İçinde de olan 8 harfli 400 kelime var. İçerisinde DE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında de olan kelimeler listesine ya da Sonu de ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DEMOKRAT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Demokrasi yanlısı
-
[sıfat]
Demokrasi yanlısı
- DEPRENME
-
-
[isim]
Deprenmek işi
-
[isim]
Deprenmek işi
- ŞİMDİDEN
-
-
[zarf]
İçinde bulunduğumuz zamandan başlayarak
- "Şimdiden sonra bol bol görüşürüz, tavla atarız beyefendi..." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[zarf]
İçinde bulunduğumuz zamandan başlayarak
- UZUNDERE
- ...
- DENLİLİK
-
-
[isim]
Denli olma durumu
-
[isim]
Denli olma durumu
- GÖVDESİZ
-
-
[sıfat]
Gövdesi olmayan
-
Görünürde gövdesi olmayan
-
[sıfat]
Gövdesi olmayan
- HAMDETME
-
-
[isim]
Hamdetmek işi
-
[isim]
Hamdetmek işi
- KADERSİZ
-
-
[sıfat]
Kötü talihi olan
- "Gel kadersizim, kimsesizim, kadersiz oğlumun muratsız oğlu gel!" (Yahya Kemal)
-
[sıfat]
Kötü talihi olan
- MÜDERRİS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ders veren, profesör
-
Medresede veya camide öğretmen
-
[isim]
Ders veren, profesör
- TECRİDEN
- ...
- AHDETMEK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[-e]
Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek
- "Tek erkek sevmeye ve bu erkeği kendime âşık etmeye ahdetmiştim." (Refik Halit Karay)
-
Yemin etmek
- "Bu ailenin işini mukaddes bir vazife gibi yapmaya içimden ahdettim." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[-e]
Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek
- DÜŞÜNDEŞ
-
-
[sıfat]
Aynı düşüncede olan, aynı düşünceyi savunan, oydaş, fikirdeş
-
[sıfat]
Aynı düşüncede olan, aynı düşünceyi savunan, oydaş, fikirdeş
- NEDENSİZ
-
-
[sıfat]
Nedeni olmayan, sebepsiz
-
[zarf]
Bir sebebi olmadan
- "Nedensiz kuş uçmaz denir. Arasam, sıralayabilirim birkaç neden." (Nezihe Meriç)
-
[sıfat]
Nedeni olmayan, sebepsiz
- DEPDERİN
-
-
[sıfat]
Çok derin
-
[sıfat]
Çok derin
- DERİNLİK
-
-
[isim]
Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı
-
Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu
-
Bulunulan yere göre uzakta olan yer
- "Ormanın derinliklerinden bir ses geldi."
-
Özüne inerek ayrıntılı bir biçimde kavrama
- "Ben şiir yazmayı, resim yapmayı, derinliklerde söyleşmeyi seven Sadri Alışık'ı da tanıdım." (Selim İleri)
-
Varlığın içi, özü
- "Ta yüreğinin derinliklerinden gelen ağlama sesi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Varlığı ortaya çıkarılamamış, kanıtlanamamış şey
- "Tarihin derinliklerine saklanmış olan gerçekler..."
-
Yanaşık veya dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık
- "Beş, altı yüz metre derinliği olan bir topçu müfrezesini yanlayıp geçmek epeyce zormuş." (Aka Gündüz)
-
Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi
-
[isim]
Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı
- NEZDİNDE
-
-
[zarf]
Yanında, huzurunda, gözetiminde
-
[zarf]
Yanında, huzurunda, gözetiminde
- TEZELDEN
-
-
[zarf]
Çabucak
- "Bir an evvel Paris'teki Türkleri bulmak ve babasına tezelden bir mektup yetiştirmek!" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[zarf]
Çabucak
- DAYIZADE
-
Kelime Kökeni : Türkçe
-
[isim]
Dayı oğlu
-
[isim]
Dayı oğlu
- DEVRİLME
-
-
[isim]
Devrilmek işi
-
[isim]
Devrilmek işi
- DEVŞİRME
-
-
[isim]
Devşirmek işi
-
Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi
-
Yeniçeri Ocağına bu yolla alınan çocuk
-
[sıfat]
Toplanmış, bir araya getirilmiş
- "Biz, bürokratlardan devşirme bir kalabalıkla bir inkılap hareketinin yürütülemeyeceğini, iddia ediyorduk." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Devşirmek işi