İçinde c olan 4 harfli 119 kelime var. İçerisinde C harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında c harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu c harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CÜCE

  1. [sıfat] Boyu, normalden çok daha kısa olan (kimse)
  2. Gelişmemiş (bitki)
    • "Cüce ağaçlar."

CELİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Açık, aşikâr
  2. Parlak, cilalı

AMCA

  1. [isim] Babanın erkek kardeşi
  2. [ünlem] Yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir seslenme sözü

ANCA

  1. Böylece, bu biçimde
    • "Yürü anca gidersin!"
    • "Gitmem Hasan, gitmem... Artık anca beraber, kanca beraber." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. O kadar, öyle

ACİZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük
    • "Adamın aczine şaşmaktan kendimi alamıyorum." (Refik Halit Karay)
  2. Beceriksizlik
    • "Aczini bilmek de bir meziyettir." (Ömer Seyfettin)
  3. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu

CILK

  1. [sıfat] Bozularak kokmuş (yumurta)
  2. Cıvık
    • "Çok çamurlu, cılk yollarda çoğu kadın olan köylüler, toplanmış bizi seyrediyorlardı." (Halide Edip Adıvar)
  3. İrinlenmiş
    • "Uyuzlunun bilekleri cılk yara içindeydi." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Sözünün eri olmayan

ECİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sevap
    • "Bu sabrın ecri büyüktür." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Ücret

UCUZ

  1. [sıfat] Fiyatı yüksek olmayan, pahası az, düşük fiyatlı, pahalı karşıtı
    • "Geceleri tiyatroların önünde saatlerce bekleyerek ucuz yerlere yerleşirdik." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Bizim tekrar tekrar dinlemeyi sevdiğimiz bu fıkrayı anlatırken o hâlâ bu işten ucuz kurtulmuş olmasının heyecanını duyardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
    • "Tezgâhtarlık, figüranlık derken kendini satmasını bilememiş, ucuza gitmişti." (Necati Cumalı)
    • "Hem arabayı ucuza kapattım hem sağlama bağladım." (Aka Gündüz)
  2. Az emekle elde edilen
    • "Biletçi teşekkür etmekten, ben de bu kadar ucuz teşekkür toplamaktan kurtulduk." (Burhan Felek)
  3. Adi, bozuk
    • "Bu gerçeği dile getirenleri felaket habercisi diye nitelemek ancak ve sadece ucuz politikacı ağzına yakışır." (Aydın Boysan)

CÖNK

  1. [isim] Büyük yelkenli gemi

ACİL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel
    • "Acil işleri varmış."

GÖCE

  1. [isim] Tarhana, bulgur yapmak için kullanılan kabuğu soyulmuş ve kırılmış buğday
  2. Yarılmış ve kırılmış bulgurdan yapılan çorba

İLCA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Zorlama, zorunda bırakma

ACEP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Acaba
    • "Bakın çantasında acep nesi var / Bir çift kundurayla bir de fesi var." (Halk türküsü)

CARİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Geçerli olan, yürürlükte olan
    • "Memlekette bu konunun hükmü hâlâ caridir."
  2. Akan

NECE

  1. [zarf] Hangi dilde, hangi dilden?
    • "Bu adam nece konuşuyor? Bu yazı necedir?"

NİCE

  1. [sıfat] Kaç, ne kadar
  2. Birçok
    • "Yalılarda nice yük odaları, oda gibi büyük kilerler vardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. [zarf] Nasıl
  4. [zarf] Uzun süreden beri

RACA

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Hindistan'da prenslere verilen unvan, mihrace

İCRA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir müzik eserini oluşturan notaları sese çevirme
    • "Hiçbir felaket ona büyük bir tesir icra etmiyor." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirme
    • "Kirayı icra ile alabildim. İcra memuru."
    • "Ankara Radyosu sanatçıları Hacı Arif Bey'den kürdilihicazkâr makamını icra ediyorlardı." (Haldun Taner)
  3. Adliyenin bu işle görevli dairesi
  4. Yapma, yerine getirme, bir işi yürütme

AVCI

  1. [isim] Avı kendine iş edinen kimse
    • "Avcı, elinde ipi silkeleyerek yavaş yavaş ağını çekiyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Avcılara özgü şey
    • "Avcı çantası. Avcı giysisi."
  3. [sıfat] Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan)
    • "Avcı kuş. Avcı kedi."
  4. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse
    • "Yıldız avcısı."

CURA

  1. [isim] Mızrap ile çalınan iki veya üç teli olan halk sazı
  2. Bir çeşit küçük atmaca
  3. [sıfat] Ufak tefek, gelişmemiş

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü