İçinde cel olan 8 harfli 31 kelime var. İçerisinde CEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında cel olan kelimeler listesine ya da Sonu cel ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
C E L Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
CE, EL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ACELELİK
- ...
- GECELERİ
-
-
[zarf]
Gece vaktinde
-
Her gece
- "Geceleri bile düşsüz koyu bir uyku çeker." (Haldun Taner)
-
[zarf]
Gece vaktinde
- ACELETEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Çabucak
-
[zarf]
Çabucak
- MÜSECCEL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Kütüğe geçirilmiş, tescil edilmiş, sicilli
-
[sıfat]
Kütüğe geçirilmiş, tescil edilmiş, sicilli
- SÖZCELEM
- ...
- DÜŞÜNCEL
-
-
[sıfat]
Gerçekte olmayıp yalnızca düşüncede, tasarım içinde var olan
-
Yalnız düşünce ile kavranabilen
-
[sıfat]
Gerçekte olmayıp yalnızca düşüncede, tasarım içinde var olan
- GÖRECELİ
-
-
[sıfat]
Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan, göreli, bağıntılı, izafi, nispi, rölatif
- "Bütün bu tarihler göreceli işaretlerdir." (Necati Cumalı)
-
[sıfat]
Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan, göreli, bağıntılı, izafi, nispi, rölatif
- YÜCELTİŞ
- ...
- İNCELTME
-
-
[isim]
İnceltmek işi veya durumu
-
[isim]
İnceltmek işi veya durumu
- NİCELEME
-
-
[isim]
Nicelemek işi
-
[isim]
Nicelemek işi
- HECELEME
-
-
[isim]
Hecelemek işi
- "Çok sürmedi, bir zaman geldi ki Emine işittiği sözü hecelemeye başladı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Hecelemek işi
- DÖNENCEL
-
-
[sıfat]
Dönence ile ilgili
-
[sıfat]
Dönence ile ilgili
- İNCELMEK
-
-
[nsz]
İnce duruma gelmek
- "Sahnede siyah organtin tuvaletiyle beli incelmiş, göğsü kabarmış." (Refik Halit Karay)
-
Zayıflamak
- "İstasyonda mavi gözleri solmuş, incelmiş bir nefer Hasan'ı karşıladı." (Halide Edip Adıvar)
-
Sıvı, koyu durumdan akışkan duruma gelmek, akışkanlığı artmak
-
Davranışları incelik kazanmak, kibarlaşmak
- "Avrupa görmüş, incelmiş bir delikanlıya kızların nasıl içi gitmesin." (Haldun Taner)
-
[nsz]
İnce duruma gelmek
- DERECELİ
-
-
[sıfat]
Derecesi olan
- "Balkonda orta dereceli memurlar, zabitler, kadınlar..." (Memduh Şevket Esendal)
-
Derecelere ayrılmış, kademeli
- "Tek dereceli seçim."
-
[sıfat]
Derecesi olan
- GECELEME
-
-
[isim]
Gecelemek işi
-
[isim]
Gecelemek işi
- İNCELEME
-
-
[isim]
İncelemek işi, tetkik
-
Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma
- "İlk çalışmaları daha çok deneme ve inceleme türünde olmuş, bunları edebî hatıraları izlemiştir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[isim]
İncelemek işi, tetkik
- CELEPLİK
-
-
[isim]
Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapma işi
-
[isim]
Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapma işi
- ÖNCELERİ
-
-
[zarf]
Önceki zamanda, başlangıçta
- "Önceleri kapıldığım münasebetsiz düşünce, kafamdan defolup gitmişti." (Refik Halit Karay)
-
[zarf]
Önceki zamanda, başlangıçta
- FERACELİ
-
-
[sıfat]
Ferace giymiş olan
-
[sıfat]
Ferace giymiş olan
- CELBETME
-
-
[isim]
Celbetmek işi
-
[isim]
Celbetmek işi