İçinde dem olan 5 harfli 15 kelime var. İçerisinde DEM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dem olan kelimeler listesine ya da sonu dem ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Dem Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
D E M
3 Harfli Kelimeler
DEM
2 Harfli Kelimeler
DE, EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DEMCİ
-
-
[isim]
Bakınız sarhoş
- "Sonunda demci sızarak iyice kendinden geçer, silkeleyerek zor kendine gelir."
-
[isim]
Bakınız sarhoş
- DEMEK
-
-
[nesnesiz]
Söylemek, söz söylemek; eyitmek
- "Eskilerin dediği gibi beşer, şaşar."
-
[-e]
Ad vermek
- "Sana Kervankıran derler / Bana dertli Kerem derler"
-
Bir dilde karşılığı olmak
- "Kamer “ay” demektir."
-
Herhangi bir ses çıkarmak
- "Küt dedi, düştü."
-
[-e]
Herhangi bir kanıya, yargıya varmak
- "Bu işe herkes ne der?"
-
... diye düşünmek
-
Bakınız erişmek
- "Saat yedi dedi mi uyanırım."
-
Bir işe kalkışmak, yeltenmek
- "Allah aşkına, boğuşmaya falan kalkayım deme."
-
Saymak, kabul etmek
- "Yarım milyon dediğin nedir?"
-
[nesnesiz]
Söylemek, söz söylemek; eyitmek
- KADEM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳadem
- DEMET
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Çiçek veya bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış biçimi; bağ (I), bağlam
- "Çiçeklikten bir demet maydanoz yolup geldi, sofradaki barbunya pilakisinin üstüne doğradı."
-
Aynı şeyin bir küme oluşturacak tarzda bir araya gelmiş biçimi; deste
- "Öyle fukara çocuklara rastlıyorduk ki bize demet demet kır çiçekleri hediye ediyorlardı."
-
[bitki bilimi]
Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon
-
[anatomi]
Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu
-
[fizik]
Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu
-
[isim]
Çiçek veya bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış biçimi; bağ (I), bağlam
- DEMRE
-
-
[isim]
Antalya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Antalya iline bağlı ilçelerden biri
- DEMİN
-
-
[zarf]
Biraz önce; demincek, deminden
- "Demin aynanın arkasına baktım, bulamadım."
-
[zarf]
Biraz önce; demincek, deminden
- DEMİR
-
-
[isim, kimya]
Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe)
-
[sıfat]
Bu elementten yapılmış
- "Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular."
-
Bu elementten yapılmış parça
- "Koca Kastamonu şehrindeki kapı pencere demirleri söküldü, biliyorsun."
-
Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça
-
[sıfat, mecaz]
Güçlü, kuvvetli, sert
- "O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu."
-
[denizcilik]
Bakınız çıpa
- "Geçen gün dibi görünen denizlerin birinde kocaman bir çıpa bulduk. Güngörmüş bir sandal demiri."
-
[isim, kimya]
Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe)
- BADEM
-
Kelime Kökeni: Farsça bādām
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız badem ağacı
-
Bu ağacın yaş veya kuru yenilen yemişi
- "Oğluna sarılıp badem kokan yanaklarından öptü."
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız badem ağacı
- ERDEM
-
-
[isim]
Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı; fazilet
- "Spor, alçak gönüllülük gibi bir erdem aşılar sporcuya."
-
[felsefe]
İnsanın ruhsal olgunluğu
-
[isim]
Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı; fazilet
- DEMLİ
-
-
[sıfat]
Çok demlenmiş, koyu (çay)
-
[sıfat]
Çok demlenmiş, koyu (çay)
- ÖDEME
-
-
[isim]
Ödemek işi; ifa, tediye
- "Aradan yedi sekiz ay geçmiş, hiç aksama olmamıştı ödemelerde."
-
[isim]
Ödemek işi; ifa, tediye
- DEMEÇ
-
-
[isim]
Yetkili bir kimsenin bir konuda yayın organlarına yaptığı açıklama; beyanat
- "Yan tutmadan davranacağını ve davranılmasını isteyen demecini yaymıştı."
-
[isim]
Yetkili bir kimsenin bir konuda yayın organlarına yaptığı açıklama; beyanat
- MODEM
-
Kelime Kökeni: Fransızca mo[dulateur] + dem[odulateur]
-
[isim, bilişim]
Bakınız çevirge
-
[isim, bilişim]
Bakınız çevirge
- KIDEM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳidem
-
[isim]
Bir görevde rütbece eskilik
- "Ali Fuat Bey de parti komitacılığının düşmanı olanlar gibi nizam, kıdem ve kanun adamı kalmıştır."
-
Bir görevde geçirilen süre
-
[isim]
Bir görevde rütbece eskilik
- MADEM
-
Kelime Kökeni: Arapça mādām
-
[bağlaç]
"Değil mi ki, -diği için, -diğine göre" anlamlarında sebep göstermek için, başına getirildiği cümleyi daha sonraki cümleye bağlayan bir söz; mademki
- "Bakma sen, madem tanıdıkmış bulur bir çaresini."
-
[bağlaç]
"Değil mi ki, -diği için, -diğine göre" anlamlarında sebep göstermek için, başına getirildiği cümleyi daha sonraki cümleye bağlayan bir söz; mademki