İçinde dem olan 5 harfli 15 kelime var. İçerisinde DEM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dem olan kelimeler listesine ya da sonu dem ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Dem Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E M

3 Harfli Kelimeler

DEM

2 Harfli Kelimeler

DE, EM, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DEMCİ

  1. [isim] Bakınız sarhoş
    • "Sonunda demci sızarak iyice kendinden geçer, silkeleyerek zor kendine gelir." (Aydın Boysan)
DEMEK

  1. [nesnesiz] Söylemek, söz söylemek; eyitmek
    • "Eskilerin dediği gibi beşer, şaşar." (Burhan Felek)
  2. [-e] Ad vermek
    • "Sana Kervankıran derler / Bana dertli Kerem derler" (Halk türküsü)
  3. Bir dilde karşılığı olmak
    • "Kamer “ay” demektir."
  4. Herhangi bir ses çıkarmak
    • "Küt dedi, düştü."
  5. [-e] Herhangi bir kanıya, yargıya varmak
    • "Bu işe herkes ne der?"
  6. ... diye düşünmek
  7. Bakınız erişmek
    • "Saat yedi dedi mi uyanırım."
  8. Bir işe kalkışmak, yeltenmek
    • "Allah aşkına, boğuşmaya falan kalkayım deme." (Reşat Nuri Güntekin)
  9. Saymak, kabul etmek
    • "Yarım milyon dediğin nedir?" (Memduh Şevket Esendal)
KADEM

Kelime Kökeni: Arapça ḳadem

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ayak
  2. [mecaz] Bakınız uğur (I)
DEMET

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Çiçek veya bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış biçimi; bağ (I), bağlam
    • "Çiçeklikten bir demet maydanoz yolup geldi, sofradaki barbunya pilakisinin üstüne doğradı." (İnci Aral)
  2. Aynı şeyin bir küme oluşturacak tarzda bir araya gelmiş biçimi; deste
    • "Öyle fukara çocuklara rastlıyorduk ki bize demet demet kır çiçekleri hediye ediyorlardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. [bitki bilimi] Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon
  4. [anatomi] Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu
  5. [fizik] Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu
DEMRE

  1. [isim] Antalya iline bağlı ilçelerden biri
DEMİN

  1. [zarf] Biraz önce; demincek, deminden
    • "Demin aynanın arkasına baktım, bulamadım." (Mahmut Yesari)
DEMİR

  1. [isim, kimya] Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe)
  2. [sıfat] Bu elementten yapılmış
    • "Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular." (Peyami Safa)
  3. Bu elementten yapılmış parça
    • "Koca Kastamonu şehrindeki kapı pencere demirleri söküldü, biliyorsun." (Samim Kocagöz)
  4. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça
  5. [sıfat, mecaz] Güçlü, kuvvetli, sert
    • "O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu." (Sait Faik Abasıyanık)
  6. [denizcilik] Bakınız çıpa
    • "Geçen gün dibi görünen denizlerin birinde kocaman bir çıpa bulduk. Güngörmüş bir sandal demiri." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
BADEM

Kelime Kökeni: Farsça bādām

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız badem ağacı
  2. Bu ağacın yaş veya kuru yenilen yemişi
    • "Oğluna sarılıp badem kokan yanaklarından öptü." (Dilek Ünal)
ERDEM

  1. [isim] Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı; fazilet
    • "Spor, alçak gönüllülük gibi bir erdem aşılar sporcuya." (Necati Cumalı)
  2. [felsefe] İnsanın ruhsal olgunluğu
DEMLİ

  1. [sıfat] Çok demlenmiş, koyu (çay)
ÖDEME

  1. [isim] Ödemek işi; ifa, tediye
    • "Aradan yedi sekiz ay geçmiş, hiç aksama olmamıştı ödemelerde." (Yusuf Ziya Ortaç)
DEMEÇ

  1. [isim] Yetkili bir kimsenin bir konuda yayın organlarına yaptığı açıklama; beyanat
    • "Yan tutmadan davranacağını ve davranılmasını isteyen demecini yaymıştı." (Tarık Buğra)
MODEM

Kelime Kökeni: Fransızca mo[dulateur] + dem[odulateur]

  1. [isim, bilişim] Bakınız çevirge
KIDEM

Kelime Kökeni: Arapça ḳidem

  1. [isim] Bir görevde rütbece eskilik
    • "Ali Fuat Bey de parti komitacılığının düşmanı olanlar gibi nizam, kıdem ve kanun adamı kalmıştır." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bir görevde geçirilen süre
MADEM

Kelime Kökeni: Arapça mādām

  1. [bağlaç] "Değil mi ki, -diği için, -diğine göre" anlamlarında sebep göstermek için, başına getirildiği cümleyi daha sonraki cümleye bağlayan bir söz; mademki
    • "Bakma sen, madem tanıdıkmış bulur bir çaresini." (Çetin Altan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü