmek
    • "Bardağı bırakırken masa eğrilir gibi oldu." (Yusuf Atılgan)
EĞLENMEK

  1. [nesnesiz] Neşeli, hoşça vakit geçirmek
    • "Masadakiler eğlenirlerken vali dalgınlaşmıştı, pek dinlemiyordu konuşulanları." (Ayşe Kulin)
  2. [-le] Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek
    • "Yalnız bunları sordu ve inan ki benimle eğlendi." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Bir yerde durmak, beklemek; tevakkuf etmek
    • "Yemen'e gönderilirken Beyrut'ta bir hafta eğlenmiş hem şehri görmüş hem de Cebel köylerinde gezintiler yapmıştı." (Refik Halit Karay)
  4. Bakınız oyalanmak
EĞİTİLİŞ

  1. [isim] Eğitilmek işi
EĞİLİMLİ

  1. [sıfat] Eğilimi olan; meyyal, tandanslı
    • "Sözünü ettiği her hayvanı bu sınıflardan birine yerleştirmeye eğilimlidir." (Nermi Uygur)
EĞRİLTME

  1. [isim] Eğriltmek işi; eğritmek
DEĞİŞKİN

  1. [sıfat] Değişikliğe uğramış; muaddel
ASTEĞMEN

  1. [isim, askerlik] Orduda en küçük rütbeli subay
    • "Biraz sonra bir araçla, silahlanmış dört asteğmen geldi." (Nejat Bölügiray)
İPEĞİMSİ

  1. [sıfat] Bakınız ipeksi
EĞDİRMEK

  1. [-i] Eğme işini yaptırmak
  2. Eğik duruma getirmek
    • "Eğdirme fesini yâr yâr kalkar da giderim" (Halk türküsü)
EŞEĞİMSİ

  1. [sıfat] Bakınız eşeksi
DEĞERSİZ

  1. [sıfat] Değeri olmayan veya değeri çok az olan; derme çatma, kıymetsiz
    • "Peki öyleyse neden söz vermeyi değersiz bulmuşuz?" (Nermi Uygur)
  2. Bakınız müptezel
EĞEBİLME

  1. [isim] Eğebilmek işi
DEĞNEKÇİ

  1. [isim] Taksi, dolmuş vb.nin duraklarında yolcuların binişi ve taşıtların sıra düzenini sağlayan kimse; kâhya
  2. [tarih] Belli bir esnaf grubu arasında düzeni sağlayan kimse
  3. Şehrin asayişini sağlayan, ortalığı idare eden görevli
    • "Eski zamanlarda binaların angarya olarak esirlere yaptırıldığı devirlerde böyle değnekçiler vardı. Bunlar ameleyi kamçı altında çalıştırırlardı." (Celâl Esat Arseven)
SUÇİÇEĞİ

  1. [isim, tıp] Genellikle çocuklarda görülen döküntülü, bulaşıcı, salgın hastalık
EĞELENME

  1. [isim] Eğelenmek işi
EĞİLİNME

  1. [isim] Eğilinmek işi
DEĞİRMEK

  1. [-e, ağızlardan] Duyurmak, bildirmek, ulaştırmak
  2. Değdirmek, dokundurmak
YEĞNİLME

  1. [isim] Bakınız hafifleme
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü