İçinde ca olan 5 harfli 69 kelime var. İçerisinde CA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ca olan kelimeler listesine ya da Sonu ca ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MECAZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz
  2. Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor

CAMIZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Manda

CAYIŞ

  1. [isim] Cayma işi veya biçimi
    • "Yüreğinde, gevşek bir isteksizlik, cayışa benzeyen tatsız bir gerileme vardı." (Cahit Uçuk)

CANİK
...
MALCA

  1. [zarf] Mal olarak, mal bakımından

SAVCA

  1. [isim] İddianame

KANCA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Bir şey çekmeye yarar, ucu çengelli demir çubuk

DARCA

  1. [sıfat] Biraz dar, pek geniş olmayan

CANIM

  1. sevgi bildiren bir seslenme sözü
    • "Susunuz, dedi, beyhude, ... yoruluyorsunuz can alacak noktayı unutuyoruz." (Mahmut Yesari)
    • "Gözüne kestirdiği, daha doğrusu, suçlamak için can attığı birisi var." (Tarık Buğra)
    • "Sırası gelince kendi paylarına düşen can borcunu da ödediler." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Eylül sonunda ruhunu teslim eden heves / Can bulmak üzredir yeni baştan bahar ile" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. hoşnutsuzluk anlatan bir seslenme sözü
    • "Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Yazdığım satırlara bakarsanız manevi varlığımın can çekiştiğini görürsünüz." (Halide Edip Adıvar)
    • "Bu sözleriniz bana can verdi."
    • "Bitip tükenmek bilmeyen bir tablo gibi serilip giden lale tarlası renkten renge geçtikçe herkesin canı ağzına geliyor." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
  3. (ca:nım) çok güzel, çok değer verilen
    • "Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Bahar toprağa gene can verdi." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır." (Ahmet Rasim)
    • "Her gün giyilmekten elbisenin canı çıktı."

BOLCA

  1. [sıfat] Oldukça geniş
    • "Bolca bir pantolon."
  2. [zarf] Oldukça çok, çokça
    • "Bu yıl bolca yağmur düştü." (Memduh Şevket Esendal)

LONCA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içine alan dernek, korporasyon
    • "Bu iş için loncada, isim duası yapılır." (Samiha Ayverdi)

CANAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili
    • "Canı canan dilemiş vermemek olmaz ey dil." (Fuzulî)
  2. Tasavvufta Tanrı
    • "Yunus ver canını Hak yoluna / Can vermeyince canan bulunmaz." (Yunus Emre)

CALİP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Celp eden, çeken, çekici

CAZLI

  1. [sıfat] Cazı olan
    • "Eğer gürültülü, cazlı bir yerde yemeği tercih etmezseniz sizi lokantaya götürecektim." (Refik Halit Karay)

BACAK

  1. [isim] Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü
    • "Yorgun vücudunu zahmetle taşıyan ince bacakları üstünde doğruldu." (Peyami Safa)
    • "Motor şimdi karanlık suları yara yara ilerlerken sarışın kadın bacak bacak üstüne atmış, sigara içiyor." (Haldun Taner)
    • "Bacak kadar çocuğa da ne oluyordu sanki." (Tarık Buğra)
  2. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ
  3. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak
    • "Masanın bacağı."
  4. Oyun kâğıtlarında oğlan, vale

ACARA
...
BOZCA

  1. [sıfat] Rengi boza çalan
  2. [isim] İşlenmemiş, çalılık toprak, ham tarla

CARLI

  1. [sıfat] Zarı (III) olan
    • "Köyün sokaklarında elleri carlı, peştamallı köylüleri kovalıyordu." (Ömer Seyfettin)

BOYCA

  1. [zarf] Boy bakımından
    • "Güçlü kuvvetli kız, boyca ondan en az iki karış yüksek." (Atilla İlhan)

CAHİL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Öğrenim görmemiş, okumamış
    • "Bu maskara sosyete bana cahil diye bakar." (Halide Edip Adıvar)
    • "Bu konularda yeni kuşağın yanında her zaman cahil kalmaya mahkûmuz." (Haldun Taner)
  2. Bilgisiz
  3. Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan
    • "Bu doktorun karşısında cahil, aptal oluyorum." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız)
    • "Esasta batıl itikatlara inanmış cahil bir kızcağızdı." (Refik Halit Karay)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü