İçinde do olan 5 harfli 52 kelime var. İçerisinde DO bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında do olan kelimeler listesine ya da sonu do ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Do Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
DO, OD
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DOĞAÇ
-
-
[isim, edebiyat]
Sözü birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi söyleme; irtical
-
[isim, edebiyat]
Sözü birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi söyleme; irtical
- DOLUM
-
-
[isim]
Doldurmak işi
- "Benzin dolum yeri."
-
[isim]
Doldurmak işi
- DİDON
-
Kelime Kökeni: Fransızca dis donc
-
[isim, ağızlardan]
Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad; didona
-
[sıfat, argo]
Bakınız züppe
-
[isim, ağızlardan]
Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad; didona
- DOLUŞ
-
-
[isim]
Dolmak işi
-
[isim]
Dolmak işi
- RADON
-
Kelime Kökeni: Fransızca radon
-
[isim, kimya]
Atom numarası 86, atom ağırlığı 222 olan, hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen, boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek karışımdan ayrılan radyoaktif element (simgesi Rn)
-
[isim, kimya]
Atom numarası 86, atom ağırlığı 222 olan, hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen, boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek karışımdan ayrılan radyoaktif element (simgesi Rn)
- DOLAY
-
-
[isim]
Bir yeri saran başka yerlerin bütünü; civar
- "Yaratma heyecanı içinde yorulma denen şey onun dolayına uğramazdı."
-
[isim]
Bir yeri saran başka yerlerin bütünü; civar
- DOZAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca dosage
-
[isim]
Bakınız doz
- "… bizzat yerinde ve tam dozajında…"
-
[kimya]
Bir birleşiğe veya bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi; düzem
-
[isim]
Bakınız doz
- DOLAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca dollar
-
[isim]
Amerika Birleşik Devletleri, Kanada vb. ülkelerin para birimi
-
[isim]
Amerika Birleşik Devletleri, Kanada vb. ülkelerin para birimi
- DOLAP
-
Kelime Kökeni: Arapça dūlāb
-
[isim]
Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya
-
Bakınız su dolabı
- "Benim adım dertli dolap / Suyum akar yalap yalap"
-
Bakınız dönme dolap
-
İstanbul bedesteninde dükkân
- "Bedestende iki dolap tutuyor."
-
[tiyatro]
Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor
-
[mecaz]
Bakınız düzen
- "Kendisinden önce mahpushanede dönen dolapları kulak verip ciddiyetle dinlememişti."
-
[mecaz]
Bakınız hile
-
Yumuşaması ve parlaması amacıyla içinde talaş, kaolin, alçı vb. ile birlikte derinin döndürüldüğü, çapı 1, 2 veya 3 metre olabilen, silindir biçiminde ağaç fıçı
-
Kenevirden ip bükmeye yarayan alet
-
Sanayide kaba yüzeyleri pürüzsüzleştirmek, pas ve kireç tabakalarını, döküm çapaklarını vb.ni temizlemek için malzemeyi sert parçalarla beraber yuvarlayıp çarptırma işleminin yapıldığı silindir biçiminde alet
-
[isim]
Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya
- DOLAM
-
-
[isim]
Dolama işinin her defası
- "Bu sargı ancak üç dolam dolanabilir."
-
[sıfat]
Bir kez dolanacak miktarda olan
- "Beş dolam kuşak."
-
[isim]
Dolama işinin her defası
- DOLAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası
- "Kıran Bey, şimdi bacaklarına dolak sarmış, siyah poturlu, keçe külahlı, göğsünde fişeklikler ve elinde mavzer, tığ gibi bir delikanlıydı."
-
Başörtüsü, yazma
- "Ellerinde güzel, gizemli Arap harfleri ile yazılı dövizleri, bayrakları, başlarında kumaş dolakları."
-
Boyun atkısı
-
[isim, ağızlardan]
Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası
- BANDO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca bando
-
[isim, müzik]
Türlü üflemeli ve vurmalı çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde yer alan mızıkacılar topluluğu veya takımı; mızıka
- "Tepebaşı bahçesindeki bando da Tuna Dalgası'nı çalıyordu."
-
[mecaz]
Bakınız takım
- "Hırsızlar bandosuna kumanda eden Ciyanni, asıl hırsız değilmiş."
-
[isim, müzik]
Türlü üflemeli ve vurmalı çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde yer alan mızıkacılar topluluğu veya takımı; mızıka
- LANDO
-
Kelime Kökeni: Fransızca landau
-
[isim]
Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan, üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası
- "Zavallı ihtiyar, baygın bir hâlde tiyatrodan çıktığı zaman sekiz yaylı âlâ bir Fransız landosu tiyatronun kapısı yanında kendisini beklediğinden karısının, kızının, oğlunun yardımlarıyla güç bela arabaya bindirilebilmiş, çalakamçı sakin olduğu villaya kadar gelmişti."
-
[isim]
Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan, üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası
- GİDON
-
Kelime Kökeni: Fransızca guidon
-
[isim]
Bakınız yönelteç
- "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun!"
-
[denizcilik]
Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak; fors
-
[isim]
Bakınız yönelteç
- DOMUR
-
- DOMUZ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift parmaklılardan, eti, yağı, derisi veya kılı için beslenen, evcil hayvan; hınzır (Susacrofa domestica)
-
[mecaz]
Hain, aksi, ters, inatçı, hınzır kimse
- "Domuzun malı için can tüketmeye mi geldik dünyaya?"
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift parmaklılardan, eti, yağı, derisi veya kılı için beslenen, evcil hayvan; hınzır (Susacrofa domestica)
- DOYUM
-
- RONDO
-
Kelime Kökeni: Fransızca rondeau
-
[isim]
Dönen bıçakları sayesinde içine konulan gıdaları kıyma, parçalama, doğrama işine yarayan mutfak aleti
-
[müzik]
Bir ana melodinin arasına genellikle canlı, neşeli karaktere sahip farklı melodilerin girdiği müzik kompozisyonu
-
[edebiyat]
Fransa’da XV. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan, birincisi beş, ikincisi üç, üçüncüsü beş dizelik üç bentten oluşan, ikinci ve üçüncü bentlerin sonlarına aynı yarım dize eklenen nazım biçimi
-
[isim]
Dönen bıçakları sayesinde içine konulan gıdaları kıyma, parçalama, doğrama işine yarayan mutfak aleti
- DOYGU
-
-
[isim]
Yaşamayı sağlayacak besin; rızık
-
[isim]
Yaşamayı sağlayacak besin; rızık
- GRADO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca grado
-
[isim, kimya]
Bir sıvının içindeki alkol derecesi
- "Muhasebeci, yerden temennalar, gevrek kahkahalar arasında bir vesile ile kuru üzümden iki çekilmiş yirmi iki grado sert rakısını methetti."
-
[isim, kimya]
Bir sıvının içindeki alkol derecesi