İçinde do olan 6 harfli 48 kelime var. İçerisinde DO bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında do olan kelimeler listesine ya da sonu do ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Do Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D O

2 Harfli Kelimeler

DO, OD

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DOKTOR

Kelime Kökeni: Fransızca docteur

  1. [isim] Bakınız hekim
    • "Suzinak faslının eski yeni şarkıları birbirini takip ederken bu hâle gülen doktor gezinmeye başladı." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik ünvan
DOMBRA

  1. [isim] İki telli bir Türk çalgısı
DONATI

  1. [isim, askerlik] Bakınız teçhizat
DOĞMAK

  1. [nesnesiz] Dünyaya gelmek
  2. Güneş, Ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek
    • "Güneş doğarken yola düzüldük." (Reha Mağden)
  3. [-e] Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak
  4. [mecaz] Ortaya çıkmak, sonucu olmak
    • "Nezaket denen şey, kadının hanımlaşması ile beraber doğdu." (Falih Rıfkı Atay)
DOMİNO

Kelime Kökeni: Fransızca domino

  1. [isim] Üzerleri noktalarla işaretli dikdörtgen biçiminde yirmi sekiz taşla masa üzerinde oynanan bir oyun
    • "Kahvede vakit tavla, dama ya da domino oynayarak geçer." (Salâh Birsel)
  2. Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi
DOMİNE

Kelime Kökeni: Fransızca domine

  1. [sıfat] “Baskın duruma gelmek, hükmetmek” anlamlarındaki domine etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
DOYMUŞ

  1. [sıfat] Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş
  2. [mecaz] İsteği kalmamış, isteği giderilmiş, tatmin olmuş
  3. [kimya, fizik] Doyma durumuna gelmiş (gaz, sıvı veya elektromıknatıs); meşbu
VİDOLU

  1. [sıfat] Vido ile oynanan
    • "Pakize’nin bitmez tükenmez vidolu tavla partilerini seyrederken…" (Ahmet Hamdi Tanpınar)
TENDON

Kelime Kökeni: Fransızca tendon

  1. [isim, anatomi] Bakınız kiriş
PAYDOS

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] İşi veya çalışmayı geçici olarak bırakma
    • "Atatürk mektepten ayrılmak üzereyken paydos trampeti çaldığından hepimiz bahçeye boşandık." (Haldun Taner)
  2. [ünlem] Herhangi bir işi bıraktırmak için söylenen bir söz
    • "Paydos! Ne nakış dersi var ne Türkçe." (Aka Gündüz)
DONMAK

  1. [nesnesiz] Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek; buymak
  2. Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek
    • "Arabacım neredeyse donmak üzereydi." (Kenan Hulûsi Koray)
  3. Çok üşümek
  4. Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek
  5. Kimyasal bir etki ile katılaşmak
    • "Çimento ve alçı çabuk donar."
  6. [fizik] Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek
  7. [mecaz] Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak
    • "Salonun içinde kimse kımıldayamadı. Hepsi olduğu yerde dondu. Taş kesildi." (Ömer Seyfettin)
  8. [mecaz] Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak
    • "Bütün kafaların donmuş, taşlaşmış olmasını istiyorlar." (Çetin Altan)
DOMDOM

Kelime Kökeni: (Hindistan'daki Dumdum yer adından)

  1. [isim] Bakınız domdom kurşunu
DOKSAN

  1. [isim] Seksen dokuzdan sonra gelen sayının adı
  2. Bu sayıyı gösteren 90 ve XC rakamlarının adı
  3. [sıfat] Dokuz kere on, seksen dokuzdan bir artık
DOMBAY

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız manda (I)
    • "Özellikle camızlar yani sütünden meşhur Afyon kaymağı yapılan dombaylar bu bataklıkta gezinirlerdi hep." (Atilla Keskin)
DOLGAN

  1. [isim] Rusya Federasyonu’nun kuzeyinde yer alan Taymır Yarımadası’nda yaşayan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
DOLGUN

  1. [sıfat] Dolarak biçimi yuvarlaklaşmış
    • "Dolgun yastık."
  2. Bakınız balıketinde
    • "Dolgun karnını güçlükle taşıyan genç bir kadın gelip oturdu." (Burhan Felek)
  3. Çok, bol, fazla, yüksek olan (ücret, para vb.)
    • "İlk işi babasını memnun etmek için ona dolgun bir maaşa geçtiğini yazmak olmuş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. Şişmiş
    • "Sigaradan sararmış dişleriyle dolgun dudaklarını kemiriyor." (Ahmet Ümit)
  5. [mecaz] Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu
    • "Müftüye karşı adamakıllı dolgundu." (Reşat Nuri Güntekin)
DOYMAZ

  1. [sıfat] Açgözlü
    • "Hani vatandaşlarımız da güç, ele avuca sığmaz, kanmaz, doymaz insanlar olsa bari!" (Falih Rıfkı Atay)
DOSTÇA

  1. [sıfat] Dosta yakışır, dost gibi
    • "Gerçekten dostça bir sohbet oldu, epeyce uzun sürdü." (Attilâ İlhan)
  2. [zarf] Dosta yakışır bir biçimde; dostane
    • "Herkes içten görünüyor, hatta yıldızımın hiç barışmadığı insanlar bile dostça elimi sıkıyor, hatırımı soruyorlar." (Ahmet Ümit)
  3. Bakınız kardeşçe
DOYMAK

  1. [nesnesiz] İsteği kalmayıncaya kadar yemek, yeteri kadar yemiş olmak, açlığı kalmamak; doyunmak
    • "Ben biraz zeytin, biraz salata, biraz patates, biraz da yemişle doyarım." (Burhan Felek)
  2. [-e] Bir gereksinimini yeteri kadar karşılamak
    • "Toprak suya doydu."
  3. [mecaz] Yeter bulmak, kanmak, tatmin olmak
    • "Dünyanın parasını kazandı, hâlâ doymadı."
  4. Bakınız kanmak
MİKADO

Kelime Kökeni: Japonca

  1. [isim] Japon imparatorlarına verilen ünvan
  2. Fil dişi, tahta veya kemikten yapılmış küçük çubuklarla oynanan bir oyun
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü