İçinde dem olan 7 harfli 25 kelime var. İçerisinde DEM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dem olan kelimeler listesine ya da sonu dem ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Dem Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E M

3 Harfli Kelimeler

DEM

2 Harfli Kelimeler

DE, EM, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EPİDEMİ

Kelime Kökeni: Fransızca épidémie

  1. [isim, tıp] Bakınız salgın
KIDEMCE

  1. [zarf] Bir işte deneyim ve süre bakımından, kıdeme göre
DEMETLİ

  1. [sıfat] Demet biçiminde olan
    • "Öyleyse iki elime iki demet nergis alıp öyle geleyim, tek demetli birileriyle karıştırmasınlar, dedi ve gülmeye başladı." (Burhan Günel)
KADEMLİ

  1. [sıfat] Bakınız uğurlu
ÖDEMELİ

  1. [sıfat] Değeri ödendikten sonra alıcıya verilecek olan
    • "Ödemeli paket."
  2. Karşı tarafça ödenmek şartıyla edilen (telefon) veya çekilen (telgraf)
  3. [zarf] Değeri ödendikten sonra alıcıya verilmek şartıyla
    • "Bazılarına da ödemeli gönderirdik." (Feridun Andaç)
BADEMSİ

  1. [sıfat] Bademi andıran, bademe benzeyen, badem gibi
    • "İnce bir yüz, keskin kaşlar. Kenarları kalemle çizilmiş gibi gayet belirli kalın ve etli dudaklar. İri, bademsi, koyu yeşil renkli gözler…" (Rakım Çalapala)
MADEMKİ

Kelime Kökeni: Arapça mādām + Farsça ki

  1. [bağlaç] Bakınız madem
    • "Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür / Mademki böyle duygularım kaldı çok şükür" (Yahya Kemal Beyatlı)
İĞDEMİR

  1. [isim, ağızlardan] Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç
DEMİRLİ

  1. [sıfat] İçinde metal veya karışım durumunda demir bulunan
    • "Demirli sular. Demirli ilaçlar."
  2. Demir parmaklık veya demir bir parça takılmış olan
    • "Önüne bakmadığı için ucu demirli kunduraları köprü dubalarının çivilerine takılıp tökezliyor." (Burhan Felek)
  3. [mecaz] Bağlanıp kalmış
    • "Ali Bey İstanbul'da demirli bir hayat temposuna bağlı kalan tek insan gibi görünüyordu." (Halide Edip Adıvar)
  4. [denizcilik] Demir atmış (gemi)
  5. [zarf] Demir atmış bir biçimde
    • "Her sabah, şimdi limanda demirli duran bu gemide uyanacaklardı." (Halikarnas Balıkçısı)
DEMİRCİ

  1. [isim] Demir satan, demir eşya yapan veya onaran kimse
    • "Sonraki gün harçlıklarını birleştirip demirciden büyük boy kırk beş ve küçük boy iki yüz çivi aldılar." (İhsan Oktay Anar)
DEMARKE

Kelime Kökeni: Fransızca demarké

  1. [sıfat, spor] Sıyrılmış, boşta kalmış
    • "Demarke duran Fuat’ın şimşek gibi şutu ağları havalandırdı." (Haldun Taner)
DEMAGOG

Kelime Kökeni: Fransızca démagogue

  1. [isim] Bakınız laf cambazı
    • "Demagog, kelime oyunu içinde hakikati güme götüren bir hokkabazdır." (Necip Fazıl Kısakürek)
PANDEMİ

Kelime Kökeni: İngilizce pandemy

  1. [isim, tıp] Bakınız küresel salgın
  2. [tıp] Küresel salgın ile ilgili olan
DEMETÇİ

  1. [isim] Demet yapan kimse
    • "Demetçi kadın ve kızlar tütün yapraklarına hep ayrı birer süs takarlardı." (Turan Aziz Beler)
  2. Harman makinesini ekin demetleriyle dolduran kimse
BADEMLİ

  1. [sıfat] İçinde badem bulunan (yiyecek)
    • "Bu ipek gibi et, genelde bademli pilavla birlikte gelirdi sofraya piyata tabağında." (Nezihe Araz)
BADEMCİ

  1. [isim] Badem satan kimse
    • "Kambur bademci bardağını silme doldurarak ortadaki boşalmış leblebi tabaklarından birine boca ediyor bademleri." (Erhan Bener)
ERDEMLİ

  1. [sıfat] Erdemi olan; yüksek, faziletli, faziletkâr, efdal
    • "Şu beğenmediğiniz toplumdan daha soylu ve erdemlisini nasıl yaratabilirdik?" (Attilâ İlhan)
DEMEMEK

  1. koşullar ne olursa olsun aldırış etmemek
    • "Kar demedi, kış demedi, fırtına, yağmur demedi denize çıktı." (Yaşar Kemal)
AYDEMİR

  1. [isim] Yüzü yay biçiminde bir keser türü
DEMLEME

  1. [isim] Demlemek işi; demlendirme
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü