İçinde dem olan 7 harfli 25 kelime var. İçerisinde DEM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dem olan kelimeler listesine ya da sonu dem ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Dem Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
D E M
3 Harfli Kelimeler
DEM
2 Harfli Kelimeler
DE, EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EPİDEMİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca épidémie
-
[isim, tıp]
Bakınız salgın
-
[isim, tıp]
Bakınız salgın
- KIDEMCE
-
-
[zarf]
Bir işte deneyim ve süre bakımından, kıdeme göre
-
[zarf]
Bir işte deneyim ve süre bakımından, kıdeme göre
- DEMETLİ
-
-
[sıfat]
Demet biçiminde olan
- "Öyleyse iki elime iki demet nergis alıp öyle geleyim, tek demetli birileriyle karıştırmasınlar, dedi ve gülmeye başladı."
-
[sıfat]
Demet biçiminde olan
- KADEMLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız uğurlu
-
[sıfat]
Bakınız uğurlu
- ÖDEMELİ
-
-
[sıfat]
Değeri ödendikten sonra alıcıya verilecek olan
- "Ödemeli paket."
-
Karşı tarafça ödenmek şartıyla edilen (telefon) veya çekilen (telgraf)
-
[zarf]
Değeri ödendikten sonra alıcıya verilmek şartıyla
- "Bazılarına da ödemeli gönderirdik."
-
[sıfat]
Değeri ödendikten sonra alıcıya verilecek olan
- BADEMSİ
-
-
[sıfat]
Bademi andıran, bademe benzeyen, badem gibi
- "İnce bir yüz, keskin kaşlar. Kenarları kalemle çizilmiş gibi gayet belirli kalın ve etli dudaklar. İri, bademsi, koyu yeşil renkli gözler…"
-
[sıfat]
Bademi andıran, bademe benzeyen, badem gibi
- MADEMKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mādām + Farsça ki
-
[bağlaç]
Bakınız madem
- "Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür / Mademki böyle duygularım kaldı çok şükür"
-
[bağlaç]
Bakınız madem
- İĞDEMİR
-
-
[isim, ağızlardan]
Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç
-
[isim, ağızlardan]
Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç
- DEMİRLİ
-
-
[sıfat]
İçinde metal veya karışım durumunda demir bulunan
- "Demirli sular. Demirli ilaçlar."
-
Demir parmaklık veya demir bir parça takılmış olan
- "Önüne bakmadığı için ucu demirli kunduraları köprü dubalarının çivilerine takılıp tökezliyor."
-
[mecaz]
Bağlanıp kalmış
- "Ali Bey İstanbul'da demirli bir hayat temposuna bağlı kalan tek insan gibi görünüyordu."
-
[denizcilik]
Demir atmış (gemi)
-
[zarf]
Demir atmış bir biçimde
- "Her sabah, şimdi limanda demirli duran bu gemide uyanacaklardı."
-
[sıfat]
İçinde metal veya karışım durumunda demir bulunan
- DEMİRCİ
-
-
[isim]
Demir satan, demir eşya yapan veya onaran kimse
- "Sonraki gün harçlıklarını birleştirip demirciden büyük boy kırk beş ve küçük boy iki yüz çivi aldılar."
-
[isim]
Demir satan, demir eşya yapan veya onaran kimse
- DEMARKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca demarké
-
[sıfat, spor]
Sıyrılmış, boşta kalmış
- "Demarke duran Fuat’ın şimşek gibi şutu ağları havalandırdı."
-
[sıfat, spor]
Sıyrılmış, boşta kalmış
- DEMAGOG
-
Kelime Kökeni: Fransızca démagogue
-
[isim]
Bakınız laf cambazı
- "Demagog, kelime oyunu içinde hakikati güme götüren bir hokkabazdır."
-
[isim]
Bakınız laf cambazı
- PANDEMİ
-
Kelime Kökeni: İngilizce pandemy
-
[isim, tıp]
Bakınız küresel salgın
-
[tıp]
Küresel salgın ile ilgili olan
-
[isim, tıp]
Bakınız küresel salgın
- DEMETÇİ
-
-
[isim]
Demet yapan kimse
- "Demetçi kadın ve kızlar tütün yapraklarına hep ayrı birer süs takarlardı."
-
Harman makinesini ekin demetleriyle dolduran kimse
-
[isim]
Demet yapan kimse
- BADEMLİ
-
-
[sıfat]
İçinde badem bulunan (yiyecek)
- "Bu ipek gibi et, genelde bademli pilavla birlikte gelirdi sofraya piyata tabağında."
-
[sıfat]
İçinde badem bulunan (yiyecek)
- BADEMCİ
-
-
[isim]
Badem satan kimse
- "Kambur bademci bardağını silme doldurarak ortadaki boşalmış leblebi tabaklarından birine boca ediyor bademleri."
-
[isim]
Badem satan kimse
- ERDEMLİ
-
-
[sıfat]
Erdemi olan; yüksek, faziletli, faziletkâr, efdal
- "Şu beğenmediğiniz toplumdan daha soylu ve erdemlisini nasıl yaratabilirdik?"
-
[sıfat]
Erdemi olan; yüksek, faziletli, faziletkâr, efdal
- DEMEMEK
-
-
koşullar ne olursa olsun aldırış etmemek
- "Kar demedi, kış demedi, fırtına, yağmur demedi denize çıktı."
-
koşullar ne olursa olsun aldırış etmemek
- AYDEMİR
-
-
[isim]
Yüzü yay biçiminde bir keser türü
-
[isim]
Yüzü yay biçiminde bir keser türü
- DEMLEME
-
-
[isim]
Demlemek işi; demlendirme
-
[isim]
Demlemek işi; demlendirme