İçinde dökü olan 29 kelime var. İçerisinde DÖKÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dökü olan kelimeler listesine ya da sonu dökü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

DÖKÜLEBİLMEK, DÖKÜLÜVERMEK

11 Harfli Kelimeler

DÖKÜLEBİLME, DÖKÜLÜVERME

10 Harfli Kelimeler

DÖKÜMCÜLÜK, DÖKÜMLEMEK, DÖKÜNTÜLÜK, DÖKÜNTÜSÜZ, DÖKÜVERMEK

9 Harfli Kelimeler

DÖKÜMHANE, DÖKÜMLEME, DÖKÜNTÜLÜ, DÖKÜVERME

8 Harfli Kelimeler

DÖKÜKLÜK, DÖKÜLGEN, DÖKÜLMEK, DÖKÜMEVİ, DÖKÜNMEK

7 Harfli Kelimeler

DÖKÜLME, DÖKÜLÜŞ, DÖKÜMCÜ, DÖKÜMLÜ, DÖKÜNME, DÖKÜNTÜ, DÖKÜNÜŞ

6 Harfli Kelimeler

DÖKÜLÜ

5 Harfli Kelimeler

DÖKÜK, DÖKÜM, DÖKÜŞ

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Dökü Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D K Ö Ü

3 Harfli Kelimeler

DÜK

2 Harfli Kelimeler

DÜ, ÖD, ÖK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DÖKÜLÜVERMEK

  1. [nesnesiz] Çabucak veya kısa sürede dökülmek
    • "İstanbul üzerine yazan yabancıların da ağzından bazen olur olmaz sözler dökülüveriyor." (Aydın Boysan)
DÖKÜLEBİLMEK

  1. [-e, nesnesiz] Dökülme ihtimali veya imkânı bulunmak
DÖKÜLÜVERME

  1. [isim] Dökülüvermek işi
DÖKÜLEBİLME

  1. [isim] Dökülebilmek işi
DÖKÜMLEMEK

  1. [-i] Bir işin dökümünü yapmak
DÖKÜVERMEK

  1. [-i] Aniden dökmek
DÖKÜMCÜLÜK

  1. [isim] Dökümcünün yaptığı iş; dökmecilik
DÖKÜNTÜLÜK

  1. [isim] Döküntü olma durumu
DÖKÜNTÜSÜZ

  1. [sıfat] Döküntüsü olmayan
DÖKÜMHANE

Kelime Kökeni: Türkçe döküm + Farsça ḫāne

  1. [isim] Bakınız dökümevi
DÖKÜNTÜLÜ

  1. [sıfat] Döküntüsü olan
    • "Ortalıkta yorgan, döşek, sandık, sepet tıpkı yangından kaçmış ailelerin döküntülü, bıkkın tablosu..." (Çetin Altan)
  2. [tıp] Deride döküntü ile görülen, döküntü ile beliren (hastalık)
DÖKÜVERME

  1. [isim] Döküvermek işi
DÖKÜMLEME

  1. [isim] Dökümlemek işi
DÖKÜKLÜK

  1. [isim] Dökük olma durumu
DÖKÜLGEN

  1. [sıfat] Dökülme özelliği olan
  2. [isim, bitki bilimi] Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde daha çok şıralık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
DÖKÜMEVİ

  1. [isim] Fabrikalarda döküm yapılan yer; dökümhane
DÖKÜNMEK

  1. [nesnesiz] Kendi üstüne dökmek
    • "Ben kışın kar yağarken bile kova kova soğuk su dökünürüm." (Refik Halit Karay)
DÖKÜLMEK

  1. [nesnesiz] Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
    • "Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda / Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda" (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Yaprak, saç, diş, sıva bağlı bulunduğu yerden veya organdan kopup düşmek
  3. Kumaş dökümlü olmak
  4. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
  5. [-e] Bir yere düşmek
    • "Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik." (Zeyyat Selimoğlu)
  6. Çıkmak, ortaya konulmak
    • "Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  7. Bir şey kaplamak, yayılmak
    • "Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor." (Memduh Şevket Esendal)
  8. [-e] Salınmak, serbest bırakılmak
    • "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı." (Haldun Taner)
  9. [-e, mecaz] Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
    • "Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü." (Sait Faik Abasıyanık)
  10. [mecaz] Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
    • "Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  11. [mecaz] Çok yorgun, hasta olmak
    • "Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler." (Tarık Buğra)
  12. [coğrafya] Akarsular, göl veya denize akmak
DÖKÜNTÜ

  1. [isim] Dökülmüş, saçılmış şeyler
    • "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bir topluluktan geri kalmış kimseler
  3. Bakınız bozuntu
  4. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi
  5. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı
  6. [mecaz] Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse
    • "Meşrutiyete uygun yönetim, yurt hainlerinin döküntüleriyle kurulamaz." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  7. [sıfat, mecaz] İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat olan
    • "Şoföre önce kentin en döküntü mahallelerinin adını söylediler." (Çetin Altan)
  8. [tıp] Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti
  9. [coğrafya] Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer
DÖKÜNÜŞ

  1. [isim] Dökünmek işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü