İçinde eğ olan 7 harfli 66 kelime var. İçerisinde EĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eğ olan kelimeler listesine ya da sonu eğ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DEĞİNME
-
-
[isim]
Değinmek işi; değini
-
[isim]
Değinmek işi; değini
- EĞLENTİ
-
-
[isim]
Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı
- "Dün geceki heyecan bir eğlenti coşkunluğu idi."
-
[isim]
Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı
- EĞİRDİR
-
-
[isim]
Isparta iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Isparta iline bağlı ilçelerden biri
- DEĞİNİŞ
-
-
[isim]
Değinmek işi
-
[isim]
Değinmek işi
- DEĞİŞİM
-
-
[isim]
Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü; değişme
- "Bu müsamere günündeki selamlama süresince bedenimde bir değişim olmuştu."
-
Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi; değiş, değişme, değiş tokuş, sayışma, takas, mübadele, trampa, trok
-
[biyoloji]
Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü; varyasyon
-
[denizcilik]
Rüzgârın yön değiştirmesi
-
[matematik]
Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım
-
[isim]
Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü; değişme
- KÜSEĞEN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Çabuk ve sık sık küsen (kimse)
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız küstüm otu
-
[sıfat, ağızlardan]
Çabuk ve sık sık küsen (kimse)
- DEĞİŞİK
-
-
[sıfat]
Değiştirilmiş olan; muaddel
- "Yasanın değişik onuncu maddesi gereğince..."
-
Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan
- "O güne kadar görülmemiş türden, değişik bir dergiydi."
-
Bakınız farklı
- "Program müdürümüzün sesi acaba aradığım değişik ses olamaz mıydı?"
-
[isim, ağızlardan]
Yedek iç çamaşırı veya giysi
- "Hiç değişiğim kalmadı."
-
[isim, ağızlardan]
Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk
-
[sıfat]
Değiştirilmiş olan; muaddel
- ÖRNEĞİN
-
-
[bağlaç]
Bakınız söz gelişi
- "Örneğin bir insan kendisini engelleyen bir duruma ilişkin kızgınlığını açıkça yaşayabilir, kendisini kızdıran durumdan uzaklaşabilir…"
-
[bağlaç]
Bakınız söz gelişi
- MEĞERSE
-
-
[bağlaç]
Bakınız meğer
- "Meğerse bana öğretilen o kısa ve sade cümlenin ne sihirli, ne kerametli, ne müthiş bir tesiri varmış."
-
[bağlaç]
Bakınız meğer
- EĞRİLME
-
-
[isim]
Eğrilmek işi; inhina
-
[isim]
Eğrilmek işi; inhina
- GÜLEĞEN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Güler yüzlü, çok gülen (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Güler yüzlü, çok gülen (kimse)
- MEĞERKİ
-
Kelime Kökeni: Farsça meger + ki
-
[bağlaç, eskimiş]
İstek veya emir kipinde olan ve biri diğerini engelleyecek durumda bulunan iki cümleyi birbirine bağlayan bir söz
- "Bu iş bitmeyecek meğerki siz de yardım edesiniz."
-
[bağlaç, eskimiş]
İstek veya emir kipinde olan ve biri diğerini engelleyecek durumda bulunan iki cümleyi birbirine bağlayan bir söz
- EĞRİLİK
-
-
[isim]
Eğri olma durumu
-
[isim]
Eğri olma durumu
- TEĞELTİ
-
-
[isim, ağızlardan]
Binek hayvanlarında eyerin altına konulan keçe
-
[isim, ağızlardan]
Binek hayvanlarında eyerin altına konulan keçe
- EĞDİRME
-
-
[isim]
Eğdirmek işi
-
[isim]
Eğdirmek işi
- SÜREĞEN
-
-
[sıfat]
Ne kadar süreceği belli olmaksızın sürüp giden; müzmin, kronik
- "Süreğen bir anlaşmazlık."
-
Uzun zamandan beri süren; müzmin, kronik
-
[tıp]
Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan (hastalık); müzmin, kronik, akut karşıtı
- "Süreğen bir hastalık."
-
[sıfat]
Ne kadar süreceği belli olmaksızın sürüp giden; müzmin, kronik
- EĞRİLİŞ
-
-
[isim]
Eğrilmek işi
-
[isim]
Eğrilmek işi
- LEĞENÇE
-
-
[isim]
Küçük leğen
- "Elenmiş, tertemiz unu leğençe denilen küçük leğene boşalttı."
-
[isim]
Küçük leğen
- GEZEĞEN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız gezenti
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız gezenti
- GEĞİRTİ
-
-
[isim]
Geğirme sırasında çıkan sesin adı
-
[isim]
Geğirme sırasında çıkan sesin adı