İçinde d olan 6 harfli 792 kelime var. İçerisinde D harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında d harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu d harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DİLLEK

  1. [sıfat] Dedikoducu

DİRLİK

  1. [isim] Yaşayış, hayat, sağlık, varlık, geçim
  2. Huzur, erinç
    • "Madem birsin, birlik olsun / Dilde, dinde, milliyette / Murat et de dirlik olsun / Baştan başa cemiyette." (Orhan Seyfi Orhon)
  3. Osmanlı İmparatorluğu'nda bir hizmete karşılık olmak üzere bir kimseye devletçe verilen aylık veya bir yere bağlı gelir
    • "Zaten onun için, hazinelerin, varlıkların, dirliklerin ne değeri vardır." (Samiha Ayverdi)

DIZDIZ
...
HODKAM
...
KUNDAK

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb
    • "Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  2. Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm
    • "Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi." (Yahya Kemal)
  3. Arabalarda dingil yatağı
  4. Ara bozma, fitne, fesat

DEPREM

  1. [isim] Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı, yer sarsıntısı, hareket, zelzele

GONDOL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Genellikle Venedik'te kullanılan, ayakta, kıç tarafta tek kürekle yürütülen, 10 m uzunluğunda, yassı ve iki başı yukarıya kıvrık kayık
  2. Genellikle söz ve nişanlarda kız tarafına içine şeker, çikolata vb. konularak armağan olarak verilen, kesme cam veya gümüşten, yayvan, kayık biçiminde tabak

İPTİDA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Başlangıç
  2. Bir işe başlama
  3. [zarf] (i'ptida:) Önceleri, en önce, ilk önce
    • "İnanmayarak başladığımız sözlere iptida kendimiz inanırız ve o hisleri içimizde duyarız." (Hüseyin Cahit Yalçın)

MISDAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ölçüt

PENDİK
...
STADYA

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir noktanın takeometreye olan uzaklığını ölçmek için, bu nokta üzerine düşey doğrultuda konan santimetrelere bölünmüş mira

DÜMDÜZ

  1. [sıfat] Çok düz
    • "Mühendislerin keşfine göre, taş ocağı olarak işletilirse yirmi senede dümdüz olabilirmiş." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Sade, basit
    • "Yirmi iki senelik dümdüz bir hayat." (Aka Gündüz)
  3. Bilgisi, görgüsü çok dar bir sınır içinde kalan (kimse)

DÜZLEM

  1. [sıfat] Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı
  2. Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey, müstevi
  3. [isim] Ortam
    • "Böyle bir anlaşma var, hem ulusal hem uluslararası düzlemde sessiz bir anlaşma." (Tahsin Yücel)

SAYDAM

  1. [sıfat] İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf
    • "Atlet vücudunu bütünüyle gösteren, saydam bir sabahlık giymişti." (Atilla İlhan)
  2. [isim] Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöz ve projeksiyona konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt
  3. [isim] Diyapozitif
  4. [isim] Asetat
  5. Açık seçik, belirgin
    • "Karmaşık gibi gözüken sorun son günlerde saydam bir görünüş kazandı."

DÜZMEK

  1. [-i] Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek
    • "Oğlum Sıtkı için son zamanlarda epeyce temiz ev eşyası düzdü diyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek
    • "İskambil kâğıtlarını düzdü."
  3. [-e] Yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek
    • "Yeşil caminin avlusundaki sette oturmuş, Nilüfer ovasına şiir düzerken..." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [nsz] Uydurmak
    • "Bir sürü yalan düzmüş."
  5. Cinsel ilişkide bulunmak

GÖRDES
...
ŞÜHEDA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Şehitler
    • "Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda." (Mehmet Akif Ersoy)

ADAPTE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Uyarlanmış
    • "Ahmet Vefik Paşa'nın Zor Nikâh'ı Molière'den adaptedir."

DİREKT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Dolaysız, aracısız
    • "İki devlet arasında direkt ilişki yok."
  2. [zarf] Doğru olarak, hiçbir yerde durmadan, duraksız, doğruca
    • "Bu otobüs direkt İstanbul'a gider."
  3. [zarf] Doğrudan, doğrudan doğruya
    • "Sınıfını direkt geçen öğrenci."

HAYDİN

  1. [ünlem] Birden çok kişiyi isteklendirmek ve harekete geçirmek için kullanılan bir seslenme sözü
    • "Haydin çocuklar, gidelim artık!"

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü