İçinde c olan 4 harfli 119 kelime var. İçerisinde C harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında c harfi olan kelimeler listesine ya da sonu c harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CÜZİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cuzʾī
-
[sıfat]
Çok az
-
[felsefe]
Bakınız tikel
-
[sıfat]
Çok az
- OMCA
-
-
[isim, ağızlardan]
Kalça kemiğinin bir bölümü
-
Kesilmiş ağaç kökü, bağ kütüğü
-
[isim, ağızlardan]
Kalça kemiğinin bir bölümü
- RÜCU
-
Kelime Kökeni: Arapça rucūʿ
-
[isim, eskimiş]
Geri dönme, sözünü geri alma; cayma, tersinme
-
[felsefe]
Bakınız kayıtım
-
[isim, eskimiş]
Geri dönme, sözünü geri alma; cayma, tersinme
- FECİ
-
Kelime Kökeni: Arapça fecīʿ
-
[sıfat]
Çok acıklı
- "Hâllerinde öyle bir kahırlı, kederli eda vardır, bütün bugünün feci hikâyesini söyler."
-
[sıfat]
Çok acıklı
- LOCA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca loggia
-
[isim]
Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinde veya parlamento salonlarında özel bölme
- "Gittim, bir hışımla locanın kapısını açtım."
-
Bakınız mason locası
-
[isim]
Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinde veya parlamento salonlarında özel bölme
- CAİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça cāʾiz
-
[sıfat]
Din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen
-
Uygun, yerinde sayılan, yakışık alan
- "Akşama kalıp iskelenin üstü binbir ayakken gitmek caiz değildi."
-
[sıfat]
Din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen
- CABA
-
-
[isim]
Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey
- "Bu mâni benden sana caba olsun."
-
[zarf]
Ek olarak
- "Kilometre başına bilmem ne kadar litre benzin dağıtılmış, yağ da caba!"
-
[isim]
Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey
- UNCU
-
-
[isim]
Un satan kimse
-
[isim]
Un satan kimse
- ACEM
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿacem
-
[isim]
İran’da yaşayan Fars kökenli kimse
-
Bakınız İranlı
-
İran ülkesi
- "Kanepenin üstünde Müşir Ethem Paşa’nın Acem matbaalarında basılmış müthiş bir resmi."
-
[isim]
İran’da yaşayan Fars kökenli kimse
- ACYO
-
Kelime Kökeni: Fransızca agio
-
[isim, ticaret]
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark
-
Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon
- "Bu nedenle bankalar bu işlemler için iskonto işleminden ayrı olarak acyo adı verilen bir komisyonu müşteriden tahsil etmektedirler."
-
Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat
-
[isim, ticaret]
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark
- BICI
-
-
"Bıcı bıcı" ikilemesinde kullanılır: çocuk dilinde yıkanma
-
"Bıcı bıcı" ikilemesinde kullanılır: çocuk dilinde yıkanma
- ACEP
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaceb
-
[zarf]
Bakınız acaba
- "Bakın çantasında acep nesi var / Bir çift kundurayla bir de fesi var"
-
[zarf]
Bakınız acaba
- İRCA
-
Kelime Kökeni: Arapça ircāʿ
- ACUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿacūr
-
[isim, bitki bilimi]
Kabakgillerden, Ege ve Güneydoğu Anadolu’da yetişen, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, bir yıllık, otsu, irice bir meyve (Cucumis flexuosus)
-
[isim, bitki bilimi]
Kabakgillerden, Ege ve Güneydoğu Anadolu’da yetişen, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, bir yıllık, otsu, irice bir meyve (Cucumis flexuosus)
- İZCİ
-
-
[isim]
İz güderek aradığını bulabilen kimse; keşşaf
- "Yel Musa Çukurova’da, Maraş, Antep yörelerinde çok ünlü bir izciydi. Ünü varıp Halep’e kadar dayanmıştı."
-
Dayanışma ve yardımlaşma duygularını geliştirmek, ruhça ve bedence güçlendirilmek için kamplarda ve okullarda eğitilen genç
- "Tam bu sırada, sokağın başından bir izci alayı sökün etti."
-
[isim]
İz güderek aradığını bulabilen kimse; keşşaf
- RACA
-
Kelime Kökeni: Fransızca raja
-
[isim]
Hindistan'da prenslere verilen ünvan
-
[isim]
Hindistan'da prenslere verilen ünvan
- CANA
-
Kelime Kökeni: Farsça cānā
-
[ünlem, eskimiş]
"Ey sevgili" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- "Esiriaşkın olmuşum cana!"
-
[ünlem, eskimiş]
"Ey sevgili" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- ACAR
-
-
[isim]
Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse; Acara
-
[isim]
Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse; Acara
- BÖCE
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız böcek
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız böcek
- RACİ
-
Kelime Kökeni: Arapça rāciʿ
-
[sıfat, eskimiş]
Geri dönen
-
Dokunan, ilgilendiren, dayanan
-
[sıfat, eskimiş]
Geri dönen