İçinde do olan 10 harfli 115 kelime var. İçerisinde DO bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında do olan kelimeler listesine ya da sonu do ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Do Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
DO, OD
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ODONTOGLİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca odontoglyphe
-
[isim, tıp]
Dişleri kazıyarak temizleme aleti
-
[isim, tıp]
Dişleri kazıyarak temizleme aleti
- ZENDOSTLUK
-
-
[isim]
Bakınız zamparalık
- "Hatta bir gecelik zendostlukta bile temkin ve ketumiyet severim."
-
[isim]
Bakınız zamparalık
- DOKUMAHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe dokuma + Farsça ḫāne
-
[isim]
Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı yer
- "Üç yüz otomatik dokuma tezgâhının, kulakları sağır eden bir şakırtıyla çalıştığı dokumahane toz içindeydi."
-
[isim]
Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı yer
- DOKUNMASIZ
-
-
[sıfat]
Dokunmadan, ele alınmadan kullanılabilen
-
[sıfat]
Dokunmadan, ele alınmadan kullanılabilen
- DEKREŞENDO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca decrescendo
-
[zarf, müzik]
Porte altında bulunan ve müzik parçası çalınırken sesin kuvvetliden hafife doğru gideceğini belirten işaret
-
[zarf, müzik]
Porte altında bulunan ve müzik parçası çalınırken sesin kuvvetliden hafife doğru gideceğini belirten işaret
- DOLUDİZGİN
-
-
[zarf]
Son hızla, çok hızlı bir biçimde
- "Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla / Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla"
-
[mecaz]
Tam anlamıyla olan
- "Doludizgin, bir bekârlığın tam tadını çıkaran, renkli, değişken, hızlı bir yaşam sürüyordum."
-
[zarf]
Son hızla, çok hızlı bir biçimde
- HİNDOLOJİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca hindologique
-
[sıfat]
Hindoloji ile ilgili
-
[sıfat]
Hindoloji ile ilgili
- ODONTOLOJİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca odontologie
-
[isim, tıp]
Dişlerdeki hücrelerin ve dokuların görevlerini, yapısal ve işlevsel değişikliklerini inceleyen bilim dalı
-
[isim, tıp]
Dişlerdeki hücrelerin ve dokuların görevlerini, yapısal ve işlevsel değişikliklerini inceleyen bilim dalı
- DOĞALCILIK
-
-
[isim]
Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı; natüralizm
-
[felsefe]
Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması; tabiiye, natüralizm
-
[isim]
Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı; natüralizm
- DOĞABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Doğma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Dil birliği, anlaşamamak yüzünden doğabilecek ayrılıkların karşılıklı düşmanlıkları giderebileceği bir ortaklık tabanıdır."
-
[nesnesiz]
Doğma ihtimali veya imkânı bulunmak
- DOMUZAYAĞI
-
-
[isim]
Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk
-
[isim]
Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk
- ARMADORLUK
-
-
[isim]
Armador olma durumu
-
[isim]
Armador olma durumu
- DOLAPLANMA
-
-
[isim]
Dolaplanmak durumu
-
[isim]
Dolaplanmak durumu
- DOLAYLILIK
-
-
[isim]
Dolaylı olma durumu
- "Politik renkleri dolaylı biçimde yansıtmıyorum. Bir dolaylılık, dolaysızlık aranmamalı bence."
-
[isim]
Dolaylı olma durumu
- VADOLUNMAK
-
Kelime Kökeni: Arapça vaʿd + Türkçe olunmak
-
[nesnesiz]
Bir iş yerine getirilmek üzere söz verilmek
-
[nesnesiz]
Bir iş yerine getirilmek üzere söz verilmek
- ADDOLUNMAK
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿadd + Türkçe olunmak
-
[nesnesiz]
Bakınız sayılmak
- "İstanbul'da mühim addolunacak teşebbüslerden biri İngiliz Muhipleri Cemiyeti idi."
-
[nesnesiz]
Bakınız sayılmak
- DOĞRULTMAÇ
-
-
[isim, fizik]
İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt; redresör
-
[isim, fizik]
İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt; redresör
- DONANMASIZ
-
-
[sıfat]
Donanması olmayan
-
[zarf]
Donanması olmadan
- "Devlet hem ordusuz hem donanmasız kalıyor."
-
[sıfat]
Donanması olmayan
- DOĞUŞTANCI
-
-
[isim]
Doğuştancılık yanlısı
-
[isim]
Doğuştancılık yanlısı
- REDDOLUNMA
-
-
[isim]
Reddolunmak durumu
- "Fahim Bey böyle birçok heyecanlar geçirdiği hâlde işinin reddolunmasından büyük bir sukutuhayale uğrayarak ümidini kaybetmiyor."
-
[isim]
Reddolunmak durumu