İçinde du olan 7 harfli 70 kelime var. İçerisinde DU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında du olan kelimeler listesine ya da Sonu du ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KUDURUŞ
-
-
[isim]
Kudurma işi veya biçimi
- "Bu sebepsiz kuduruş beni şaşalattı." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Kudurma işi veya biçimi
- ODUNSUZ
- ...
- DUMANLI
-
-
[sıfat]
Dumanı olan, duman çıkaran
- "Dumanlı barut."
-
Sisli, sisle örtülü
-
Sıkıntılı, bulanık
- "Karışık rüyalarda görülen manzaralar gibi dumanlı bir sahne." (Aka Gündüz)
-
Esrik, sarhoş
-
[sıfat]
Dumanı olan, duman çıkaran
- DUBLEKS
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
İçinden merdivenli, iki katlı (ev)
-
[sıfat]
İçinden merdivenli, iki katlı (ev)
- ODUNLUK
-
-
[isim]
Odun konulan yer
- "Aşağıda mutfak, yanında bir bulaşıkhane ile bir uşak odası, bir odunluk, bir kömürlük." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Odun durumuna getirilip yakılmaya elverişli (ağaç)
-
Kabalık, anlayışsızlık
-
[isim]
Odun konulan yer
- KARADUT
-
-
[isim]
Siyah renkte olan dut
- "Yeni park gazinosunda kasabanın meşhur karadut şerbeti ile beraber bir parça da içki içilir." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Siyah renkte olan dut
- UYDURUK
-
-
[sıfat]
Aslı olmayan, uydurma şey, sania
- "Liseyi zar zor bitirmiş, uyduruk işlerde yıllarca sürünmüştü." (Sulhi Dölek)
-
[sıfat]
Aslı olmayan, uydurma şey, sania
- UYDURMA
-
-
[isim]
Uydurmak işi
-
Gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber, asparagas
-
[sıfat]
Gerçek dışı, uydurulmuş olan, yalan, sahte, asılsız, düzme, palavra
- "Atatürk'ün Osmanlıcayı Türkçeleştirmek hususundaki güzel arzusunu bugünkü 'uydurma dilcilik' gayretine alet etmişiz." (Burhan Felek)
-
[isim]
Uydurmak işi
- DURAĞAN
-
-
[sıfat]
Yerini değiştirmeyen, yerli, hareketsiz, sabit
- "Sessizce gezinecek çevresinde, durağan bir yıldız gibi gökle birlikte dönecek o." (Turan Oflazoğlu)
-
Etkin olmayan, gelişmemiş
-
Akışmaz
-
[sıfat]
Yerini değiştirmeyen, yerli, hareketsiz, sabit
- DUYARLI
-
-
[sıfat]
Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, hassas
- "Ordu yürürse, sayısını, sırasını seçecek kadar duyarlı kulakları vardı." (Nezihe Araz)
-
[sıfat]
Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, hassas
- DURADUR
- ...
- KUNDURU
-
-
[isim]
Başağı dört sıradan oluşan, bir tür sert, sarı, iyi buğday
-
[isim]
Başağı dört sıradan oluşan, bir tür sert, sarı, iyi buğday
- ORDUEVİ
-
-
[isim]
Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı
-
[isim]
Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı
- LENDUHA
-
-
Çok iri ve kaba
- "O lenduha kapının mandalına erişip de ağır ve paslı demirini yerinden oynatmak kolayca becereceği iş değildi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Çok iri ve kaba
- KUDURUK
-
-
[sıfat]
Kudurmuş (insan veya hayvan)
-
Azgın, saldırgan
-
Çok yaramaz
-
[sıfat]
Kudurmuş (insan veya hayvan)
- ONDURMA
-
-
[isim]
Ondurmak işi
-
[isim]
Ondurmak işi
- DUMPİNG
- ...
- DUYULMA
-
-
[isim]
Duyulmak durumu
-
[isim]
Duyulmak durumu
- ODUNAĞA
- ...
- DUYGULU
-
-
[sıfat]
Duygusu, duyarlığı çok olan, kolay duygulanan, içli, hassas
- "Bizi kapıda yumuşak, içli, duygulu bir kadın karşıladı." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Duygusu, duyarlığı çok olan, kolay duygulanan, içli, hassas