İçinde dö olan 8 harfli 50 kelime var. İçerisinde DÖ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dö olan kelimeler listesine ya da sonu dö ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Dö Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
D Ö
2 Harfli Kelimeler
ÖD
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÖLLENİŞ
-
-
[isim]
Döllenmek işi
-
[isim]
Döllenmek işi
- DÖVMESİZ
-
-
[sıfat]
Dövmesi olmayan
-
[sıfat]
Dövmesi olmayan
- DÖŞENMEK
-
-
[nesnesiz]
Döşeme işi yapılmak
- "Yılına kalmadı, hepsi düzeldi, döşenip donandı."
-
[-e, teklifsiz konuşmada]
Birine kızarak kötü ve küçük düşürücü sözler söylemek
-
[teklifsiz konuşmada]
Uzun uzadıya ve yererek yazmak
- "Başyazar bu olay üzerine gene döşenmiş."
-
[nesnesiz]
Döşeme işi yapılmak
- FIRDÖNDÜ
-
-
[isim]
Biri döndüğünde ötekinin de dönmesini engellemek için uç uca getirilerek serbest bir eksenle bağlanmış çift halka
-
Topaç gibi çevrilerek oynanan, tunçtan, altı köşeli bir kumar aracı
-
[denizcilik]
Bir ipe bağlı olarak birden fazla çıpa atıldığında çıpaların karışmaması için tekne zinciri ile parçaların bağlandığı zincir arasına konulan metal araç
-
[mecaz]
Belirli bir görüş veya düşünce sahibi olmayan kimse
- "Sen de amma fırdöndüsün!"
-
[isim]
Biri döndüğünde ötekinin de dönmesini engellemek için uç uca getirilerek serbest bir eksenle bağlanmış çift halka
- NALDÖKEN
-
-
[isim, mecaz]
Taşlı, çakıllı yol
-
[isim, mecaz]
Taşlı, çakıllı yol
- DÖVÜŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Karşılıklı birbirini dövmek
- "Öyle yiğitçe, öyle gözünü daldan budaktan sakınmadan dövüşmüş, atına binip oradan uzaklaşmıştı."
-
[-le]
İki silahlı kuvvet çatışmak
-
[spor]
Boks yapmak
-
[nesnesiz]
Karşılıklı birbirini dövmek
- DÖVÜŞKEN
-
-
[sıfat]
İyi dövüşen veya dövüşmeyi seven; vuruşkan
- "Eski dövüşken gür sesli erkek Osmanoğulları tanınamıyordu."
-
[sıfat]
İyi dövüşen veya dövüşmeyi seven; vuruşkan
- DÖKÜKLÜK
-
-
[isim]
Dökük olma durumu
-
[isim]
Dökük olma durumu
- DÖNMELİK
-
-
[isim]
Dönme olma durumu; mühtedilik
-
[isim]
Dönme olma durumu; mühtedilik
- GÜNDÖNDÜ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız ayçiçeği
- "Mısırlar, gündöndüler bozulmuş, içi tezekle sıvalı harmanlara getirilmişti."
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız ayçiçeği
- DÖNDÜRME
-
-
[isim]
Döndürmek işi; irca, tahvil, taklip
- "Sohbeti o yana döndürmeye çalıştım."
-
Isırgan otu ile yapılan bir tür yemek
- "Genç kızlar önceki günden soğanlı karmaca, döndürme yaparlar."
-
[isim]
Döndürmek işi; irca, tahvil, taklip
- DÖNDÜRÜŞ
-
-
[isim]
Döndürmek işi
-
[isim]
Döndürmek işi
- DÖNEKLİK
-
-
[isim]
Dönek olma durumu; kaypaklık
-
[isim]
Dönek olma durumu; kaypaklık
- DÖVÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Dövme işine konu olmak; pataklanmak, sopalanmak
- "Ama ne kovulmuş ne de dövülmüştü."
-
[nesnesiz]
Dövme işine konu olmak; pataklanmak, sopalanmak
- DÖNÜŞSÜZ
-
-
[sıfat]
Dönüşü olmayan
-
[sıfat]
Dönüşü olmayan
- DÖKÜMEVİ
-
-
[isim]
Fabrikalarda döküm yapılan yer; dökümhane
-
[isim]
Fabrikalarda döküm yapılan yer; dökümhane
- DÖVÜNMEK
-
-
[nesnesiz]
Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek; vurunmak
- "Bir kadın dokuz çocukla bir viranenin içinde çırılçıplak kaldım diye dövünüyordu."
-
[mecaz]
Çok üzülmek
- "Farsçayı öğrenmediğime dövünür dururum."
-
[nesnesiz]
Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek; vurunmak
- DÖRTNALA
-
-
[zarf]
At dörtnal koşarak
- "Aydınlıktan huylanan atlar şaha kalkarak deli gibi dörtnala ileri atılıyorlardı."
-
[mecaz]
At gibi koşarak
- "Birdenbire titreyerek silkindim; imkânı yok bunun teyze diyerek dörtnala aşağı kaçtım."
-
[zarf]
At dörtnal koşarak
- DÖŞEMELİ
-
-
[sıfat]
Döşemesi olan
- "Her muvakkat memuriyet odası gibi sade ve dağınık döşemeli bir yere girdiler."
-
[sıfat]
Döşemesi olan
- DÖRTLEME
-
-
[isim]
Dörtlemek işi
-
[edebiyat]
Bir gazelin her beytinin başına iki dize eklenerek yapılan nazım biçimi; terbi
-
[ağızlardan]
Tarlayı dördüncü kez sürme
-
[isim]
Dörtlemek işi