İçinde dirme olan 9 harfli 25 kelime var. İçerisinde DİRME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dirme olan kelimeler listesine ya da sonu dirme ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Dirme Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E M R İ

5 Harfli Kelimeler

DEMİR

4 Harfli Kelimeler

DERİ, EDİM, EMİR, ERİM, MERİ, MİDE, REMİ

3 Harfli Kelimeler

DEM, EDİ, İDE, MİR

2 Harfli Kelimeler

DE, EM, ER, İD, İM, ME, Mİ, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YELDİRMEK

  1. [-e, ağızlardan] Aceleyle koşturmak, koşuşturmak
BİNDİRMEK

  1. [-e, -i] Bir kimseyi bir şeyin üzerine çıkartmak, oturtmak veya içine yerleştirmek, binmesini sağlamak
    • "Kadınlar çocuklarını bayram yerinde bir salıncağa, bir atlıkarıncaya bindirmişlerdi." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [-e] Taşıt, ön tarafından başka bir taşıta çarpmak veya bir yere vurmak
    • "Kutay Yabgu onun frene basmasına aldırmadan tam gaz üzerine geldi ve Hakan’ın aracına arkadan bindirdi." (Cenk Kayakuş)
  3. [-e, -i] Üzerine koymak
    • "Sahipsiz iyice ... Vergi üstüne vergi bindirmekte Moğol... Say ki kalıcı değil gidici..." (Kemal Tahir)
  4. Birden bastırmak
    • "Hava gide gide karardı, sulu mulu kar bindirdi… Ardından bir rüzgâr." (Fikret Otyam)
ÖZENDİRME

  1. [isim] Özendirmek durumu, işi; teşvik
  2. Bir malı geniş kitlelere tanıtmak ve o malın sürümünü sağlamak amacıyla yapılan çalışmalar; promosyon
DİZDİRMEK

  1. [-e, -i] Dizme işini yaptırmak
    • "Otelden getirttiği masaları yan yana dizdirerek mehtaba karşı uzun bir sofra hazırlatmıştı." (Ayşe Kulin)
GEZDİRMEK

  1. [-i] Birinin gezmesini sağlamak, dolaştırmak
    • "Kendisini seven, gezdiren büyük kızlar, ona abla kokusunu vermişlerdi." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Tanıtmak amacıyla dolaştırmak
    • "Konuklara Ankara'yı gezdirdi."
  3. [-e, nesnesiz] Bir şeyi başka bir şeyin üzerinde dolaştırarak dökmek
    • "Salataya yağ gezdirmek."
  4. [-i, -de] Sürterek, değdirerek hareket ettirmek
    • "Elini iki üç kere ıslak yüzünün üstünde gezdirdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. Bir şeyi herkesin alması için dolaştırmak, sunmak
  6. [-i, -le] Herhangi bir biçimde giydirmek
    • "Beni eski kıyafetle gezdiriyor." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  7. [-i, -de] Bakınız taşımak
    • "Böyle kitapları cebinde gezdirir, alışveriş için dükkânını açmak istemediği veya müşteri ile meşgul olmadığı zamanlarda okurdu." (Ömer Hakan Özalp)
VERDİRMEK

  1. [-e, -i] Verme işini yaptırmak, vermesini sağlamak
    • "Elbette yiğit evladımın bu görevleri başarıyla yerine getirmesi için ona yardım edecek armağanlar verdirdim." (Ahmet Ümit)
BİLDİRMEK

  1. [-e] Herhangi bir şeyi haber vermek
    • "Babası ile arasındaki bütün mektuplaşmaları bana da bildiriyor." (Etem İzzet Benice)
  2. [nesnesiz] Herhangi bir konuda bilgi vermek
    • "Gönderdiğim mektubun bir ehemmiyeti yoktur diye bildir, dedi." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [-i] Herhangi bir şeyi bilinir duruma getirmek
    • "Sadi hem acele acele konuşarak fikirlerini bildiriyor hem de gözlerini ileriye uçan bisikletlerden hiç alamıyordu." (Haldun Taner)
DELDİRMEK

  1. [-e, -i] Delme işini yaptırmak
  2. [-i, mecaz] Kimlik, pasaport, bilet vb.ni delerek geçersiz duruma getirmek
SİLDİRMEK

  1. [-e, -i] Silme işini yaptırmak
    • "Orta hizmetini bile Himmet'e gördürüyor, koca evi ona sildirip süpürtüyordu." (Ömer Seyfettin)
ÇELDİRMEK

  1. [-i] Çelme işini yaptırmak
  2. Yanılmasına yol açmak
GİYDİRMEK

  1. [-e] Giyme işini yaptırmak
    • "İstanbul'un mahalle bekçilerine bir çeşit elbise, bir çeşit şapka giydirdiler." (Nâzım Hikmet)
  2. [mecaz] Ağır sözler söylemek, hakaret etmek
DEĞDİRMEK

  1. [-e, -i] Değmesini sağlamak, değmesine yol açmak
    • "Sihirli değneğini kötünün yüreğine değdiriyor ve alt ediyor onu." (Âlim Kahraman)
EDİNDİRME

  1. [isim] Edindirmek işi
YENDİRMEK

  1. [-i] Yenme işini yaptırmak
ÇİMDİRMEK

  1. [-i] Çimme işini yaptırmak
    • "Yapacağım iş sadece onu çimdirmek gibisine bir iş." (Samim Kocagöz)
SEZDİRMEK

  1. [-e, -i] Sezmesine yol açmak, belli etmek; hissettirmek, sezindirmek
    • "Doktorlar ona bir şey sezdirmediler. O da çektiği acılardan, karısına, kızına hiçbir şey belli etmedi." (Yusuf Ziya Ortaç)
GERDİRMEK

  1. [-e, -i] Germe işini yaptırmak
    • "Eski bir bağ kulübesinin duvarları üstüne bir çadır gerdirmiş, içinde yaşıyordu." (Memduh Şevket Esendal)
SEVDİRMEK

  1. [-e, -i] Sevmesini sağlamak
    • "Daha önceki gidişinde kendini yerli halka sevdirmişti." (Eflâtun Cem Güney)
GİRDİRMEK

  1. [-i] Girme işini yaptırmak
DİNDİRMEK

  1. [-i] Dinmesini sağlamak
    • "En büyük bahtiyarlık yasını dindiremez / Baba, benim kalbime sensiz kimse giremez" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü