İçinde dıl olan 21 kelime var. İçerisinde DIL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dıl olan kelimeler listesine ya da sonu dıl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
YARADILIŞTAN
YARADILIŞÇA, YARADILIŞLI
CADILAŞMAK, KARYAĞDILI
CADILAŞMA, YARADILIŞ
ALINDILI, ARDILLIK, ARDILMAK, TADILMAK
ARDILMA, CADILIK, DADILIK, KADILIK, TADILMA
DADILI
ARDIL, DILAK, PADIL
ADIL
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YARADILIŞTAN
-
-
[zarf]
Doğumla beraber, yaradılıştan beri; anadan doğma, doğuştan, kudretten, taban (II), maderzat
- "Kumandan yaradılıştan yumuşak adam. Zorla suratsızlık olmuyor."
-
[zarf]
Doğumla beraber, yaradılıştan beri; anadan doğma, doğuştan, kudretten, taban (II), maderzat
- YARADILIŞÇA
-
-
[zarf]
Yaradılış bakımından; fıtraten, hilkaten
-
[zarf]
Yaradılış bakımından; fıtraten, hilkaten
- YARADILIŞLI
-
-
[sıfat]
Doğuştan vücut ve ruh özelliklerinin tümünü üzerinde taşıyan
- "Bütün hassas insanlar gibi çok alıngan yaradılışlı idi."
-
[sıfat]
Doğuştan vücut ve ruh özelliklerinin tümünü üzerinde taşıyan
- KARYAĞDILI
-
-
[sıfat]
Üstünde beyaz benekler bulunan
- "Sırtında İngiliz kumaşından karyağdılı mükemmel bir elbise."
-
[sıfat]
Üstünde beyaz benekler bulunan
- CADILAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Kadın huysuz gibi davranmaya başlamak
- "Ondan sonra Dikterion'dan cadılaştı diye kapı dışarı edilirdi. İşte o zaman o kadın üçüncü mevkiye düşerdi."
-
Bitki bakımsızlıktan yabanileşmek
- "Yer yer cadılaşmış üzüm kütükleri."
-
[nesnesiz]
Kadın huysuz gibi davranmaya başlamak
- YARADILIŞ
-
-
[isim]
Bir kimsede doğuştan bulunan vücut ve ruh özelliklerinin tümü; tıynet, cibilliyet
- "Yaradılışı gereği çapraşık olmayan durumları severdi o."
-
Bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu; fıtrat, hilkat
- "Yılan kendini korumakta görünüyorsa bu, atlayıp kuşu tutmaya yaradılışının elverişli olmamasından."
-
[isim]
Bir kimsede doğuştan bulunan vücut ve ruh özelliklerinin tümü; tıynet, cibilliyet
- CADILAŞMA
-
-
[isim]
Cadılaşmak işi
- "’Bak işte yine cadılaşmaya başladın. Nereden çıktı şimdi bu aynen lafı bakayım!’ dedi."
-
[isim]
Cadılaşmak işi
- ARDILLIK
-
-
[isim]
Ardıl olma durumu
-
[isim]
Ardıl olma durumu
- ALINDILI
-
-
[sıfat]
Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.); taahhütlü
-
[sıfat]
Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.); taahhütlü
- ARDILMAK
-
-
[-e, ağızlardan]
Birisinin sırtına asılmak
-
Birisine sataşmak, çatmak
-
[mecaz]
Birisine musallat olmak
-
[-e, ağızlardan]
Birisinin sırtına asılmak
- TADILMAK
-
-
[nesnesiz]
Tatma işi yapılmak
- "Onun en aksi istikametinde olanlara göreyse aşk ancak bir kere tadılır."
-
[nesnesiz]
Tatma işi yapılmak
- ARDILMA
-
-
[isim]
Ardılmak işi
-
[isim]
Ardılmak işi
- KADILIK
-
-
[isim]
Kadı olma durumu
-
Kadının görevi
-
[tarih]
Bir kadının davalarına baktığı il sınırları içindeki bölge
- "Galata kadılığı."
-
[isim]
Kadı olma durumu
- DADILIK
-
-
[isim]
Dadının yaptığı iş; tayalık
-
[isim]
Dadının yaptığı iş; tayalık
- TADILMA
-
-
[isim]
Tadılmak işi
-
[isim]
Tadılmak işi
- CADILIK
-
-
[isim]
Cadıya yakışır davranış
- "Sizin cadılığınızın fitnesi dünyaya şimdiye kadar gelmemiştir."
-
[isim]
Cadıya yakışır davranış
- DADILI
-
-
[sıfat]
Dadısı olan
- "Kimi çocuklu, kimi dadılı oldukça modern sayılabilecek elbiseler içindeki Müslüman kadınlarını, Hristiyanlardan ayırmak iyice zorlaşmış."
-
[sıfat]
Dadısı olan
- DILAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız klitoris
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız klitoris
- ARDIL
-
- PADIL
-
Kelime Kökeni: Almanca paddel
-
[isim, denizcilik]
İki ucu veya bir ucu enli, kısa ve ince saplı kürek
-
Bir tekne pervanesinin suyun pervane kanatlarına yaptığı direnç sonucu oluşan enine hareket
-
Balıkçının ayağıyla iterek çamur üstünde kaydırabileceği kadar hafif olan, küçük ve altı düz tekne
-
Bakınız yandan çarklı
- "O zamanki vapurlar ‘padıl’ denilen yandan çarklı gemilerdi."
-
[isim, denizcilik]
İki ucu veya bir ucu enli, kısa ve ince saplı kürek