İçinde do olan 5 harfli 52 kelime var. İçerisinde DO bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında do olan kelimeler listesine ya da sonu do ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Do Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D O

2 Harfli Kelimeler

DO, OD

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DOĞAÇ

  1. [isim, edebiyat] Sözü birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi söyleme; irtical
DOLUM

  1. [isim] Doldurmak işi
    • "Benzin dolum yeri."
DİDON

Kelime Kökeni: Fransızca dis donc

  1. [isim, ağızlardan] Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad; didona
  2. [sıfat, argo] Bakınız züppe
DOLUŞ

  1. [isim] Dolmak işi
RADON

Kelime Kökeni: Fransızca radon

  1. [isim, kimya] Atom numarası 86, atom ağırlığı 222 olan, hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen, boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek karışımdan ayrılan radyoaktif element (simgesi Rn)
DOLAY

  1. [isim] Bir yeri saran başka yerlerin bütünü; civar
    • "Yaratma heyecanı içinde yorulma denen şey onun dolayına uğramazdı." (Haldun Taner)
DOZAJ

Kelime Kökeni: Fransızca dosage

  1. [isim] Bakınız doz
    • "… bizzat yerinde ve tam dozajında…" (Attilâ İlhan)
  2. [kimya] Bir birleşiğe veya bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi; düzem
DOLAR

Kelime Kökeni: Fransızca dollar

  1. [isim] Amerika Birleşik Devletleri, Kanada vb. ülkelerin para birimi
DOLAP

Kelime Kökeni: Arapça dūlāb

  1. [isim] Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya
  2. Bakınız su dolabı
    • "Benim adım dertli dolap / Suyum akar yalap yalap" (Yunus Emre)
  3. Bakınız dönme dolap
  4. İstanbul bedesteninde dükkân
    • "Bedestende iki dolap tutuyor."
  5. [tiyatro] Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor
  6. [mecaz] Bakınız düzen
    • "Kendisinden önce mahpushanede dönen dolapları kulak verip ciddiyetle dinlememişti." (Kerim Korcan)
  7. [mecaz] Bakınız hile
  8. Yumuşaması ve parlaması amacıyla içinde talaş, kaolin, alçı vb. ile birlikte derinin döndürüldüğü, çapı 1, 2 veya 3 metre olabilen, silindir biçiminde ağaç fıçı
  9. Kenevirden ip bükmeye yarayan alet
  10. Sanayide kaba yüzeyleri pürüzsüzleştirmek, pas ve kireç tabakalarını, döküm çapaklarını vb.ni temizlemek için malzemeyi sert parçalarla beraber yuvarlayıp çarptırma işleminin yapıldığı silindir biçiminde alet
DOLAM

  1. [isim] Dolama işinin her defası
    • "Bu sargı ancak üç dolam dolanabilir."
  2. [sıfat] Bir kez dolanacak miktarda olan
    • "Beş dolam kuşak."
DOLAK

  1. [isim, ağızlardan] Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası
    • "Kıran Bey, şimdi bacaklarına dolak sarmış, siyah poturlu, keçe külahlı, göğsünde fişeklikler ve elinde mavzer, tığ gibi bir delikanlıydı." (Refik Halit Karay)
  2. Başörtüsü, yazma
    • "Ellerinde güzel, gizemli Arap harfleri ile yazılı dövizleri, bayrakları, başlarında kumaş dolakları." (Füruzan)
  3. Boyun atkısı
BANDO

Kelime Kökeni: İtalyanca bando

  1. [isim, müzik] Türlü üflemeli ve vurmalı çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde yer alan mızıkacılar topluluğu veya takımı; mızıka
    • "Tepebaşı bahçesindeki bando da Tuna Dalgası'nı çalıyordu." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [mecaz] Bakınız takım
    • "Hırsızlar bandosuna kumanda eden Ciyanni, asıl hırsız değilmiş." (Ahmet Midhat Efendi)
LANDO

Kelime Kökeni: Fransızca landau

  1. [isim] Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan, üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası
    • "Zavallı ihtiyar, baygın bir hâlde tiyatrodan çıktığı zaman sekiz yaylı âlâ bir Fransız landosu tiyatronun kapısı yanında kendisini beklediğinden karısının, kızının, oğlunun yardımlarıyla güç bela arabaya bindirilebilmiş, çalakamçı sakin olduğu villaya kadar gelmişti." (Ahmet Midhat Efendi)
GİDON

Kelime Kökeni: Fransızca guidon

  1. [isim] Bakınız yönelteç
    • "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun!" (Burhan Felek)
  2. [denizcilik] Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak; fors
DOMUR

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kabarcık
  2. Bakınız tomurcuk
DOMUZ

  1. [isim, hayvan bilimi] Çift parmaklılardan, eti, yağı, derisi veya kılı için beslenen, evcil hayvan; hınzır (Susacrofa domestica)
  2. [mecaz] Hain, aksi, ters, inatçı, hınzır kimse
    • "Domuzun malı için can tüketmeye mi geldik dünyaya?" (Refik Halit Karay)
DOYUM

  1. [isim] Eldekinden hoşnut olma durumu; işba
  2. Bakınız tatmin
  3. Bakınız orgazm
RONDO

Kelime Kökeni: Fransızca rondeau

  1. [isim] Dönen bıçakları sayesinde içine konulan gıdaları kıyma, parçalama, doğrama işine yarayan mutfak aleti
  2. [müzik] Bir ana melodinin arasına genellikle canlı, neşeli karaktere sahip farklı melodilerin girdiği müzik kompozisyonu
  3. [edebiyat] Fransa’da XV. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan, birincisi beş, ikincisi üç, üçüncüsü beş dizelik üç bentten oluşan, ikinci ve üçüncü bentlerin sonlarına aynı yarım dize eklenen nazım biçimi
DOYGU

  1. [isim] Yaşamayı sağlayacak besin; rızık
GRADO

Kelime Kökeni: İtalyanca grado

  1. [isim, kimya] Bir sıvının içindeki alkol derecesi
    • "Muhasebeci, yerden temennalar, gevrek kahkahalar arasında bir vesile ile kuru üzümden iki çekilmiş yirmi iki grado sert rakısını methetti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü