İçinde ce olan 8 harfli 154 kelime var. İçerisinde CE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ce olan kelimeler listesine ya da sonu ce ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CEZBEDİŞ

  1. [isim] Cezbetmek işi
CELEPLİK

  1. [isim] Celepçinin yaptığı iş; celepçilik
    • "Hem söz konusu ticaretin hacmi hem de devletin fiyatlara müdahalesi nedeniyle celeplik ve kasaplık çok büyük sermaye isteyen ve çok büyük zararlara yol açabilen meslekler durumuna gelmişti." (Şevket Pamuk)
KAVLİNCE

  1. [zarf] Kavline göre, sözüne bakarak
    • "Ayşe Hanım'ın kavlince paşa pek cömertmiş." (Sermet Muhtar Alus)
HAREZMCE

  1. [isim] Bakınız Harezm Türkçesi
CESURANE

Kelime Kökeni: Arapça cesūr + Farsça -āne

  1. [sıfat, eskimiş] Cesura yakışan
    • "Cesurane ve daha ziyade ısrara bırakmayan bir katiyetle yalan söyledim." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  2. [zarf] Bakınız cesurca
    • "Süratle merdivenleri çıktı, cesurane idare heyeti odasına girdi." (Reşat Nuri Güntekin)
İNCELEME

  1. [isim] İncelemek işi; tetkik
    • "Bu sorunun sistematik incelemesini yapmak bana düşmez." (Aydın Boysan)
  2. [edebiyat] Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma
    • "İlk çalışmaları daha çok deneme ve inceleme türünde olmuş, bunları edebî hatıraları izlemiştir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
ŞİŞKİNCE

  1. [sıfat] Biraz şişkin olan
MÜTERCEM

Kelime Kökeni: Arapça mutercem

  1. [sıfat, eskimiş] Çevrilmiş, tercüme edilmiş
YÜCELTİŞ

  1. [isim] Yüceltme işi
ÇİRKİNCE

  1. [sıfat] Çirkine yakın
    • "Ne denli yalapşap yapıldığı sonradan anlaşılan bir ameliyatla, zaten çirkince olan burun iflah olmaz bir eğriliğe kavuşmuş, öyle de kalmıştı." (Elif Şafak)
  2. [zarf] Çirkin bir biçimde
MÜCEVHER

Kelime Kökeni: Arapça mucevher

  1. [isim] Altın, yakut, pırlanta vb. değerli taşlardan yapılmış süs eşyası; cevher
    • "Onun mücevherlerine, incilerine malik tarihte az imparatoriçe gelmiştir." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bakınız cevahir
ZEVCELİK

  1. [isim] Zevce olma durumu
GÜÇSÜZCE

  1. [zarf] Güçsüz bir biçimde
HEMENCEK

  1. [zarf] Bakınız çabucak
    • "Bu pencerelerin çerçevelerinde gizli bir pencerecik saklıymış, dedikodu için hemencek açılıp kapatılabilecek bir kanat." (Selim İleri)
GEÇKİNCE

  1. [sıfat] Yaşı biraz ilerlemiş olan
ACELETEN

Kelime Kökeni: Arapça ʿaceleten

  1. [zarf] Bakınız çabucak
ÖNEMLİCE

  1. [sıfat] Önemli sayılabilecek kadar
    • "Eğer önemlice bir iş olmuş ise plan kurar, tertip yaparlar." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bakınız ciddi
    • "İzmir'in B. ilçesine, önemlice bir soruşturma yapmak üzere görevlendirilmiştim." (Erhan Bener)
TECERRÜT

Kelime Kökeni: Arapça tecerrud

  1. [isim, eskimiş] Her şeyden uzaklaşma, sıyrılma, soyutlanma
    • "İlk gençlik yılları da aynı hâlet ve tecerrüt içinde geçti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
ŞECERECİ

  1. [isim] Şecere tutan kimse
FÜCCETEN

Kelime Kökeni: Arapça fucʾeten

  1. [zarf] Ansızın ölerek
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü