İçinde ce olan 6 harfli 89 kelime var. İçerisinde CE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ce olan kelimeler listesine ya da sonu ce ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ACENTE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca agente
-
[isim]
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş
- "İtalya’da büyük bir şirketin acentesiyim ben."
-
Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse
-
Banka şubesi
-
Vapur ortaklığı
-
[ticaret]
Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse
-
[isim]
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş
- CERİHA
-
Kelime Kökeni: Arapça cerīḥa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yara
- "O zaman vecdile bin secde eder, varsa taşım / Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yara
- GÜNCEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız şemsiye
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız şemsiye
- CEMŞAT
-
Kelime Kökeni: İngilizce jump shoot
-
[isim, spor]
Basketbolda rakibe yüklenip aniden geri çekilerek ve dönerken zıplayarak atılan şut
- "Sonra o Amerikalılar, bizim spikere göre maçlarda bolca cemşat attı."
-
[isim, spor]
Basketbolda rakibe yüklenip aniden geri çekilerek ve dönerken zıplayarak atılan şut
- GÜNCEL
-
-
[sıfat]
Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.); gündeş, aktüel
- "Güncel olaylar, yorumlarla şaşılacak bir özdeşlik, bir uyum gösterir."
-
[sıfat]
Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.); gündeş, aktüel
- ÖNCEKİ
-
-
[sıfat]
Önce olan; evvelki, evveli
- "İzmir’e gitmeden önceki düşünceleri bugünkünden farklıydı."
-
İki önceki (gün, hafta, ay, yıl)
- "Bana bunu önceki gün söylemişti."
-
Bir yerde, bir görevde daha önce çalışmış olan; eski, mukaddem, sabık
- "Önceki başkan."
-
[sıfat]
Önce olan; evvelki, evveli
- KORECE
-
-
[isim]
Korelilerin kullandığı dil
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Korelilerin kullandığı dil
- CEFALI
-
-
[sıfat]
Sıkıntı, eziyet çekilen
- "Bedia için hazin ve cefalı bir hayat başladı."
-
Sıkıntıya, eziyete katlanmış veya katlanan
-
[sıfat]
Sıkıntı, eziyet çekilen
- GECECİ
-
-
[isim]
İş yerlerinin gece vardiyasında çalışan kimse
-
[mecaz]
Gündüz erken saatlerde kendini yorgun, çalışmaktan bitkin hisseden kimse
- "Sabahları erken kalkmayı sevmeyen, gece geç yatan gececi kişilerdensiniz."
-
[isim]
İş yerlerinin gece vardiyasında çalışan kimse
- CEMEVİ
-
-
[isim]
Bektaşi ve Alevilerin toplu olarak dinî tören yaptıkları yer
- "... ama yine de torununun büyük destek verdiği cemevinin yapılıyor olması onda da büyük umutlar yaratıyor."
-
[isim]
Bektaşi ve Alevilerin toplu olarak dinî tören yaptıkları yer
- İPİNCE
-
-
[sıfat]
Çok ince, incecik
- "Yer yer tırtıklanmış, ipince çapkın bıyıkları vardı."
-
[sıfat]
Çok ince, incecik
- CEREME
-
Kelime Kökeni: Arapça cerīme
-
[isim]
Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme
- "Öde şunun ceremesi her neyse."
-
[isim]
Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme
- ÖNCECİ
-
-
[isim]
Bir şeyi ilk olarak ve başkalarından önce yapma veya ortaya atma; inisiyatif
- "Öğrencinin okuldan aldığı kültürün ileride edineceği meslek kişiliğinin başlıca göstergesi olacağı düşüncesine göre düzenlenmesi ve bu konuda öğrencilere geniş öncecilik tanınması."
-
Önde gelen kimse
-
[isim]
Bir şeyi ilk olarak ve başkalarından önce yapma veya ortaya atma; inisiyatif
- SADECE
-
-
[zarf]
Belirtilenden başkası bulunmadan; yalnız
- "Biz burada sadece tekâmül seyrine göre kabataslak bir tasnif denemesi yaptık."
-
[zarf]
Belirtilenden başkası bulunmadan; yalnız
- HECECİ
-
-
[isim]
Hece ölçüsüyle şiir yazan şair
-
[edebiyat]
Millî Edebiyat döneminde hece ölçüsüyle şiirler yazan beş şairden her biri
- "Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."
-
[isim]
Hece ölçüsüyle şiir yazan şair
- GÖRECE
-
-
[sıfat]
Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen; göreceli
- "Özgürlük görece bir kavramdır, onu oldum olasıya bilmişimdir."
-
[felsefe]
Bakınız bağıntılı
-
[sıfat]
Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen; göreceli
- HAİNCE
-
-
[sıfat]
Kötü niyetli
- "Bürokrasinin haince kazıklarından birini yemiş olduğu hâlde böyle konuşabiliyordu."
-
[zarf]
Hain bir biçimde; haincesine
- "Düşüncelerini hiç paylaşmadığı hâlde onun haince öldürülmesine isyan ediyordu."
-
[sıfat]
Kötü niyetli
- CEYHAN
-
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
- ÖYLECE
-
-
[zarf]
Tam öyle; o biçimde, o şekilde
- "Dudaklarının kenarını kırıştıran bir nefret duygusuyla öylece kaldı."
-
Bakınız öylelikle
-
[zarf]
Tam öyle; o biçimde, o şekilde
- CEBELİ
-
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker
- "Tımarın geliri kendisinden başka iki cebelinin de savaşa hazır bulundurulmasını sağlayacak kadardı."
-
Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker